<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468</id><updated>2012-02-17T05:26:39.237+02:00</updated><category term='Fotografya'/><category term='GM Sanat'/><category term='Fotoritim'/><title type='text'>Fotoğraf ve Sanat</title><subtitle type='html'>Mahmut Özturan'ın Fotoğraf ve Sanat yazıları, çalışmaları, projeleri</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>24</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-2243871078323289433</id><published>2011-12-24T17:01:00.001+02:00</published><updated>2011-12-24T17:02:53.299+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotografya'/><title type='text'>Kandinsky ile Soyut ve Sanat üzerine bir irdeleme</title><content type='html'>&lt;span style="mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-fareast-language: TR;"&gt;Kaynak Yapıt (KY) :&lt;/span&gt;&lt;span&gt; Vassily Kandinsky/Sanatta Ruhsallık Üzerine, altıkırkbeş, 2001 (*1)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;Vassily Kandinsky&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="style331"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="style331"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;(1886-1944)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;Soyut sanatı ilk ortaya atan ve ilk yapıtını 1910 yılında veren Kandinsky'dir. &lt;/span&gt;&lt;span class="style331"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;1886’da Moskova’da doğdu; 1944’te Neuilly-sur-Seine’de öldü. Moskova’da hukuk ve politik ekonomi okudu, ancak 1896’da ressam olmak için Münih’e gitti. 1901’de Phalanx grubunun kurucu üyeleri arasına girdi ve çağdaş resim sergileri düzenledi. Çok seyahat etti, yapıtlarını Salon d’Automne’da sergilediğinde tekrar tekrar Paris’te bulundu. 1908-14 arasında Murnau köyünde ve Münih Sanatçılar Birliği’nin ilk başkanı seçildi. 1912’de yayıncılığını Kandinsky ve Marc’ın yaptığı Blaue Reiter almanağı çıktı; aynı ad altında sergiler düzenlendi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Wassily Kandinsky’nin 1912’ de yayınladığı ilk kitabı, Batı sanatında devrimlerin yaşandığı yıllara rastlar. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;“Über das Geistige in der Kunst” isimli (İngilizce çevirisi:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="style331"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt; “Concerning the Spiritual Art” (Sanatta Ruhsallık Üzerine) adlı kuramsal yapıtı yayınlandı ve başka dillere çevrildi. &lt;span style="color: #cccccc;"&gt;B&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;u kitapta sanatçı, geleceğin sanatı olarak soyut sanat üzerine düşüncelerini dile getirir.&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span class="style331"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;Ancak zaman içerisinde bu kitabının içeriğinin yeterince anlaşılamadığı ya da yanlış anlaşıldığı düşüncesiyle, düşüncelerine açıklık getirmek amacıyla 1913’de “&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;Rückblicke” (Geri Bakışlar) kitabını yayınladı.&lt;/span&gt;&lt;span class="style331"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt; 1914’de Rusya’ya döndü ve 1917’den sonra bu ülkedeki sanat enstitülerinin düzenlenmesinde önemli rol oynadı. 1921’de Rusya’yı terketti ve 1922’den 1933’e kadar Bauhaus’ ta öğretmenlik yaptı. 1926’da “Point and Line to Plane” yayınlandı. 1933’te Paris yakınlarındaki Neuiliy’e yerleşti.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt; Önemli Yapıtları: İlk Soyut Suluboya, Mavi Dağ, Çan Kuleli Manzara, Siyah Kemer ile Siyah Çizgiler, Beyaz Çizgiler, Mavi Daire Dilimi, Başat Mor, Başat Eğri, On Beş, Ilımlılık, Hareketler, Bölünme Birlik, ire ve Kare, Beyaz Dengeli Hareket.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Kandinsky'ye göre, yalnız günümüz sanatı için değil, gelecek sanatlar için de geçerlidir. “İnsan,” diyor Kandinsky; “Çevresinden vazgeçemez, ama, O, obje'den nasıl kurtulacağını da bilmez. Bu, benim dile getirmek istediğim sorundur. Çünkü, günümüz resminin ve yarının resminin de ana sorunu budur.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Tüm yazı ve kitaplarında, resimlerinde Kandinsky'nin dile getirmek istediği şey, sanatın obje'sinin, duyu yoluyla kavranan gerçeklik' olmadığı, tersine, sanatın obje'sinin duyularla kavranamayan tinsel varlık, tinsellik olduğu düşüncesidir. Ancak, bu tinsellik anlamındaki soyutluğu, doğal objektiv (nesnelerle) karşılaştırma olanaklarından soyutlama olarak anlamamalı, tersine soyutlama bütün bu olanakların, (nesne ilgilerinden) bağımsız olarak, sanatsal ilgilerin çözümüne dayanır.(*2)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Kandinsky, soyut sanatın gelişimiyle ilgili düşüncelerini felsefi bir temele oturtuyor. Ama dayandığı felsefi düşünce, dilinin açık olmasına ve düşüncelerini somut örneklerle açıklamasına karşın satırlar arasında gizli kalıyor.&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;Kandinsky’nin sanatla ilgili düşüncelerinin zihin ile bir ilişkisi yok. Kendisi Geri Bakışlar’da, akla, beyine seslenmek kadar kaçındığı bir şey olmadığını söylüyor ve gelecekte “tinin sağlam kökler saldığı bir ortamda hiçbir şey tin için tehlikeli olamaz, sanatta çok korkulan beyin işi bile” diyor. Kandinsky koyu dindar biri. Mistisizme olan eğilimi onu, yüzyılın başında sanat çevrelerinde çok etkili olan, Hıristiyan inancıyla Uzakdoğu inançlarını birleştiren Teozoti akımına yöneltiyor. Kitabında bu akımdan “zamanın en büyük akımlarından biri” diye sözediyor. Bu akımın temel düşüncesine göre, madde ile tin karşıtlık değil, aynı ilkenin değişik aşamalarıdır. Tanrı evrenin tinsel temelidir. Herşey ondan gelir ona gider. Dünya tanrısal gücün gerçekleşmesidir, onun yaşam sürecidir. İnsan yaşamının ereği aşama aşama maddeden sıyrılarak, tinselliğe, besin kaynağı olan tanrısal güce erişmektir. Kandinsky bu düşünceyi benimsemiş görünüyor. Gerçi kitabın bir yerinde, teozof ların 21. yüzyılda dünyanın bu güne oranla bir cennet olacağı düşüncesini aceleci bulduğunu söylüyor, ama bu büyük tinsel hareketi, gecenin karanlığında çaresiz kalan kimi yüreklere yol gösteren bir yardımcı el olarak görüyor.(*3) &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Şimdi de, Kandinsky’nin soyut sanata temel kabul edilen “Sanatta Ruhsallık Üzerine” kitabında çalıştığı konu ve kavramları irdeleyelim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;1. Ruhsallık&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Her sanat yapıtı, çağının çocuğu ve pek çok durumda duygularımızın kaynağıdır. Uygarlığın her dönemi, asla tekrarlanmayacak olan, kendine özgü bir sanat meydana getirir. Geçmişin sanat ilkelerini canlandırma çabaları en fazla ölü bir sanat doğurur.. Sanatçı, henüz adlandırılmamış olan daha ince duygularını uyandırmaya çalışmalı ve yapıtları, hissetme yeteneği olan izleyicilere sözcüklerin anlatabileceğinin ötesinde, yüce duygular vermelidir. İzleyici, bir sanat aypıtında, doğanın belirli bir amaca hizmet edecek bir taklidini ya da doğal form aracılığıyla ifade edilmiş içsel bir duyguyu; doğanın temel ruhunu arar. Yapıtlar gerçekten sanat olduklarında amaçlarını yerine getirir ve ruhu doyururlar. Bu tür yapıtlar, ruhu bayağılıktan korurlar, onu heyecanlandırırlar, yani ruhu belirli bir yüksekliğe çıkartırlar: Sanatın etki olanakları, izleyicilerin etkileşim kapasitelerinin uç noktalarına kadar kullanılmış olur. (KY/35-38)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Sanatçı, yapıt ve izleyici üçgeninde temel öge, şüphesiz sanatçının içsel değerleri ve ruhsallığıdır. Çünkü yapıt ve izleyici, sanatçının üretim ya da yaratımlarının sonucunda var olan ya da olacak olana bağlıdır. Yapıtın ortaya çıkmasında sanatçının ruhsal ve içsel değerler bütünü temel bir rol oynadığı içindir ki, yapıtların ruhsuzluğu, izleyiciye aktarılacak duygu veya düşünceleri zayıflatacak ya da zenginleştirecek nitelikli olacaktır. Bu nitelikler, yapıtın değer olmasına yardımcı olacak temel ve gerekliliklerdir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt; text-decoration: none; text-underline: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;2. Üçgen&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt; text-decoration: none; text-underline: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;Ruhun yaşamı, yatay bir şekilde eşit olmayan bölümlere ayrılmış, en dar bölümün en üstte yer aldığı büyük, dar açılı bir üçgen diagramıyla temsil edilebilir. Üçgenin tepesi bugünse, ikinci bölüm yarındır. Bugün bu tepe tarafından kavranabilen ve üçgenin geri kalanı için anlaşılmaz olan şey, yarın, ikinci bölümün gerçek duygu ve düşüncesini oluşturacaktır. Üçgenin her bölümünde sanatçılar vardır. İçlerinden kendi bölümünün sınırlarının ötesini görebilenler, etrafını çevreleyen diğerleri için birer kahindirler ve dik kafalı topluluğun ilerleyişine yardımcı olurlar. Her bölüm, bilinçli ya da çoğunlukla bilinçsiz olarak, kendisine karşılık gelen ruhsal gıdanın özlemini çeker; bu gıda sanatçı tarafından sunulmaktadır. (KY/45)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Kandinsky, ruhsal yaşamı üçgen temelli düşündüğünden ve tasarladığından, sanatın ve sanatçının yaşamdaki yerlerini ve ruhsallıkla ilişki ve bağını üçgen örneği üzerinden sürdürür. Yapıtlarında üçgeni bir form olarak yoğunlukla çalışması da bundandır; yaşamın kendisini, ruhsallığıyla bütünleştirme çabası içindedir. Sanatçı, sanatın ve yaşamın neresinde olduğunu “üçgen” örneğinden hareketle değerlendirebilir. Ancak bu üçgen, ruhsal düşünceyi ve ruhsal yaşamı temele ve merkeze almaktadır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;3. Piramit&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Tüm sanat bildirilerinde, soyuta, maddesel olmayana ulaşma çabasının tohumu bulunur. Sanatçılar, bilinçli ya da bilinçsiz olarak, Socrates’in “kendini bil” sözüne uymakta; onlara çalışma ayrıcalığı veren araçları incelemekte, denemekte ve o ögelerin ruhsal değerleri arasında bir denge kurmaktadırlar. Böylece sanatın farklı dalları kollarını biribirlerine uzatırlar. Bu kucaklaşmanın uygun bir biçimde değerlendirilmesi, gerçekten de yüce bir sanatı doğuracaktır. Sanatın ruhsal olanakları içinde demlenen her adam, bir gün “en iyi”ye ulaşacak olan ruhsal piramidin kurulması için değerli bir yardımcıdır. (KY/69)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Üçgen örnekli ruhsal yaşam ve sanatsal düşünce boyutları, her sanat dalının ve her sanatçının felsefi düşünceyle “en iyi”ye ulaşma temel çaba ve hedefi olarak bilinçlerde ve bilinçaltlarında yer almaktadır. Bu “en iyi”ye ulaşma; bir anlamda üçgenlerin birleşmesiyle bir piramite dönüşerek, Kandinky’ye göre tek bir sanat dalı ile değil, birden fazla sanat dallarının bütünleşerek ve hatta kucaklaşarak, birlikteliğinin sanata (ve belki sanat yapıtlarına) aktarılması ve uyarlanabilmesi ile olası bir “en iyi”ye ulaşılabilecektir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;4. Renk&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Renk, duyarlılık bakımından az gelişmiş bir ruh üzerinde yalnızca geçici ve yüzeysel bir etki bırakır. Bu yüzeysel etki, nitelik açısından farklılaşmaktadır. Göz, açık ve duru renkler tarafından etkilenmekte ve hatta duruluklarının yanısıra sıcak olan renkler daha da kuvvetli bir şekilde onu çekmektedir. Parlak kırmızı insanları her zaman etkilemiş olan ateşin cazibesine sahiptir. Keskin limon sarısı da gözü incitir ve izleyici, mavi ya da yeşilde ferahlık aramak üzere oradan uzaklaşır. Daha duyarlı bir ruh için renklerin etkisi daha derin ve yoğun bir şekilde etkileyicidir. Böylece renklerin ruhsal etkilerine ulaşırız. (KY/76)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Siyah-Beyaz.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz, renksizlik olarak kabul ediliyor olsa da, içindeki tüm renklerin kaybolmuş olduğu bir dünyanın sembolüdür. Bu dünya çok uzağımızdadır; armonisi ruhlarımıza dokunamaz. Bu nedenle beyaz, bizi olumsuz yönde etkileyen bir sessizlik gibidir. Bu, ölü değil, olanaklara gebe bir sessizliktir. Beyaz, doğumdan önceki hiçliğin çekiciliğine sahiptir. Siyah ise tamamen ölü, içinde hiçbir olanak barındırmayan bir sessizliğe sahiptir. Siyah küller gibi tamamen yok olmuş, bir ceset gibi hareketsiz bir şeydir. Siyahın sessizliği ölümün sessizliğidir. Görünüşte siyah, en az armoniye sahip olan renk ve karşısında diğer renklerin önemsiz tonlarının öne çıktığı nötr bir zemindir. Beyazın, neşe ve lekesiz saflığın, siyahın ise acı ve ölümün simgesi olarak kabul edilişi mantıksız değildir. Siyahla beyazın karışımı, iki hareketsiz renkten oluşumu dolayısıyla sessiz ve hareketsiz&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;olan ve sükunetinde gizil bir hareket barındırmayan griyi meydana getirir. (KY/105)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Renk olgusu ve gerçeğinin tüm sanat dallarında ve tüm sanat yapıtlarında, sanatçının duygu ve düşünceleri ile izleyici arasındaki en belirgin bir doğrudan etkileşim aracıdır. Tercih edilen ve yapıtlarda kullanılan renklerin, doku ve formlar kadar yapıta bir anlam kazandırdığı ve izleyicilerin doğrudan etkilendikleri önemli bir unsur olduğu bilinen bir gerçektir. Renklerin yanlış kullanımı, yapıtları anlamlarından uzaklaştırabileceği ve istenen etkiyi yaratamıyacağı bilinmelidir. Renk bilgisi, form bilgisiyle bir bütün oluşturacağı için, sadece renklere ruhsal ve maddesel olarak sahip olmakla başarılı yapıtlar üretilemeyeceği ve ancak formsal bilgi ve değerlerin de yapıtlara doğru aktarılması ile mümkün olabileceği üzerinde düşünmek gerekir. Rengin formdaki yeri ve önemi ile, formun renklerdeki yeri ve öneminin içiçeliği ve bunun yapıtlara yansıtılabilmesi, yapıtların başarılarında ciddi rol oynamaktadır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;b&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;5. Form&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Form, renk yüzeylerini ayıran çizgilerdir. Bu çizgiler, formun dışsal anlatımıdır. Ama farklı yoğunluklarda içsel anlatımı da vardır. Form, bu içsel anlamların dışsal ifadesidir. Form, bir nesneyi temsil ederek ya da bir boşluğa veya bir yüzeye tamamıyla soyut bir sınır olarak yalnız başına durabilir. Soyut ya da somut olaraka adlandırılamayacak sayısız form bulunur. Her formun mutlaka bir anlamı vardır, fakat çoğu zaman bu anlamlar bize ulaşamaz ya da ulaşsa bile tam olarak anlaşılmayabilir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Form ne kadar soyutsa, çekiciliği de o kadar açık ve doğrudandır. Herhangi bir kompozisyonda somut yan, kullanılan formların az ya da çok somut oluşuna bağlı olarak, az ya da çok ihmal edilmiş olabilir ve somut formların yerine saf soyutlamalar ya da somut yönü büyük ölçüde ortadan kaldırılmış nesneler kullanılabilir. Sanatçı bu soyut formları daha çok kullandıkça, soyut krallığının derinliklerine doğru güvenle ilerleyecektir.. Sanatçı, “kabul edilmiş” ve “kabul edilmemiş” form gelenekleri arasındaki ayrımlara kör, çağının geçici öğreti ve isteklerine sağır olmalıdır. O zaman, çağdaşları tarafından onaylanan ve yasaklanan araçların tümünü güvenle kullanacaktır. İçsel gereksinimlerin gerektirdiği tüm araçlar kutsaldır. İçsel gereksinimi gözden saklayan tüm araçları kullanmayı düşünmek ise yanlış olacaktır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Sanatın bu ideali ile ilgili bir kuram ortaya koymak mümkün değildir. Gerçek sanatta, kuram uygulamadan önce gelmez; onu izler. Her şey, ilk olarak bir duygu sorunudur. Her kuramsal düzen, yaratımın belirlenmesi mümkün olmayan esasından – ifade isteğinden – yoksun olacaktır. İçsel gereksinimin niteliği ve öznel formu, ölçülemez ve tartılamaz. (KY/81)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Sanatta ve sanat yapıtlarında var olan ve yaratılacak olan tüm formlar, sanatçının ruhsal zenginliği ile ruhsal değerlerinin yapıta yansıtılabilme oranında olacaklardır. Formlara bir sınırlama düşünülmesi olanaksızdır. Günümüzde var olan, düşünülen ve kullanılan tüm formların, form düşüncelerinin, form tasarımlarının dışında henüz hiç düşünülmemiş sayısız form olduğu bir gerçektir. Buradan hareketle her sanatçı, günümüze kadar kullanılmış ve kullanılmakta olan formların dışına çıkabildiği kadar, farklı düşünebildiği kadar yaratıcılığa yönelecektir. Sanatta yaratıcılığın olmaması ya da zayıf kalması durumunda sanattan söz etmek çok zor olacaktır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;6. Teori&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Çağımız, bir yapıtın karşısında durup, onun kendi mesajını söylemesine izin vermekten hoşnut olmayan bir izleyici ve uzman tipi meydana getirdi. İzleyici, yapıtın içsel değerinin işlemesine izin vermek yerine, kendini “doğaya yakınlık”, “mizaç”, “işleme tarzı”, “tonalite”, “perspektif” ya da vs. aramakla meşgul eder. Gözü dışsal ifadeyi içsel anlama ulaşmak için incelemez. İlginç bir insanla sohbet ederken, onun esas düşünce ve duygularına ulaşmaya çalışırız. Kullandığı kelimeler, bu kelimeleri telaffuzu, onları söylemesi için gerekli olan nefes, dilinin ve dişlerinin hareketleri, beynimizdeki psikolojik faaliyet, kulağımızdaki ses ya da sinirlerimizdeki fizyolojik etkiyle ilgilenmeyiz. İlginç ve önemli olmalarına rağmen bu şeylerin, o an için esas şeyler olmadığını ve bizi asıl ilgilendirenin anlam ve düşünce olduğunu farkederiz. Bir sanat yapıtıyla karşı karşıya geldiğimizde de aynı duyguya sahip olmalıyız. Bu genel bir hal aldığında, sanatçı, doğal form ve renkten vazgeçebilecek ve tamamıyla sanatsal bir dilde konuşabilecektir. (KY/124)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText2" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Kandinsky’nin burada verdiği harika örneği, her sanatçının gerçekten ciddi bir şekilde düşünmesi ve kendi öznel sanat yaşamı ile yapıt üretim sürecinde dikkate alması gerekir. Bir sanat dalının gerektirdiği maddesel araç ve koşulları, sanatın merkezine ve odak noktasına yerleştirme yanılgısına düşülmesinin ne denli yanlış ve hatta komik bir durum olacağı unutulmamalıdır. Yapıtta aranması gereken ruhsallık, duygu ve anlam derinliği yerine, yapıtın maddesel ve gözle görülebilen sıradan niteliklerine odaklanma ve bunları önemseme durumu, izleyiciyi yapıtın sanatsal değerinden uzaklaştıracaktır. Yapıttaki maddesel nitelikler de önemlidir tabii ki, ama asla yapıtın ruhunu oluşturan temel öge durumuna konulmamalıdırlar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;7. Sonuç&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Geçmiş zamanlarda somut idealler tarafından tümüyle küçümsenen ve gözden saklanan soyut düşünce, sessizce sanata yaklaşmaktadır. Yavaş ilerlemesi doğaldır, zira organik form arka plana düştükçe, soyut ideal daha fazla önem kazanmaktadır.(KY/91) Sanat yapıtı, gizemli ve gizli bir biçimde sanatçıdan doğar. Ondan yaşamını ve varoluşunu kazanır. Varlığı tesadüfi ya da mantıksız değildir. Hem ruhsal hem de maddi yaşantı açısından belirli ve anlamlı bir gücü vardır. O vardır ve ruhsal atmosfer yaratacak güce sahiptir ve kişi, bu içsel açıdan, onun iyi bir sanat yapıtı olup olmadığı kararını verir. Yalnızca ruhsal değer tam ve tatmin edici olduğunda, iyi sonuç elde edilmiş olur.. İnsan ruhunun güçlendiği dönemlerde sanatın da gücü artacaktır. Çünkü ikisi ayrılamaz derecede bağlıdır ve birbirini tamamlar. Ruhun maddi inançsızlıkla boğulduğu zamanlardaysa, sanat amaçsız bir hal alır ve “sanatın yalnızca sanat uğruna var olduğu” sözü duyulur. O zaman, santla ruh arasındaki bağ adeta bilnçsizliğe itilir. Sanatçı ve izleyici birbirlerinden uzaklaşır ve sonunda, izleyici sanatçıya sırtını döner ya da ona, becerisi ve ustalığı alkışa layık hokkabaz gözüyle bakmaya başlar. Sanatçının konumunu doğru ölçmesi; sanatına ve kendisine karşı bir görevi olduğunu; bir şatonun kralı değil, ulu bir amacın hizmetkarı olduğunu farketmesi çok önemlidir. Kendi ruhunun derinliklerini araştırmalı, geliştirmeli ve onunla meşgul olmalıdır. Böylece sanatı giydirebileceği bir şeye sahip olur; elsiz bir eldiven olarak kalmaz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Sanatçının söyleyeceği bir şey olmalı; çünkü amacı, forma hakim olmak değil, onu içsel anlamına uyarlamaktır. İçsel gereksinimle meydana getirilen, ruhtan kaynaklanan şey, güzeldir.(KY/133)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;(Fotografya, Sayı: 24,   Ağustos/2011)&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mahmut Özturan&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;Mart, 2011&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Kaynaklar: &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;*1. (KY) &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-weight: normal; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;Vassily Kandinsky, Sanatta Ruhsallık Üzerine, altıkırkbeş, 2001&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;*2. &lt;/span&gt;&lt;span class="style331"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;Modern Sanatın Öyküsü, Remzi Kitabevi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&amp;nbsp;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;*3. Makale: “Kandinsky&lt;span style="mso-bidi-font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 13.5pt;"&gt;'nin sanatı tinsel mi zihinsel mi?” &lt;em&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;(Nazan İbşiroğlu : www.felsefeekibi.com/sanat)&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;-&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Times New Roman;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-2243871078323289433?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/2243871078323289433/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=2243871078323289433&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/2243871078323289433'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/2243871078323289433'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/12/kandinsky-ile-soyut-ve-sanat-uzerine.html' title='Kandinsky ile Soyut ve Sanat üzerine bir irdeleme'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-4750186729266671424</id><published>2011-12-24T16:44:00.001+02:00</published><updated>2011-12-24T16:46:50.988+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotografya'/><title type='text'>Soyut Düşüncenin Sanata Yansıması</title><content type='html'>&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;1. Tanımlar:&lt;br /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Soyut:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt; Varlığı duyularla algılanamayan. Madde halinde olan bir varlığı değil de, sırf fikir niteliğinde olan bir kavramı anlatan. İlişik olduğu nesne ve özelliklerden ayrılarak düşünülen herhangi bir şeyin niteliği ya da bu nitelikleri anlatan kavramlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Soyutlama:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt; Geleneksel mantıkta bir tümeli tikel şeylerden türetme, çıkarsama işlemlerine, bir dizi tikel şeyde ortak olanı inceleyerek, tümel olana ulaşma sürecidir.&lt;/span&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Soyutlamacılık:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt; Soyutlamalara, somut gerçeklikler kadar değer verme durumudur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Soyut nesne:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt; Zaman ve mekan içinde bir yer işgal etmeyen nesne türüdür.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Soyut düşünce:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt; Duyulur ve algılanır olandan sıyrılmış, kavramsal düşünme ile varılan düşünce.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;u&gt;Soyut kavramlar:&lt;/u&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;a. Nesnelerin niteliği gibi gerçekte kendi başına var olmayan, nesnelerin niteliği olarak var olan, ancak nesnelerden çekilip çıkarılarak tasarımlanabilen kavramlar (büyük, mavi) &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;b. Algılanamayan şeyleri gösteren kavramlar (tüze)&lt;/span&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;c. Nesnelerin özelliklerinden sıyrılmış olan bütün genel kavramlar.(*&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;1)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;2. Soyut Düşünce ve Sanat&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Soyutlama, gerçekte ayrılmaz olanı düşüncede ayırma eylemidir; biçimi, rengi, boyutları, nesneden ayrı düşünmektir. Büyük bir nesneyi küçük, kırmızı bir atı beyaz, benekli bir kediyi beneksiz olarak düşünmek.. Bu düşünme eylemlerinin tümü, gerçekte var olanı, sahip olduğu özelliklerden soyutlamak ve bununla birlikte, eşzamanlı olarak farklı bir özellikle biçimlendirerek farklı bir nesneye dönüştürebilmenin düşünsel sürecidir. Sadece düşüncelerimizde oluşturmaya çalıştığımız bu “bir nesneyi özelliklerinden soyutlama ve farklı anlam ve özellikler&lt;/span&gt; &lt;span style="color: #cccccc;"&gt;giydirme” eylemi, düşüncelerimizde başarı kazanabildiğinde, soyutlama yapılabilmiş demektir. Nesnel gerçekliklerde yapılan soyutlama, tümüyle zihinsel bir eylemdir ve bireyde bir “düşünce sistemi”ne kolay dönüşmez. Bu anlamda, nesnelliklerden de soyutlanarak, düşüncelerimizde var olan ya da algılayabildiğimiz kavramları, sahip oldukları özellik ve niteliklerden soyutlayabilmek ise, bizi soyut düşünebilmeye ve bunun sonucu olarak da soyut düşünceye götürür. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Soyut düşünce, duyulur ve algılanır olandan sıyrılmış, kavramsal düşünme ile varılan düşüncedir.&lt;/span&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Ne diyor Leonardo da Vinci? "Cismi resmetmeyeceksin, onun ruhunu kavrayacaksın, niyetlerini göreceksin, tutkularını duyacaksın."&amp;nbsp; Mona Lisa'nın&lt;/span&gt; &lt;span style="color: #cccccc;"&gt;yüzündeki gizemli gülümsemeyi seyrederken öyle bir an nasıl yakalanır ve resmedilebilir şaşırıp kalıyoruz ve şaşkınlığımız hayranlığa dönüşüyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Tekniği&amp;nbsp;bilgi olarak bilen bir sürü ressamlar, müzisyenler ancak öğreticilik yapıyorlar. Sanat eseri yaratmak teknikten, bilgiden ayrı bir şey; sanki hayatın içinde ve ruhun derinliklerinde yapılan bir keşif sanat.&amp;nbsp; Keşfini ifade etme aracı ve tekniği&amp;nbsp; ancak onun uzantısı.&amp;nbsp; Deneyimleri yorumlama ve gerçeği kavrama çabası, sanatçının, bilim adamının, filozofun ortak yönüdür. Hatta bu ortak yön, kendi çapımızda günlük hayat içinde her birimizin insan olarak etkinliklerimize sinen bir şeydir. Sanat, profesyonel bir etkinlik olmaktan önce insan zihninin&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;bir boyutudur.(*2)&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;h3 style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;3. Soyut Sanat:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h3&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Soyut olan pek çok kavramın, düşüncelerimizde bir gerçek olarak var olduklarını biliyoruz, soyut sanatın da. 100 yıla varan bir soyut sanat süreci içerisinde çeşitli sanat dallarındaki soyut yapıtların üretilmesi, gerçek yaşam içinde ve sanat müzelerinde yerlerini almış olması, artık soyut sanat kavramının varlığının sorgulanmayacağını, ve fakat soyut sanat yapıtlarının, her sanat yapıtından biraz daha fazla sorgulanacağını ve irdeleneceğini göstermektedir. Çünkü soyut sanat yapıtlarında anlatılanın ifade ettiği anlam, sanatçı ile izleyici arasında tam bir örtüşmeye olanak vermemektedir. Soyut konulu olmayan bir sanat yapıtındaki “var olanı betimleme” temel olgusu nedeniyle sanatçı, izleyici ile bir ortak düşünce ve algı kanalı oluşturabilmekte ve belirli noktalarda bu algı ve düşünceler örtüşebilmektedir. Bu nedenle, soyut sanat yapıtlarında sanatçı ile izleyici arasında “anlaşılma ve algılama” bağlamında bir iletişim zorluğu yaşanmaktadır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Soyut sanat; modern sanatta gerçek objeleri betimlemeden kaçınan biçimci bir akımdır. Bu nedenle ifade'nin, yeni bir biçim vermenin sanatı olarak kabul edilir. Tüm sanat dallarında, antik dönemlerden beri kullanılmakta olan “betimleme” ya da “öykünme” yöntemlerinin bir tarafa bırakılabileceğini ve sanatçının, kendi içsel zenginliklerini; duyu ve düşüncelerini yapıtlarına aktarabileceği noktasından hareket edilerek “gerçekte var olmayan” anlamından uzak, ve fakat var olana farklı anlamlar yüklenerek, imgenin biçimsel değişime uğratılması eylemleri olarak sanat dünyasında ciddi bir yer ve değer kazanmıştır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText3" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Kandinsky ile 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkan soyut sanat, doğanın sanatı bozduğunu iddia ediyor, doğayı resimden çıkarıyordu. Bu düşüncelerle, sanatta, figürsüz ve geometrik biçimlerin kullanıldığı geometrik soyut eğilimler görülmeye başlandı. Gerçekte var olan bir objeden hareketle, bu objenin, sanatçının kendi imgelem gücüyle oluşturabildiği farklı biçimlere, farklı figürsel anlatımlarla “anlam kazandırma” ve “var olandan” değil, kendi imgeleminden hareketle sanat yapıtları üretmeye yönelim, soyut sanat olarak kabul edilmiştir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBlockText" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 13.5pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Wilhelm&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Worringer, soyut sanatı, bir psikolojik etken, bir dürtü ile açıklar. Ne var ki, bu soyutlama dürtüsü ilkellerde bilinçsiz bir mekanizma ile soyut sanata&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt; &lt;span style="color: #cccccc;"&gt;götürdüğü halde, uygar insanda bu dürtü, bu kez bilinçli bir duyguya dönüşerek metafizik bir nitelik elde eder. Görülenin, dokunulanın gizeminin sanki azaldığı bilinçaltı yönlendirmeleriyle insanların genelde görülemeyene daha yakın ve bilinçli ilgi duymaları ve bunun sonucunda soyut olan her şeyi düşünmek ve anlamak istemeleri durumu, uzun süren sorgulamalar sonunda daha da ilginç ve hatta zorunlu bir yöneliş gibi, sanatçıları soyut düşüncelerden soyut sanata yönlendirmiştir. sanatçının düşüncelerinde var olan metafizik kavramları gerçek yaşamda biçimlendirme girişimleri, sanatın soyut boyuta yansıması olarak algılanır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText3" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Soyut sanat, düşüncelerde var olanı düşünmek, aramak, bulmak ve sorgulamak ister; yeni bir varlığa, yeni bir gerçekliğe ulaşmak ister. Sanatta yaratıcı düşünce, sorgulayan ve biçimlendiren düşüncedir. Bu tür düşüncelerin sonuçta biçime ulaşması ise soyut sanatı oluşturur. Sanatçının amacı, kendi estetik değer ve düşünceleri içinde varlığı sorgulamak ve saptayabileceği anlamına biçim vermektir. Soyut sanatın aradığı gerçeklik; doğal nesne benzeri gerçeklik olmayıp, sanatçının kendisinin düşünceleriyle araştırarak kurduğu ve yarattığı bir gerçekliktir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Michel Souphor gibi soyut sanat kuramcıları, hiç bir şeyi andırmayan, ya da gözlemlenen realiteyi hiç bir şekilde yansıtmayan bir yapıta, soyut sanat yapıtı derler. Soyut sanat; kübizm, fütürizm ve diğer biçimci akımların doruk noktasıdır. İlk defa olarak soyut resim yapanlardan biri, 1910’larda Rus ressam Kandiski’dir (1866-1944). Bir başka Rus soyutçu olan K. Maleviç ise (1878-1935) kendi yaptığı sanata “supramatizm” adını veriyordu. Soyut Sanat, Fransa’da Robert Delaunay ve Hollanda’da Stijl grubu ile kendini göstermiştir. &lt;u&gt;De Stijl&lt;/u&gt; taraftarları tinsel harmoninin ve düzenin yeni bir ütopik idealinin uğraşındadırlar. Saf bir çalışma ve evrenselliğin savunucuları olarak form ve renkleri basite indirgemişlerdir, eserleri sadece yatay ve dikey çizgiler, siyah ve beyazla birlikte ana renklerden oluşmaktadır. Grubun çalışmalarının temelini oluşturan sanatsal felsefe neoplastisizme dayanır. 2. Dünya Savaşı sonrasında Soyut Sanat, kapitalist ülkelerin çoğunda, özellikle de ABD’de yaygınlık kazanmıştır. (Jackson Pollock ve Mark Rothko gibi..) Öznelcilik ve İdealizm, Soyut Sanat’ın epistomolojik temelleridir; burada sanat yaşamdan ayrılmıştır. Soyut Sanat, sanatta, tipik görüntülerin, gerçek olayların ve çevrenin betimlemesini reddeder; bunun sonucu olarak da yaşamın anlamının ve amacının dile getirilmesini olanaksazlaştırır. Soyut Sanat, tüm gerçek sanat yapıtlarında bulunan güzelliğin ve realite dramının yerine “mistik”, “sezgisel enerji”, “insan bilincinin titreşimleri” gibi ifadeleri koyar. Sanat görüntülerinin ve gerçek formların en aşırı derecede deforme edilmesi; görüntülerin karmakarışık anlamsız lekeler, çizgiler, benekler, yüzeyler ve üç boyutlu figürler halinde soyutlanması, Soyut Sanat’ın tipik yanıdır.(*3)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Soyut Sanatın Önemli Temsilcileri: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Robert Delaunay : Fransa: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;1885 - 1941&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;  &lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Wassily Kandinsky: Rusya: 1866 - 1944&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Kazimir Maleviç :&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Rusya: 1879 - 1935&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Vladimir Tatlin :&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Rusya: 1885&lt;/span&gt; &lt;span style="color: #cccccc;"&gt;- 1953&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;  &lt;span style="color: black; mso-bidi-font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 13.5pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;F&lt;/span&gt;rantisek &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Kupka :&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Çek&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;:&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;1871 - 1957&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;h3 style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;4. Sanatta gerçekler ve olmayanlar:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h3&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Tüm sanat dallarında yaşanan her olgu birer gerçektir. Gerek sanat dalının kendisi, gerek kuralları, gerek yapıtları hep gerçektirler. Çünkü okuruz, dokunuruz, görürüz, izleriz ve en önemlisi gördüğümüz hakkında düşünürüz. Göremediğimiz hakkında da düşünebilsek de tümüyle göreceli olan bu düşüncelerin doğruluğu ve gerçekliği hep tartışmalı olur. Gerçek olan, var olanlardır. Sadece düşüncelerde var olanların gerçekliğinin savlanması zordur. Sanat yapıtlarının kendileri hep birer gerçek oldukları için, sanat yapıtlarının varlıkları sorgulanmaz; içeriği, değeri, anlamı ve önemi sorgulanır. Bu tümüyle göreceli kavramların doğruluğu ve gerçekliği, sadece izleyicilerin zihinlerinde, duygu ve düşüncelerinde oluşur ve sadece “o kişiye özel” olarak birer gerçek haline dönüşürler. Sanatın kendisinde, sanatçıda ve izleyicide var ve sorgulanabilir olan bu gerçek kavramlar, her birimiz için içereceği anlam ve değerin farklılığı nedeniyle, “salt gerçek” olarak kabul edilemezler. Salt gerçekler, düşünen ve gerçeği görebilen insanların tartışmasız kabul ettikleridir. Sanat gibi tümüyle düşünsel irdeleme, haz ve algılama kavramlarıyla içiçe bir özel dünyada; sanatın, sanatçının ve yapıtın dışındaki tüm kavramlar, sorgulanabilirliği ve “tek ve mutlak doğru” nitelikli olabilmelerinin ciddi zorluğu nedeniyle birer gerçek olarak görülmezler. Soyut kavramlar üzerinde ortak düşünce ve ortak algının zorluğu, sanat yapıtlarına soyut anlamlar ve değerler kazandırma eyleminin de ne denli zor olduğunu düşündürtür bizlere.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Sanat kuramlarında en çok üzerinde durulan, konuşulan, sorgulanan ve tartışılan kavramların önem, estetik ve gerçek olduğunu biliyoruz. Bu soyut kavramlar üzerinde ortak bir ölçüt ve ortak bir değer henüz kabul edilmemiştir. Bu nedenle de sanat ve yapıtları, gerek biçim ve gerekse de öz ve içerik bakımından bireysel beğeni sınırlarında hep tartışılagelmiş ve bugün için tüm ölçütlerin dışında gibi değerlendirilen bir yapıt, bir zaman sonra, değişen algı ve yorum biçim ve yöntemleri nedeniyle bir değer olabilmektedirler. Sanat Kuramlarını anımsarsak:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;1. Sanat, işlediği konunun önemiyle değer kazanır; içeriğin önemli olması gereklidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;2. Sanat, formun güzelliği ile değer kazanır; sunulan şeyin güzel olması gereklidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;3. Sanat, gerçekliğin doğru ve tam olarak aktarılması ile değer kazanır; sanat gerçeklik içindir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Tüm sanat kuramlarının sonucunda, bir sanat yapıtı, sanatçının gördüğü ya da hissettiği bir şeyden kaynaklanır. Sanatçı, konunun önemi ya da biçimin güzelliğinden bağımsız olarak, gördüğü ya da duyduğu her şeyi, kendi öznelliği ile yeniden “sanatsal içerikle” üretebilme yeteneğine sahip olmalıdır.(*4) Sanat kuramlarının tümü, sanatçının öznel düşünce yapısı ve bu düşüncelerin yapıtlarına yansıması gerekliliği üzerinedir. Öznel düşüncelerin salt gerçeklerden oluşamayacağı gerçeği, soyut kavramlarla ilgili bazı düşüncelerimizin gerçek dışı olabileceği gerçeği ile karşı karşıya bırakır bizi!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5. Soyut olanın gerçeklik irdelemesi:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;Sadece dokunabildiklerimizin, görebildiklerimizin gerçekliğini savlamanın yanlış olacağını biliyoruz. Dokunamadığımız, göremediğimiz ama var olduklarını bilimsel öğretiyle bildiğimiz pek çok gerçek “şeyler” var yaşamlarımızda, dünyamızda.. Bunların hepsine soyut diyoruz; varlığı duyularla algılanamayan; madde halinde olan bir varlığı değil de, sadece fikir niteliğinde olan bir kavramı anlatan; ilişik olduğu nesne ve özelliklerden ayrılarak düşünülen herhangi bir şeyin niteliği ya da bu niteliklerini anlatan kavramlar.. Bu tür varlığından asla şüphe etmediğimiz soyut kavramların, biçim, önem ve değerlerinin tartışılır olması ve ortak bir ölçütün olamaması, soyut olanın var ve gerçek olmadığını göstermez. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Sanatta ve sanat yapıtlarında, sanatçıların öznel düşüncelerini yapıtlarına aktarırken, kendi dünyalarında var olan birtakım değerleri, kendi algı yeterliklerince düşünür ve çalışırken, tümüyle soyut kavramlar içinde yaşarlar: doğru, güzel, önem, değer gibi... Bunların hepsi vardır ve gerçektirler ve bir ürünü yapıta dönüştürebilecek çok önemli kavramlardır. Önemsiz, çirkin ve değersiz nitelikli bir yapıtın düşünülmesi, imgelenmesi olanaksızdır. Soyut sanat yapıtlarında bu kavramlar çok daha fazla tartışılmaktadır. Çünkü yapıt, bir betimleme ve öykünme sonucu değil, bir düşünsel imgelem sonucu, tümüyle sanatçının düşünce ve algı zenginliği sonucunda yapılmıştır. Sanatçının düşüncelerini, belirli bir nesneye bağlı kalmaksızın ya da nesnenin biçim ve özelliklerinden tümüyle soyutlanarak yaptığı çalışma, her izleyiciye aynı algı ve düşünceyi veremeyeceği için, yapıttaki gerçeklik tartışılabilecektir. Bu tür değerlendirmeleri tartışma olarak değil, yorum ve algı farklılığı olarak görmek gerekir; sanat yapıtlarında ortak yorum ve değerlendirmenin her zaman çok kolay olmadığını da unutmadan...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Nesnel doğal varlık, düşünsel soyut kavrayışlar sistemine dönüşmüştür. Bilimin ve felsefenin değişimler zincirinde varlığın anlamı, nesnenin kendisinden, varlığın anlamına kaymıştır. Nesne, duyularla algıladığımız bir varlık olmayıp, bilinç ve ben yüklediğimiz düşünsel bir varlık olmuştur. Nesne değil, nesnenin anlamına yönelen, onun içine giren bir gerçekliktir. Nesneler dünyasının karşısına düşünceyi koymak, düşünsel algılamalar sonucu yeni ilgilerin gerçekleşmesine yönelimdir. Duyusal algılamalardan, tekrardan, görülebilir olandan arınarak; varlığı görünebilir kılmayı amaçlamaktır. Görünür kılınan gerçeklik duyularla algılanan gerçeklik olmayıp, onların anlamıdır. Nesnel gerçeklikten özü ayrı olan bu gerçeklik, düşünsel, soyut gerçekliliktir. Bu anlayışla soyut sanat düşünsel değerler dünyasına girmiş olur.(*5)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;6. Soyut Fotoğrafın gerekleri ve zorlukları&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBlockText" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Soyut sanatın kendi öz niteliklerinden kaynaklanan anlam ifade etme, anlaşılma ve algı zorluklarının, her sanat dalından çok daha fazla yaşanması olasıdır fotoğraf sanatında! Çünkü fotoğraf, diğer sanat dallarından çok daha farklı olarak, teknolojinin çeşitli boyutlarının kullanımı ile yapılabilmektedir. Bir fotoğraf sanatçısının yapıtına kişisel katkısı, bir ressamdan, bir heykeltraştan daha farklıdır, farklı anlam boyutları içerir ve ciddi anlam yüklemeleri gerektirir. Jawlensky(*5) der ki: "Sanatçı, kendi ben dünyasında sahip olduğu şeyi ifade eder, yoksa gözleri ile gördüğü şeyleri değil." Bir fotoğraf sanatçısının bu deyişi çok daha ciddi düşünmesi gerekir. Çünkü soyut fotoğraf çalışan bir kişi, sadece gördüklerini fotoğraf yapıtlarına aktarmakla yetinemez; kendi “ben dünyasında” sahip olduklarını: düşüncelerini, düşünsel zenginliklerini, çeşitli algılarını ve kimi değerlerini de yapıtlarına yansıtabilmelidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Fotoğraf, tek tek işaretlerin birikimi yoluyla değil, entegre bir mekanizmanın anlık işleyişi yoluyla bir betim oluşturur. Mercekten geçmesine izin verilen bütün ışınlar hemen bir görüntü oluştururlar ve mercek, tanımı gereği, doğru odak uzunluğunda odaklanmış bir görüntü yaratır. Betim, kamera sisteminin tek olası sonucudur ve bir merceğin oluşturduğu görüntü, fotoğrafta mümkün olan tek görüntüdür. Nitekim, fotoğrafçılar Modernist eleştiri söyleminin analitik keskinliğinden ne kadar etkilenmiş olurlarsa olsunlar, bu söyleme doğrudan katılamazlar, çünkü kendi araçlarının özgüllükleri buna izin vermez. Sanat fotoğrafçılığı çağında, resimle fotoğraf arasında kurulan mesafeli ilişkide bu fiziksel engelin önemli bir rolü vardır.(*6)&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;Bu teknik gerçeklik nedeniyle, bir fotoğraf sanatçısı, bir görüntünün izleyiciye “sadece” aktarılması boyutunda kalamaz. Kendi düşünsel zenginliği ve derinliği oranında yapıtına değer katmak durumundadır. İzleyiciyle, kendi düşünceleri ve yapıtı arasında bir bütünlük sağlayabilmek için, yapıtın teknik içerik ve biçimlerine çok fazla takılmadan bir de anlam yüklemesi gerekecektir. Çünkü düşünsel derinlik sanat yapıtının kaynağıdır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Soyut sanat yapıtının biçim, denge ve özü, tüm karşıt ögelerin dengesi ve uyumdur. Biçim vericinin görevi; ister içsel-dışsal, ister bireysel-tümel, ister akılsal-sezgisel, her şeyi denge yasalarına göre mutlak evrende kavramaktır. Bu evrensel dengeyi, bu gizli uyumu nesnelerde izlemektir. Biçimsel, yapısal bir denge içinde onlara biçim vermektir.(*7)&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;Soyut fotoğraf çalışan bir sanatçı, öncelikle kendi içsel değerler zenginliğini geliştirmeli, düşüncelerini ve düşünce sistematiğini 2 ve hatta 3 boyutlu kalmaktan kurtarabilmeli, düşüncelerine derinlik kazandırabildiği oranda soyut kavramının gerçek anlamını bile zorlayacak düzeyde sorgulamalar yapabilmeli; kendi iç dünyasında, kendi düşünsel altyapısında soyut kavramlarla bütünleşebilmelidir. Bu soyutlama ve soyut düşünceyi yaşama sürecinin gereklerini yerine getirebilmenin zorlukları nedeniyle soyut fotoğraf çalışmanın anlam ve değerini kavramak durumundadır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;(Fotografya, Sayı: 24,&amp;nbsp; Ağustos/2011)&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Mahmut Özturan&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Şubat, 2011&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Kaynaklar:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;span style="color: #eeeeee;"&gt;*&lt;/span&gt;1) Paradigma Felsefe Sözlüğü: Ahmet Cevizci &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;span style="color: #eeeeee;"&gt;*&lt;/span&gt;2) İnsan Düşüncesinin Boyutları: &lt;span style="mso-bidi-font-size: 13.5pt;"&gt;Yılmaz Özakpınar&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: grey; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="color: #eeeeee;"&gt;*&lt;/span&gt;3) Felsefe Sözlüğü: M. Rosenthal, P. Yudin &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="color: grey; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="color: #eeeeee;"&gt;*&lt;/span&gt;4) Sanat Nedir? Tolstoy&lt;/span&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;span style="color: grey; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #eeeeee;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;5) Jawlensky, Alexej Von: www-jawlensky-com&lt;/span&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="color: grey; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #eeeeee;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;6) Jeff Wall: Sanat Dünyamız-84&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;span style="color: grey; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #eeeeee;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;7) Soyutlama ve Özdeşleyim: Wilhelm Worninger&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: grey; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;-&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Times New Roman;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-4750186729266671424?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/4750186729266671424/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=4750186729266671424&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/4750186729266671424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/4750186729266671424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/12/soyut-dusuncenin-sanata-yansmas.html' title='Soyut Düşüncenin Sanata Yansıması'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-7863709664011801903</id><published>2011-12-24T15:57:00.002+02:00</published><updated>2011-12-24T15:58:24.339+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotoritim'/><title type='text'>Fotoğraf Atölyeleri Üzerine</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;1. Atölye&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Çeşitli tanımlar: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;1.&lt;/b&gt; TDK: Zanaatçıların veya resim, heykel sanatlarıyla uğraşanların çalıştığı yer, işlik.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;2.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt; İşçiler tarafından üretim araçları kullanılarak, gereç değerlerinin değiştirilmesiyle yeni ürünler meydana getirildiği ve belirli bir amaca ulaşan üretim çalışmalarının yapıldığı sınırlı alanlar, atölye olarak tanımlanır. &lt;b&gt;3.&lt;/b&gt; Bir zanaatkârın genellikle kol emeğine dayalı olarak mesleğini uyguladığı yer, işlik. &lt;b&gt;4.&lt;/b&gt; Bir ressamın, bir heykeltraşın çalıştığı (bir akademide, bir sanat okulunda) özel düzenlenmiş yer. Örnek: Resim Atölyesi, Heykel Atölyesi, Seramik Atölyesi, Fotoğraf Atölyesi... (İngilizce: workshop)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Atölye, en genel ve temel anlamıyla “iş ve üretim yapılan yer” olarak bilinir. Sanat dallarıyla ilgili olarak üretim amaçlı çalışmaların yapıldığı yerlere de atölye diyoruz. Atölyenin amacı bir sanat yapıtı üretebilmeye yönelik olunca, bu “sanat atölyeleri”nde yapılan ve yapılacak olan çalışmaların içerik ve nitelikleri çok daha bir anlam ve önem kazanır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;2. Fotoğraf Atölyesi&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Son yıllarda fotoğrafın yaşamlarımızda daha yoğun bir şekilde yer almasıyla birlikte, “Fotoğraf Atölyeleri” ile çok sıkça karşılaşır ve duyar olduk. Katılanlarımız, atölye dönemi sürecinde ve sonunda yaşadıklarını biliyorlar; kimi zaman hayal kırıklıkları, kimi zaman da güzel bir doyumluluk duygusu.. Atölyelerin çeşitli içerik ve niteliklerde, ve farklı konularda çalışmalar yaptıklarını biliyoruz. Genel anlamda bir fotoğraf atölyesi olabildiği gibi, çeşitli alt başlıklarda, branşlaşmış olarak da atölye çalışmaları yapılmaktadır: doğa atölyesi, belgesel atölyesi, soyut atölyesi.. gibi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Maalesef fotoğraf ve sanat atölyelerinin ortalama bir standardı henüz olgunlaşmadı ve yok gibi.. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Her bir kurumun kendi olanak ve koşullarına, kendi öngörü ve beklentilerine göre hazırlayıp uyguladıkları çok çeşitli ve çok sayıda atölye uygulama örneklerine tanık oluyoruz. Bunlardan hangisinin neden yetersiz, ya da hangisinin neden başarılı oldukları üzerine ciddi bir analiz ve irdeleme de yapılmış değil! Böylesi bir belirsizlik içinde “hangisinin, niçin” başarılı ya da başarısız; yeterli ya da yetersiz olduklarını anlamak ve savlamak da bir hayli zor olmaktadır. Bu konuda standart bir ölçütün yokluğu, katılımcılara gerçekçi bir değerlendirme zorluğu da yaşatmaktadır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Burada, fotoğrafın sadece çalışma ve öğrenme boyutunda yapılan atölye çalışmalarının içerik ve niteliğini değil; fotoğrafın “sanat” boyutuyla ilişkilendirilmiş ya da ilişkilendirilmeye çalışılan “fotoğraf sanatı atölyeleri”ni irdelemeye çalışacağım. Bir sanat atölyesine katılmayı planlayan bir sanatseverin, mutlaka beklentileri vardır ve olmalıdır da. Bu beklentiler, “öylesine” çevresel ya da medyatik etkenlerle oluşturulmuş bilinçsiz bir nitelikte ise, zaten o atölye çalışmasından ne beklediğini ve atölye çalışmalarının sonunda neler elde edeceğini – edebileceğini de büyük olasılıkla bilmiyordur! Bir sanat atölyesi, atölye planlamasını yapan kişi ve kurumlar ile atölyeyi yönetecek olanların ortak ve gerçek amaçlarının sanata katkı verebilmek olduğunun tartışmasız öngörüsü ve ön kabulüyle bir anlam kazanır. Fotoğraf - Sanat Atölyesini planlayan kurum ya da kişinin, atölye çalışmalarına başlamadan önce, atölyenin amaç, program, konu ve içerik detaylarını açıklaması, beklenenler ile hedeflenenlerin katılımcılara duyurulması gerekir. Gerçekçi bir fotoğraf atölyesi planlayıcısı, katılımcılara “gerçek anlamda” atölye koşullarını sağlamak, konusunda yeterli, deneyimli ve “usta” isimleri danışman veya rehber olarak görevlendirmek ve atölye çalışmaları sonunda katılımcıların beklentilerini ne denli karşılayabilmiş ve amacına ne denli ulaşabilmiş olduklarının analiz ve değerlendirmelerini yapmak ve hatta bir sonuç raporu yayımlamak durumunda olmalıdır. Değilse, sonraki ya da diğer atölye çalışmalarında daha başarılı ve daha verimli olabilmenin altyapısını hazırlayamamış olurlar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;3. Atölye ve Üretim&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Atölyeler, öncelikle üretim yapılan yerlerdir. Bilgi verilmesi ya da bilgi kazanılması ancak yardımcı bir unsur olarak bir atölyede yer alabilir. Çoğunlukla ve yoğunlukla bilgilenme ve bilgi aktarımı niteliği taşıyan atölyeleri, daha çok “seminer” ya da “kurs” olarak tanımlamak gerekir. Atölyeleri kurs ve seminerlerden ayıran en büyük özellik, yoğun bir bilinçli üretim programıdır. Çok kısa bir sürede, bir hafta sonu ve hatta “bir tek gün” ile sınırlı bir atölye programında, “atölye” sözcüğünün gerçek anlamına ne denli bağlı kalındığını ve beklentilere ne denli olumlu ve tatminkar yanıt verilebildiğinin önemle irdelenmesi gerekir. Kimi zaman, çok saygın isimlerin de bu “bir” ya da “iki” günlük, 3-5 saatlik atölyelerde görev aldıklarını ve bu saygın isimlerden yararlanmak amacıyla bu atölyelere pek çok sanatseverlerin katıldıklarını ve katılabilme çabası içinde olduklarını biliyoruz. Özellikle fotoğraf dünyasında yeni ve heyecanlı dönemlerini yaşıyan fotoğraf tutkunlarının ilgi ve meraklarının bu şekilde kullanılıyor olması da acı bir gerçektir. Atölye çalışmasına katılanların, program sonunda, ciddi ve gerçek anlamda bir üretim yapamadan, ellerindeki “atölye katılım sertifikaları” ile neler kazandıklarını(!) düşünmeleri ve irdelemeleri gerekir. Yapılan bu tür&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;çalışmaların bir atölye değil, kısa süreli bir kurs olduğu açık ve acı bir gerçek olarak ortadadır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;4. Olması ve Olmaması gerekenler&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bir atölye, kısmen de olsa bilgilenmenin yanında yoğun ve ağırlıklı olarak üretim çalışmalarının yer ladığı bir programa sahip olmalıdır. Program içeriğinde üretimin ağırlığı çok açık ve net bir şekilde görülmelidir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Yoğun bir bilgilenme ve bilgi paylaşımı olan çalışma programlarının “atölye” olarak adlandırılması kesinlikle yanlış ve aldatıcıdır. Bilgi ağırlıklı bir içeriğe sahip programlar “kurs” olarak adlandırılmalıdır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bir atölye programı, en az 20 saat olmalıdır. Atölye çalışmaları, günlük 3-4 saatten az olmamalıdır. Yapılan üretim çalışmaları, anında ve hemen değerlendirilmeli, çalışmaların yinelenmesine olanak verilmelidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Atölye çalışmalarının yapılacağı ortam çok iyi planlanmalıdır. Amacına uygun olmayan, çalışmaların rahatlıkla yapılamadığı mekanlar, bir fotoğraf ve sanat atölyesi olarak kullanılmamalıdır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Katılımcı sayısı, atölyenin program yoğunluğu ve mekan yeterliği ile doğrudan bağıntılıdır. Atölye çalışmalarında katılımcı sayısına sınır konulması ve bunun bir temel ilke haline getirilmesi zorunludur. Asla ticari kaygıların etkisinde kalınmamalı, katılımcıların emek ve zamanlarına saygı gösterilmelidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Kısa bilgilendirmelerle eşzamanlı yoğun bir üretim yapılmalıdır. Çok çalışma ve çok üretim, katılımcılara yoğun bir deneysel atmosfer etkisiyle olumlu kazanımlar sağlayacak ve üretim arzusu kazandıracaktır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bir fotoğraf atölyesi, öncelik ve ağırlıkla, bilinçli üretim rehberlik görevini titizlik ve önemle yerine getirmeli, katılımcıların bilgi ve üretme becerisi kazanımlarının ayırdında olacakları planlı bir aktivite olmalıdır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;5. Sonuç ve Öneriler&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Atölye çalışması yapacak kurum ve kişiler, öncelikle sanata ve sanatseverlere saygı adına ilkeli ve ciddi bir “atölye çalışma programı” oluşturmalı; katılımcı sayısını, amaç ve hedeflerini açıkça belirtmelidir. Ticari amaçla planlanan atölye ve benzeri organizasyon ve oluşumların; emeğe, sanata, sanatçıya ve sanatseverlere saygıyı asla unutmamaları gerekir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Fotoğraf atölyelerine katılarak kendilerini daha da geliştirmeyi planlayan fotoğraf tutkunları ile sanatseverlere, öncelikle ciddi bir araştırma yapmalarını, elde edecekleri tanıtım ve reklam bilgilerini sorgulamalarını ve değerlendirmelerini, çevrelerine danışmalarını, katılacakları atölyelerden beklentilerini ve amaçlarını önceden dikkatle düşünmelerini öneriyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;“Fotoğraf Atölyesi” gibi güncellik kazanmış çekici deyimlerin sorumsuzca kullanılarak, sanatseverlerin tertemiz düşünce ve beklentilerinden yararlanmak, sanata ve sanatseverlere büyük bir haksızlık olacaktır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bu arada, fotoğraf sanatına ciddi anlamda önem ve değer veren, düzenledikleri kurs, seminer ve atölyelerle fotoğrafa ilgi duyan sanatseverlere gerçek anlamda rehberlik yapan ve yardımcı olmaya çalışan, başarılı çalışmalarıyla fotoğrafa ve sanata ciddi katkılarda bulunan değerli fotoğraf sanatı kurum ve kuruluşlarına da fotoğraf ve sanat adına teşekkür ediyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Saygın fotoğraf sanatı kurum ve kuruluşlarımızı, “fotoğraf atölyeleri” üzerinde nitelikli, zengin içerikli ve bilgilendirici taslak atölye programları oluşturmaya ve fotoğrafseverleri bilgilendirme ve yönlendirmeye davet ediyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;(Fotoritim, &lt;span style="text-decoration: none; text-underline: none;"&gt;Fotoğraf ve Sanat Üzerine  Düşünceler, &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;Mayıs/2011)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Mahmut Özturan&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;Nisan, 2011&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;-&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Times New Roman;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-7863709664011801903?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/7863709664011801903/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=7863709664011801903&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/7863709664011801903'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/7863709664011801903'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/12/fotograf-atolyeleri-uzerine.html' title='Fotoğraf Atölyeleri Üzerine'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-6926174261293918028</id><published>2011-12-24T15:48:00.000+02:00</published><updated>2011-12-24T15:48:09.195+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotoritim'/><title type='text'>Sanat yapıtlarının “iyi ve güzel” olma zorunlulukları üzerine</title><content type='html'>&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;1. İyi&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;Önce, “iyi”nin ne olduğu üzerine biraz düşünelim ve irdelemeler yapalım.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;İyi; istenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olandır. İyi sözcüğü, Türkçe kökünde yararlı ve karlı anlamlarını içerdiği gibi, bunun Latince kökünde de zenginlik ve mal anlamlarını içerir. Felsefede ise; Sokrates, “iyi”yi bir bilgi temeline dayandırır: her insanda bir iyiye eğilimli olma özelliği vardır. Platon da aynı görüştedir; şu iki şeyin dışında ne iyi ne kötü vardır: bilgililik iyi bir şeydir ve bilgisizlik kötü bir şeydir. Aristoteles’e göre ise, iyi’yi gerçekleştiren kurgusal anlık değil uygulamalı anlıktır ve bunun sonucu olarak iyi’yi; aklın uygulamalı yönelimi olarak görür.(1)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;Yaşamın her evresinde ve her konusunda, dokunduğumuz, düşündüğümüz ve hissettiğimiz her olgunun iyi olmasını istemek, ummak ve beklemek, sanki yaşamak için solumak kadar doğal bir durum olarak görülür. Bu doğal gerçekliği, yaşamlarımızın her döneminde ve her konusunda yaşarız. Önceden “iyi olmadığını” öngördüğümüz ya da düşündüğümüz hiç bir şeye özlem ve yakınlık duymaz ve onunla olmak, ya da ona ulaşmak ve elde etmek istemeyiz. Bunun için de, her birey haklı ve doğal olarak yaşamındaki her şeyin “iyi” olmasını düşler ve arzular. İyi olmadığı bilinen şeyi isteyen hiç görülmemiştir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;Yaptığınız işin, yaşadığınız evin, yediğiniz yemeğin, giysilerinizin, arkadaşlarınızın, düşlerinizin, duygularınızın, yaşamınızın bir parçası olmuş ve sizinle içiçe olan her konunun iyi olmasını istemek, en doğal hakkınız ve beklentinizdir. “İyi” olarak tanımlanan her şeyin, öncelikle kusursuz, eksiksiz, donanımlı, sorunsuz olması istenir ve beklenir. Bu nedenle iyi, ne için kullanılıyorsa, o şey ya da konu için “sorunsuz donanımlı ve teknik yeterlikli” olarak düşünülür ve kabul edilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;2. Güzel&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;Şimdi de “güzel” üzerine düşünelim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Güzel, yapısıyla duygu ve düşünce dünyamızda haz yaratan, estetik haz ve estetik heyecan uyandıran olgudur. “Estetik” güzel’in bilimi, “güzel” de estetiğin konusudur. Güzel, bir değer yargısıdır ve her değer yargısı gibi kişiseldir ama yine de yerin ve zamanın özelliklerini taşır. Güzel’in yaratılmasında ve tüketilmesinde en etkili alışveriş, güzel’in asıl kurucusu olan sanatçı, güzel’in yargılayıcısı olan estetikçi ve güzel’in tüketicisi olan izleyici arasında geçer.(1) Güzel’in kurucusu olan sanatçı, tüketici olan izleyicinin beğenisini kazanmak kaygısına kapıldığı anda güzel’den uzaklaşır. Güzel, kaygı ile değil, estetik bilincin haz dolu duygularıyla elde edilir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;Nasıl ki “iyi” olandan “sorunsuz donanım ve teknik yeterlik” beklenirse, “güzel” olandan da “estetik içerik zenginliği” umulur ve beklenir. Her “güzel” olduğu savlanan şey ve olgudan bunu beklemek her bireyin en doğal hakkıdır. Güzelliğin göreceli bir kavram olması ve kişiye göre değişebileceği gerçeği, güzel olanın, estetik içerikten uzak olabileceği düşüncesini asla oluşturmamalıdır. Çünkü güzel olan şey, içinde her birey için en azından bir estetik öge barındırmalı ve hatta bu estetik ögelerin sayısının fazlalaştırılmasıyla da görecelilikten uzak zengin bir güzellik boyutuna ulaşabilmelidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;Günlük yaşamlarımızda her konu için kullanılabilen ve de çoğunlukla anlam ve önemleri karıştırılan iyi ve güzel kavramlarını sanatta ve sanat yapıtlarında kullanılırken daha dikkatli olmak ve özen göstermek gerekir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana;"&gt;&lt;strong&gt;3. İyi ve güzel fotoğraf&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;İyi fotoğraf, teknik yapısı ve üretim sürecinin teknik yeterliği ile, bilgilerin eksiksiz ve sorunsuz olarak üretime uygulanması ile elde edilir. Her fotoğrafçı, kurs ve seminerlerden edineceği bilgilerle, yeterli bir ekipmana sahip olarak, ve bilgilerini doğru kullanarak iyi fotoğraflar üretebilir. Genel anlamıyla kurslarda ve seminerlerde, atölyelerde verilen teknik bilgileri öğrenen ve bilen her kişi, elindeki yeterli ekipmanı da doğru kullanarak iyi fotoğraflar çekebilir, iyi fotoğraflar elde edebilir. İyi olan, teknik bilgi ve uygulama sorunu olmayandır. Ama sadece “iyi” olmak, aynı zamanda “güzel” olmak anlamına da gelmez. Örneğin, bir otomobil için “iyi” demekle, teknik yapı anlamında sorunsuz ve kaliteli denmek istenir. Ama “güzel” denildiğinde, teknik yapısının, örneğin motorunun sağlamlığı ve dayanıklılığı değil, görsel anlamda estetik görünümü ve estetik çizgileriyle ruhu okşaması: ruhun hoşlanması olarak düşünülür. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Sonuç olarak diyebiliriz ki, “Teknik başarı bir yapıtı güzel kılmaz.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;4. İyi’nin kolaylığı, güzel’in zorluğu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;İlkeli ve disiplinli bir çalışma programıyla, belirli bir süreç sonunda iyi olana ulaşılabilir, iyi elde edilebilir. Ama güzel olana çalışmayla değil, sanatçı ruhunun estetik zenginliği ile ulaşılabilir. Güzel’in ne olduğu, ölçüleri ve ölçütleri ile ilgili bilgiler herkes tarafından öğrenilebilir. Estetiğin ne olduğunu bilmek başkadır, estetik değerlere sahip olmak ve estetik içeriğe sahip yapıtlar üretebilecek ruhsal zenginliğe sahip olmak çok daha başkadır ve asıl zor olan da budur. Estetik içerikten ve anlam derinliğinden yoksun bir yapıta “güzel” demek zor olacaktır. Sanatçı, kolay olanı, yapıt üretim sürecinin başlangıcı kabul etmelidir. Kolay olan, çalışmakla ve bilgi edinmekle ulaşılabilecek olandır. Önünüzde bir programınız vardır; araçlarınızın neler olduklarını, doğru kullanımlarını, doğru sonuçlar elde edebilmenin gereklerini öğrenirsiniz, bilirsiniz ve uygularsınız. Doğru üretimler de yapabilirsiniz. Çünkü elinizde somut araçlarınız vardır ve edindiğiniz bilgilerle onları doğru kullanmayı da öğrenince, doğru sonuçlarla iyi olana ulaşır ve iyi’yi elde edersiniz. Peki bu elde ettiğiniz “iyi”ye aynı zamanda “güzel” de diyebilir misiniz? Bir programla, çalışmayla, kurslarla elde edilemeyecek olan ise zor olandır: yani “güzel” olandır. Bu, sanatçının ruhsal estetik düşünce zenginliğidir. Eğer bir bireyde ruhsal estetik değerler zenginliği, estetik düşünce ve estetik değerler bütünü yoksa, kurslarla, okumayla, bilgi edinmekle bu özellikler, yani “Sanatçı Ruh” kazanılamaz!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana;"&gt;&lt;strong&gt;5. Bir sanat yapıtının “iyi ve güzel” olabilmesi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;Sanatsal bir üretim sürecinin sonunda ortaya çıkacak olan yapıtın, teknik yeterlik ve estetik içerik zenginliğine sahip olması gerekir ve hatta buna zorunludur. Eğer değilse, zaten ortaya çıkacak ürüne bir sanat yapıtı denilemez. Her sanat dalının kendine özgü teknik gereklilikleri vardır ve bunun yapıtta varlığının tek gereği de bilgidir. Bilgi, ortaya çıkarılması planlanan her tür yapıtın bir ön koşuludur. Konu&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;fotoğraf için düşünüldüğünde, özellikle de bu dijital çağımızda tümüyle teknolojiden oluşan bilgidir. Fotoğraf üretmek de, bu bilginin oluşturduğu uygulamalı üretim sürecidir. Bir fotoğraf üretilirken, teknik bilgi yetersizliği veya eksikliği, üretim sürecinin sorunlu ve sıkıntılı, ve hatta başarısız olmasına neden olabilir. Sorunsuz ve teknik yeterliğe sahip bir fotoğraf üretim süreci sonunda, ortaya çıkacak ürünün başarılı olabilmesi için gerekli olan en önemli koşul, teknik bilgi ve bu bilginin doğru uygulanabilmesidir. Doğru fotoğrafın teknik bilgi eksikliği ile üretilmesi zaten olanaksız gibidir. İşte burada, ancak; teknik anlamda sorunsuz ve başarılı bir fotoğrafa “iyi fotoğraf” denebilir. Teknik bilgi yetersizliğinden kaynaklanan, araçlarını ve fotoğraf teknolojisini yeterince bilmeden üretilmiş bir fotoğrafa; örneğin, ışık kullanımı ve netlik konuları başarıyla uygulanamamış bir fotoğrafa “iyi fotoğraf” denilmesi hiç de kolay olmayacaktır. Aynı şekilde, güzellik de bir sanat yapıtı için zorunluluktur. Çünkü güzel olan, estetik içeriği zengin olandır. Estetik içerikten yoksun ve izleyiciye ruhsal estetik duygular vermeyen, yaşatmayan ve kazandırmayan bir fotoğrafa “güzel” denmesi zor olacaktır. Bir sanat yapıtının “iyi” olması teknik bilgi yeterliğine bağlı iken, yani bir anlamda fotoğrafçının çalışmasıyla, öğrenmesiyle, kurs ve seminerlere katılarak kazanılabilecek bir yeterlik iken; “güzel” olabilmesi, çok çalışmayla, bilgi ile, kurslarla kazanılabilecek bir yeterlik değildir. Burada sanatçının ruhu rol oynayacaktır, bilgileri değil! Sanatçının öznel estetik değerleri ile ruhsal estetik zenginliği değer ve önem kazanacaktır. “Sanatçı Ruh”un varlığı, yapıtların üretim ve yaratım süreçlerinde, sahip olunan estetik düşünsel zenginliğin de etki ve katkısıyla, üretilecek yapıtlara estetik içerik de kazandırarak, üretimlerin bir sanat yapıtı olması mümkün olabilecektir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;Bir yapıtın teknik yapısının başarısı olan “iyilik” bilgi ile sağlanabilir ama “güzellik”, sanatçının ruhsal ve estetik değerler zenginliğinin yapıtına yansıması ile olasıdır ancak.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;(Fotoritim, &lt;span style="text-decoration: none; text-underline: none;"&gt;Fotoğraf ve Sanat Üzerine Düşünceler, &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;Mart/2011)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoHeading7" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Mahmut Özturan&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  Mart, 2011&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt; &lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;Kaynak:&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;  &lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;(1) Felsefe Sözlüğü – Afşar Timuçin&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Times New Roman;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-6926174261293918028?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/6926174261293918028/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=6926174261293918028&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/6926174261293918028'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/6926174261293918028'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/12/sanat-yaptlarnn-iyi-ve-guzel-olma.html' title='Sanat yapıtlarının “iyi ve güzel” olma zorunlulukları üzerine'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-2670291848389739248</id><published>2011-02-05T20:19:00.000+02:00</published><updated>2011-02-05T20:19:51.729+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GM Sanat'/><title type='text'>Sanal ortamda iyi ve doğru fotoğrafın zorlukları</title><content type='html'>&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;strong&gt;İnternetin sanal zorlukları&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;İnternetin yaşama neler kazandırdıklarını hepimiz çok iyi biliyoruz, hatta onsuz bir yaşamı çoğu zaman düşünemez bile olduk. Ancak her yararlı olguda olduğu gibi, internetin de yanlış ve bilinçsiz kullanımından kaynaklanan zorluklar da yaşamaktayız. Yaşanan bu tür zorlukların temelinde, insanlarımızın maalesef, araştırma, inceleme ve sorgulamaya pek meraklı olmamaları ve “öylesine” bir günlük yaşamı tercih ediyor gibi yaşamalarıdır. İnternet öncesi yaşamı anımsarsak, herhangi bir konuda konuşabilmek ya da yazabilmek için ya bolca araştırmalar yapmak gerekirdi. Ama şimdi her isteyen, her bilgiyi iki tuşa dokunarak elde edebilmekte, ama ulaştığı bilgilerin doğruluğunu araştırmadan, incelemeden, düşünmeden, çoğu zaman “olduğu gibi” kabul etmektedirler. Bu “öylesine” yaşamı tercihin bir türüdür. Düşünen, düşünmeyi ve araştırmayı seven her birey, ulaştığı kaynakların “yanlış olabileceği” olasılığını asla gözardı etmez. Ancak, sorgulama becerisini bir yaşam biçimine dönüştüremeyen insanlar, maalesef çoğu konularda yanlış yapabilme durumundadırlar. İnternetin onca kolaylıkları, yararları ve güzelliklerinin yanında, sorgusuz ve sorumsuz kullanımlar sonucunda, ciddi zorluklar da yaşatabileceği unutulmamalıdır. Doğru ve sorgulanmış bir bilgi, özel ve genel yaşamın mutlaka yararına olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;h1 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Sanal ortamda “iyi ve doğru” olanı bulmak&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Gerçek yaşamda neyin ya da kimin “iyi ve doğru” olduğunu anlamak, sanal ortamlara göre çok daha kolaydır. Çünkü yaşadıklarınız, konuştuklarınız, yaptıklarınız hep birer gerçektirler. Ama sanal ortamlarda, karşınızdaki kişinin gerçek kimliğini, adını ve hatta cinsiyetini bile maalesef bilemezsiniz. Bu sanal; bir anlamda bilinmezlik ve gizlilik ortamının insanlara yaşattığı pek çok olumsuzlukları da biliriz, ya da en azından duymuşuzdur. Bilinen bu gerçekler ve zorluklara rağmen, internetin sanal ortamlarında, karşımızdaki insanları “gerçek” kişi olarak görmemiz, “var gibi” gösterilen obje ve olguları da “gerçekte varmış gibi” kabullenmemiz doğru olmayacaktır. Sanal ortamlarda doğruyu yaşayabilmek için, gerçek yaşamdakinden çok daha araştırmak, incelemek ve düşünmek zorundayızdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;h1 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Sanal ortam ve “öylesine” fotoğraflar sorunu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;İnternette, sanal ortamın erişim ve kullanım kolaylığı nedeniyle, fotoğrafın ne olduğunu bilmeden, sanal ortamlarda “öylesine ve basitçe” öğrendiği birkaç bilgi(!) ile, fotoğraf çalıştığını yazan, çektiği fotoğrafları sınırsız(!) her gruba, her sayfaya ekleyerek, fotoğraflarını paylaşma(!) çabası içinde olan çok, ama çok sayıda internet kullanıcısı var.. Bu şekilde, eline bir fotoğraf makinası alan, ve hatta cep telefonunun kamerasıyla fotoğraflar çekerek, bunları “öylesine” fotoğraf paylaşım sitelerinde paylaşan internet kullanıcılarının yaptıkları, sadece “öylesine” bir eğlence olmaktan başka bir şey değildir, olamaz da! &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;br /&gt;İşin en ilginç, en acımasız ve belki de en tutarsız noktası ise, aynı fotoğraf paylaşım sitelerinde, gerçek anlamda fotoğrafla ilgilenen, en azından temel eğitimini almış fotoğrafçılar ile “öylesine” fotoğraf çeken internet kullanıcılarının fotoğraf çalışmalarının yan yana yer alıyor, alabiliyor olması!.. Fotoğraf ile çok fazla bir ilişkisi, bir bağı olmayan çok, ama pek çok sayıda insanın ise, sanal ya da gerçek arkadaşlık ilişkileri içerisinde, “öylesine” bir fotoğrafa “çok güzel... harika... kutlarım...” gibi yorumlar(!) yapıyor olmaları, maalesef gerçek fotoğraf adına üzücüdür. Gerçek fotoğrafla bir tanışıklığı olmayan izleyiciler ise, çok sayıda olumlu ve güzel yorumlar yapılan bir fotoğrafı, gerçekten güzel ve başarılı(!) sanabilmektedirler. İnternette “öylesine” fotoğraflar paylaşımının, gerçek ve doğru fotoğrafa haksızlık bakımından en çok dikkat çeken yönüdür bu. Gerçek anlamda fotoğrafla ilgilenenlere, bu tür sanal ortamlarda ciddi bir görev düşmektedir. Sabır ve özveriyle, görülen yanlışlara ya müdahele edilmeli, ya da “öylesine” olmayan fotoğrafların, “öylesine” ortamlarda paylaşılmaması için çaba gösterilmelidir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;h1 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;İyi fotoğraf için araştırma, inceleme, sorgulama&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Yaşamın her konusunda olduğu gibi, internet kullanımı ve sanal ortamda bilgi paylaşımı konusunda da düşünme, araştırma, inceleme ve sorgulamalar yapmanın gerekliliği ve zorunluluğu unutulmamalıdır. Eğer iyi ve doğru fotoğraflar görülmek ve izlenmek isteniyorsa, takip edilecek adresler ve kişiler konusunda seçici olmak zorundasınızdır. Bunun için doğru bir araştırma, sizi mutlaka doğruya götürecektir. Karşınıza çıkacak her adres veya her bilginin, inceleme ve sorgulama yapılmadan kabullenilmesi yine yanlış olabilecektir. İyi ve doğru fotoğrafın öncelikli adresi, ne denli yanlış ve eksikleri olursa olsun, yine de, “fotoğraf sanatı dernekleri” olmalıdır. Tabii ki bu dernekler dışında çok sayıda saygın ve değerli fotoğraf kurumlarımız da vardır. Bu kurumları araştırmak ve incelemek için, tanıdığınız bir fotoğrafçıdan da yardım alabilir ve doğru adresin ya da adreslerin nereler olabileceği konusunu araştırabilirsiniz. Ne şekilde ve hangi düzeyde olursa olsun, yapacağınız araştırma, inceleme ve sorgulamalarınızın, sizin iyiye ve doğruya ulaşma olasılığınızı arttıracağına inanmalısınız. Bu çabalarınız, sizin öylesine fotoğraflardan ve öylesine fotoğraf adreslerinden uzak durmanızı; iyi ve doğru fotoğraflara ulaşabilmenizi sağlayacaktır, inanın. Ama, maalesef bu önerdiklerim, günümüzün kolaya meraklı; araştırmaktan ve sorgulamaktan kaçınan insanları için çok zor gibi görülebilir. Kolaycılığı tercih, bir anlamda öylesine ve sıradan olanı tercih etmek olmayacak mıdır? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: small;"&gt;&lt;strong&gt;“İyi ve doğru” fotoğrafa ulaşabilmek&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Doğru bir fotoğraf adresinde: doğru bir fotoğraf kurumunda en azından temel fotoğraf eğitimi alarak fotoğrafa başlamak, “iyi ve doğru” fotoğrafa ulaşabilmek için en doğru tercih olacaktır. Fotoğraf eğitimi alacak, alabilecek olanaklardan uzak olanların ise, internetin sunduğu kolaylıklar sayesinde, fotoğraf bilgilerini ve temel eğitimlerini sağlayabilecek adresleri sıkı bir şekilde takip etmeleri uygun olur. Ya da, fotoğraf eğitimi ve temel bilgileri içeren, değerli fotoğrafçılarımızın kaleme aldığı çok güzel, zengin ve doyurucu kaynak kitaplar bulmanız, edinmeniz ve yararlanmanız da olasıdır tabii ki. Günümüzde internet sayesinde her şey o kadar kolay ki: örneğin, Google’a girin, “fotoğraf eğitimi” – “fotoğraf bilgileri” ya da “fotoğraf kitapları” yazın, göreceksiniz, karşınıza çok sayıda adres ve kaynaklar çıkacaktır. Biraz araştırarak, varsa fotoğrafçı tanıdıklarınıza danışarak, iyi ve doğru fotoğrafa ulaşabilmenin yol ve yöntemlerini bulacağınıza inanıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;(GM Sanat, Şubat/2011)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;h3 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: small;"&gt;Mahmut Özturan&lt;/span&gt;&lt;/h3&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"&gt;Şubat, 2011&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-2670291848389739248?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/2670291848389739248/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=2670291848389739248&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/2670291848389739248'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/2670291848389739248'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/02/sanal-ortamda-iyi-ve-dogru-fotografn_05.html' title='Sanal ortamda iyi ve doğru fotoğrafın zorlukları'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-1667195273530517250</id><published>2011-02-05T20:09:00.002+02:00</published><updated>2011-02-05T20:14:20.745+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotoritim'/><title type='text'>Fotoğraf Projesi Hazırlamak</title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;1. Başlangıç&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Proje, bir kişi ya da grup tarafından, belirli bir başlangıç ve bitiş süresinde, belirlenmiş hedefler doğrultusunda, kaynak kullanılarak gerçekleştirilen eylemler bütünüdür.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Fotoğraf projeleri, genellikle bireysel çalışmalar gibi görülseler de, her projede olduğu gibi, aslında bir grup çalışmasıdır ve bu bir zorunlu gerekliliktir. Proje, sadece bir kişinin çalışmalarının sonucu olamaz; yararlanılanlar, rehberler, danışmanlar, ve pek çok yardımcı unsurlar, hep projenin birer parçasıdırlar. Ama bununla birlikte, gerçek anlamda da birden fazla kişinin bir araya gelerek ve projenin üretilmesi için görev bölümü yaparak, bir grup tarafından da sonuçlandırılmış olabilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 13.5pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Projeler yaratıcı, bilimsel, uygulanabilir, yarar sağlamaya dönük, açık ve anlaşılır olmalıdır. Projelerde, konunun tanımı, amacı ve hedefleri arasında anlamlı bir bağ kurulmalıdır. Proje, hazırlayanların kendi özgün tarzı ve tasarımı olmalıdır. Projeler, alanına yeni, özgün ve estetik bir bakış açısı getirmelidir. Proje sonucunda, amaç ve hedeflerine ulaşıldığı bilimsel olarak gösterilmelidir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Fotoğrafla ilgilenen her birimiz, çalışma ve üretimlerimizi bir yerlere taşımayı, başarılı yapıtlar üretmeyi ve üretimlerimizi de çevremizle paylaşmayı hedefler, bunun için düşünür ve planlar yaparız. Çünkü fotoğraf çekmek, fotoğraf çalışmaları yapmak ve uzun üretim süreçleri, eğer bir amacı varsa bir anlam ifade edecektir ancak. Projeler düşünmek, tasarlamak, üretmek ve paylaşmak, her fotoğrafçının önemli bir hedefi olmak durumundadır. Eğer ürettiklerimiz, öylesine sadece bir yerlerde arşivleniyor, depolanıyor ve bir süre sonra da kaybolup – yokolup gidiyorsa, harcanan paraya, harcanan zamana ve de en önemlisi harcanan emeğe yazık olacaktır. Bu nedenle, eğer fotoğrafla içiçe bir yaşamımız varsa; kurslar, dernekler, atölyeler, geziler... hep yaşamınız olmuş ise, artık “iyi ve güzel” fotoğraflar üretebiliyorsanız, kendinize özel bir proje planlamanızın da zamanı gelmiş demektir. Buna inanmanız ise bir başlangıç olacaktır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;2. Konu Belirleme&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bir proje planlamak için yapılacak ilk şey, konu belirlemektir. İşin en önemli ve en zor aşamasıdır bu. Çünkü doğru konu belirlemek; sizin kendi bireysel fotografik geçmişiniz, yeterlikleriniz ve yetenekleriniz ile doğrudan ilgilidir ve yapılacak yanlış bir konu seçimi, daha başından belli olan bir başarısızlık olasılığını doğurabilecektir. Proje konusu belirlerken fotoğrafçı, geçmişte ağırlıklı olarak hangi konuları çalıştığını, hangi konulara yakınlık duyduğunu dikkatle gözden geçirecek, bu kapsamda, bu bilgi ve saptamalar ışığında “kendisine özel” proje konusunu belirlemeye çalışacaktır. Kendi bireysel olanaklarını, zaman ve güçsel sınırlamalarını doğru değerlendirmeli, neyi yapabileceğini ve neleri yapamayacağını doğru bir şekilde önceden görebilmelidir. Kimi zaman, çok güncel bir konu dikkatinizi çekebilir, ilgi çekeceği düşünülebilir. Ama bu konu eğer sizin kendi ilgi alanınız ve olanaklarınız dışında ise, bir kez daha düşünmeniz gerekir. Konu, kesinlikle sizin bireysel ilgi alanınıza giren ve üretim sürecinde zevkle çalışabileceğiniz bir konu olmalıdır. Önemli olan bir projeyi istemek, çalışmak, çalışıyor olmak değil; projenin hedefine ulaşabilmesidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;3. Amaç&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Her projenin bir amacı, bir hedefi mutlaka vardır, olmalıdır. Belirlenen konuda yapılacak çalışmalar ile, sonuçta varılacak noktada, elde edilecek ürünlerle bir amaç hedeflenir. Projeyi üreten kişi ya da kişilerin amaçlarına ulaşmış olmaları, kendilerinin saptama ve kararlarıyla değil, projenin sunulduğu kurum ya da çevre tarafından başarılı bulunması, beklenen ve umulan etkiyi yaratmış olması ile değerlendirilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;4. Beklenen Sonuçlar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Proje sonuçlandırıldığı zaman neler elde edileceğini, hangi düşüncelere hizmet edileceğini, izleyicilere hangi estetik değerleri kazandırmayı planladığını, verilmek istenen bir toplumsal mesaj varsa, bunu hangi başarı düzeyinde sağlayabileceğini, sosyal içerikli projelerde, projenin amacına ulaşılabilmesinin gerektirdiği altyapı ve koşulların gerçekliğini, yapılacak çalışmaların sonunda ortaya çıkacak yapıt ya da yapıtların projenin temel amaç ve hedefleriyle ne denli örtüşebileceğinin önceden düşünülmesi gerekir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;4. Araştırma - İnceleme&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Proje konusu belirlendikten sonra, fotoğraf çalışmaya ve üretmeye hemen başlamak yanlış olur. Belirlenen konunun ciddi ve detaylı bir araştırmasının yapılması gerekir. Yapılacak araştırma, günümüzde internet ortamının sağladığı mükemmel kolaylıklar nedeniyle hiç de zor olmayacaktır. Konunuza odaklanmanız, gerçekçi ve yeterli bir zaman ayırmanız yetecektir. Ayrıca, çevrenizde yararlanabileceğiniz kaynak kişi ve kurumları da belirledikten sonra araştırma ve incelemelerinize başlayabilirsiniz. İnternet öncesi dönemlerde bir proje hazırlığı için, kişi ve kurumlarla yazışmalar ve kütüphanelerde geçirilen zamanları tahmin bile edemezsiniz! Proje konunuzun aynısı veya benzeri daha önce çalışılmış ise, işiniz daha zordur; çünkü tümüyle farklı bir proje üretemezseniz, öncekinin gölgesinde kalırsınız ve hatta önceki var olandan etkilendiğiniz ve alıntı yaptığınız savlarından kendinizi kurtaramazsınız. Bu nedenledir ki, konu gerçekten önemlidir. Benzer özellikler taşıyan projeleri de çok dikkatlice incelemek durumundasınız. Çünkü daha sonra hazırlanan benzer konulu bir projenin, önceden var olanın - olanların etkisinde ve ışığında hazırlandığı varsayılacağından, projenizin beklediğiniz ilgi ve saygınlığı görmesi de zorlaşacaktır. Projenizi çalışmaya başlamadan önce, araştırma – inceleme döneminizde, konunuza tam hakim olmanız gerekir. Bunun için, kendi belirlediğiniz proje konunuzu tam olarak içselleştirme ve bir anlamda proje konunuzla tam bir bütünleşmeyi başarmanız gerekir. Projenize odaklanmanıza engel olabilecek en küçük bir sorunun, projenizin başarısından pek çok şeyi eksik bırakabileceğini unutmamalısınız. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Projenizin ön araştırmasına, öncelikle proje konunuzun daha önce herhangi bir alanda çalışılıp çalışılmadığını; çalışılmış ise, çalışılmış olanların sizin konunuz ve alanınız ile ilgileri, benzerlikleri ve bağları üzerinde detaylı bir araştırma yapılmalısınız. Sizin konunuz çalışılmamış ise, bu kez de benzer konulu projeleri araştırmalısınız. Çünkü bazen, farklı konu gibi görünseler de içeriklerinin çok benzer olduklarına tanık olabiliyoruz. Farklı alanlardaki benzer konular ile, sizinle aynı alanda, kendi konunuzla ilgili diğer proje çalışmalarını da incelemeniz gerekebilir. Yapılacak tüm araştırma ve incelemelerin çok zaman alması da olasıdır. Sabırsızca ve heyecanla, bir an önce projeniz için üretim çalışmalarına başlama yanlışına asla kapılmamalısınız. Çünkü projenize yetersiz ve donanımsız başlamanız, başarıyı sizden uzaklaştırabilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Yapacağınız araştırma ve incelemeler sonunda, elde ettiğiniz bilgiler ışığında, proje konunuzu tekrar gözden geçirme, ekleme, yenileme ve hatta tümüyle konunuzu değiştirme olasılığına karşı da hazırlıklı olmalısınız. Çünkü yapacağınız araştırmalarda, konunuzu çalışmanızın ya da bu konuda başarılı bir proje üretmenizin, sizin özel koşullarınıza, olanaklarınıza, birikim ve alt yapınıza göre çok zor olacağını saptayabilirsiniz. Böylesi gerçekçi bir saptamaya rağmen, yine de ısrarla aynı konunuzu çalışmak istemenizin doğru ve akılcı olmayacağını görebilmeli ve gerçekçi kararlar verebilmelisiniz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;5. Çalışma Programı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 13.5pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Proje süreci, proje fikrinin ortaya çıkışıyla başlayan ve bu fikrin yazıya dökülmesi, geliştirilmesi, yürütülmesi, tamamlanması ve değerlendirilmesini içeren bir çalışma programı gerektirir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Projenizle ilgili gerekli araştırma ve incelemeleri yeterince yaptığınıza inandığınız zaman sıra, gerçekçi bir çalışma programı yapmanıza gelmiştir. Çalışma programı, doğru ve zengin bir içeriğe sahip olmalıdır. Neleri, ne zaman, nasıl yapmayı düşündüğünüzü, tasarladığınızı, planladığınızı en küçük bir detayı bile gözardı etmeden not almalısınız. Her önemli iş için hazırlanması önerilen “akıl defteri” gibi, sizin hazırlayacağınız “Proje Çalışma Programı” defterinizi büyük bir özenle hazırlamalısınız. Bilgisayar her şekilde yaşamımızın bir parçası oldu; bu çalışma notlarımızı bilgisayarınıza tabii ki not edebilirsiniz. Ama, her an yanınızda taşıyabileceğiniz ve kolay ulaşılabilir, kullanımlı bir “not defteriniz” mutlaka olmalı. Otobüste, arkadaş toplantınızda, gece yatağınıza uzandığınızda... projenizle ilgili aklınıza gelebilecek her düşünceyi “hemen” not alabilmelisiniz ve hiç bir düşünceyi küçük görmemelisiniz. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Çalışma programınız gerçekçi olmalı. Özel yaşamınızın zorunluluklarını, sorumluluklarınızı ve olanaklarınızı en iyi siz bilirsiniz. Gerçekçi olmayan bir çalışma programı ile başarıya ulaşmak olanaksızdır. Çalışma saatleriniz, beslenme ve uyku saatleriniz yaşamınızın en temel birer gerçeği iken, “ne olur ki.. birşey olmaz.. ben hallederim..” gibi insanı disiplinden uzaklaştıran kontrolsüz iç söylemlerinize asla değer vermemelisiniz. Proje konunuzu çalışmanın gerektirdiği zaman ve olanaklara bağlı kalmanız ve koşullarına uymanız sizi başarıya taşıyacaktır. Programınızda “aylık – haftalık - günlük” bölümlerin bulunması gerekir. Mevsim koşulları bile çoğu zaman proje çalışmalarında başarıyı etkileyici ya da engelleyici bir öge olabilir. Bu nedenle, projenin üretimine başlamadan önce, proje konusunun gerektireceği tüm gereksinim ve koşulların unutulmaması ve önemle dikkate alınması gereklidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;6. Rehber ve Danışman&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Proje çalışmaları süresince, projeyi hazırlayan kişi ya da kişilerin özgeçmiş, altyapı, birikim ve deneyimleri ne olursa olsun, zaman zaman ve gerektikçe görüşlerine başvurulacak, değerlendirmeleri alınabilecek, farklı bakış açıları kazandırabilecek kişi ve kurumlardan rehberlik ve danışmanlık almaları yerinde ve uygun olacaktır. Tümüyle kendi iç dünyasıyla başbaşa, kendi içine kapanıp, kendi ölçüleri içinde hazırlanacak bir projenin, bireysel beğeni ölçütlerinden öteye bir anlam ifade etmesi zor olacaktır. Projelerin özgünlüğü, rehberlik ve danışmanlıkla olumsuz etkilenmeyeceği gibi, daha da anlamlı olacağını ve zenginleşeceğini unutmamak gerekir. Günlük yaşamda da, ciddi konularımızda, nasıl inandığımız ve güvendiğimiz insanların görüş ve düşüncelerine gereksinim duyuyorsak, aynı şekilde, proje çalışmalarımızda da bu yolu izleyebiliriz. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;7. Üretim Süreci&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Projenin konusu, amacı ve hedefi belirlendikten, gerekli ve yeterli araştırma ve incelemeler de yapıldıktan sonra, çalışma programınız doğrultusunda ve akıl defterinizin rehberliğinde üretim süreciniz başlar. Bu uygulama döneminde, sizin o günlere kadarki bilgileriniz, birikimleriniz ve deneyimleriniz en önemli birincil yardımcılarınız olacaklardır. Özgüven gerekli ve çok önemlidir, ama “sınırsız bir özgüven düşünce ve inancı” insanlara yanlışlar yaptırır. Bu nedenle, üretim sürecinde, bir taraftan üretim çalışmaları yapılırken, diğer taraftan da, aynı zamanda öğrenme ve araştırmalarımız da devam edecektir. Çevremizden, bilgi ve deneyimine inandığımız kişilerden ve kurumlardan alacağımız rehberlik ve danışmanlık ile, projemizin amacına ulaşmasını daha kolaylıkla sağlayabiliriz. Burada en önemli nokta, konumuza ve çalışmalarımıza gerçekten tam olarak odaklanabilmektir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;8. Seçim, Sonuç ve Rapor&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bir fotoğraf projesinde, çalışmaların merkezinde fotoğraflar yer alacağına göre, çalışmalarımızın ve üretimlerimizin her aşamasında, yaptığımız çalışmaların ve üretimlerin, projemizin konusuyla ne kadar yakın ilgili olduklarını ve bu çalışmalarımızla amacımıza ulaşabilmenin olasılık derecesini asla unutmamalıyız. Fotoğraf çalışmalarımızın içinden, hangi karenin, hangi nedenle “iyi ve güzel” olduğunu ve hangi özelliğinden dolayı projeyi çok ya da en iyi anlattığını çok iyi bir şekilde gözlemlememiz ve seçimlerimizde doğru kararlar vermemiz gerekecektir.&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Projenin sonuçlandırılması aşamasında, uygulamaların anlamlı, amacına ve hedefine uygunluğu üzerinde yapılacak son yorum, düşünce ve değerlendirmelerimizle, hedefimize varmış olmanın haklı gururunu yaşamak üzeresinizdir. Projenin bitiminde, genel amaçlı projelerde uygulanagelen “rapor hazırlama” uygulamasının da yararlı olacağını ve gerekliliğini anımsatmak isterim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 13.5pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Proje raporlarında:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 13.5pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;1) Projenin amacı: Kısaca projenin niçin hazırlandığı,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 13.5pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;2) Giriş: Proje konusunun kısa bir özet ve tanıtımı,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 13.5pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;3) Yöntem ve teknikler: Kullanılan yöntem ve teknikler,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 13.5pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;4) Sonuç: Proje ile varılan noktanın bir yorumu,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 13.5pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;5) Kaynakça: Projeye yardımcı olan kaynaklar belirtilir,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 13.5pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;6) Teşekkür: Projeye yardımcı olan kişi ve kurumlara,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 13.5pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;7) Proje özeti: Projenin adı, amacı ve hedefini tanıtan bilgiler,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;bölümlerinin yer alması uygun ve yararlı olacaktır. Çok uzun olmamak koşuluyla, ortalama 100-150 sözcükle hazırlanacak rapor, gerektiğinde kullanılmak üzere hazır bulundurulmalıdır. Projenizin tanıtım ve kalıcılığına da yardımcı olacaktır.&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Bir projenin amacına ulaşmış olması, sahibine haklı bir gurur ve onur yaşatacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Nice “iyi ve güzel” yararlı projeler diliyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://www.fotoritim.com/yazi/mahmut-ozturan--fotograf-ve-sanat-uzerine-dusunceler--fotograf-projesi-hazirlamak"&gt;(Fotoritim, Ocak, 2011)&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Mahmut Özturan&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Ocak, 2011&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-1667195273530517250?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/1667195273530517250/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=1667195273530517250&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/1667195273530517250'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/1667195273530517250'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/02/fotograf-projesi-hazrlamak.html' title='Fotoğraf Projesi Hazırlamak'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-1882984283190580907</id><published>2011-02-05T19:54:00.004+02:00</published><updated>2011-02-05T20:20:36.833+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GM Sanat'/><title type='text'>Fotoğraf Üzerine</title><content type='html'>&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Fotoğraf makinası, ilk defa: “karanlık kutu” olarak rönesans devri sanatçıları tarafından bulundu. Gün ışığının girdiği ufak bir delik aracılığıyla karanlık kutunun öteki ucunda objenin ters çevrilmiş görüntüsü elde edilebiliyordu. Bu buluş, insanı fotoğraf makinasına götürdü. &lt;span style="color: #cccccc; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-size: 8.5pt;"&gt;Fotoğraf; ışıklı yazı anlamına gelen (photos: ışık) ve (graphe: yazı) sözcüklerinin birleşmesinden meydana gelir. Çeşitli araçlar ve gereçler kullanarak, bir konunun görüntüsünü, kimyasal maddeler ya da sayısal ortam yardımıyla özel bir düzeye geçirme olarak tanımlanır. Fotoğrafın özü, ışık ve ışığın bazı maddelerin renk ve tonlarında yol açtığı etkilerle ilgilidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Günümüzde fotoğraf, sayısal (dijital) biçimiyle herkesin güncel yaşamına kolayca girmiştir. Sayısal (dijital) fotoğraf öncesinde çok uzun yıllar analog makina ve filim kullanan fotoğrafçılar, kolaylıkla eski alışkanlıklarından vazgeçemediler. Ama bir süre sonra onlar da, yavaşca da olsa sayısal/dijital fotoğrafa geçmek durumunda kaldılar. Çünkü yeni sayısal sistem çok daha kolaylıklar sunuyordu. Hele yeni başlayanlar için sayısal/dijital sistem çok daha kolay ulaşılır oldu. Fotoğrafın kolay ulaşılır ve her an el altında bulunan sayısal özelliği ve çok düşük maliyeti nedeniyle çok yoğun tüketildiği bir durum yaşanıyor. Hergün internet paylaşım sitelerine binlerce, milyonlarca görüntüyü yükleniyor! Bunları, fotoğrafı tam bilmeyenlerin “fotoğraf” olarak görmesi ve izlemesi, gerçek fotoğraf adına kaygı vericidir. Günümüzde fotoğrafa başlamak basit bir makina veya bir cep telefonuyla bile mümkün olabilmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 538.6pt 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 538.6pt 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Fotoğrafa ilk başlayan ya da fotoğrafta daha ileri düzeylere ulaşmak isteyen her fotoğrafçının en önemli iki konusu olacaktır: eğitim ve ekipman. Herhangi bir fotoğraf makinası ile tabii ki herhangi, sıradan fotoğraflar çekilir. Ama üretilen fotoğrafların kaliteli, doğru ve güzel olması istenirse, doğru bir eğitim ve doğru ekipman çok önem kazanır. Bu konularda, çevremizde fotoğrafla ilgili birkaç(!) bilgisi olanlar değil, gerçek anlamda bir bilen bulunmalıdır. Fotoğraf makinası satan bir mağazadaki satıcının sınırlı bilgisine dayanarak ve belki güvenerek(!) ekipmana karar vermek yanlış olacaktır. Hele görmeden, dokunmadan, denemeden, internet üzerinden bir fotoğraf makinası ya da ekipmanı almak hiç de doğru olmayacaktır. Kesinlikle araştırılmalı ve yeterli inceleme ve denemeler yapıldıktan sonra karar verilmelidir. Satın alınan ekipman, ciddi anlamda çalışılmalı ve tüm detayları en kısa zamanda denemelerle, uygulamalarla öğrenilmelidir. Kullanımı tam olarak bilinmeyen hiç bir araç tam randımanlı kullanılamaz ve doğru sonuçlar elde edilmesi olanaksızdır. Bu nedenle, doğru ekipmana sahip olduktan sonraki ilk işimiz, doğru bir fotoğraf eğitimi almak olmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBlockText" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 538.6pt 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBlockText" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 538.6pt 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Fotoğrafa ilgi duyan bir insanın, basit bir makinayla fotoğraf dünyasına ilk adımı atması çok kolaydır; zevkli ve güzeldir de.. Ama fotoğraf dünyasına girildikten sonra bir eğitim sürecinin başlaması gerekir. Bu sürecin nerede başlayacağını ve nasıl devam edeceğini maalesef fotoğrafa her yeni başlayan bilemez. Bu durumda olanlar için fotoğraf dernekleri, fotoğrafı doğru öğrenmek için doğru bir adres olacaktır. Hızla yayılmakta olan fotoğraf dernekleri pek çok ilimizde ve hatta ilçelerimizde bulunmaktadır. Bilinmeyen bir ortamda rehbersiz hareket etmenin zorluğu bilinen bir gerçektir. Fotoğrafa başladıktan sonra, bireyin kendisini yazılı ve görsel araçlarla eğiterek, geliştirerek bir düzeye gelebilmesi de olasıdır ama bu herkes için kolay olmayabilir. Bu nedenle gelişme sürecinin bir rehber kişi veya kurumla yaşanması daha uygun olacaktır. Fotoğraf konusunda eğitim, yeterli ve yetkili kurumlardan, örneğin fotoğraf derneklerinden gönül rahatlığıyla ve güvenle alınabilir. Bir kurum niteliği olmayan adresler, ticari amaçla yanlış adres olabilmektedirler. Yaşamın temelinde çok ciddi bir önemi ve değeri olan eğitimin, fotoğrafa yeni başlayan kimseler için de aynı öneme sahip olduğu unutulmamalıdır. Tabii ki eğer doğru ve güzel fotoğraflar üretmek isteniliyorsa...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 538.6pt 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Fotoğraf bilginizi ilerletme ve geliştirme sürecini; “neyin ne olduğu”nu anlamak, ve gerekli bilgileri öğrenmek, kazanmak amacıyla kendinizi ciddi anlamda yetiştirmek zorundasınız. Ya da doğru ve yeterli bir fotoğraf eğitimi almanız gerekir. Aslında, yaşamın bir okul ve her insanın da yaşamı boyunca bir öğrenci olması gerektiği gerçeğinden hareket edilirse, ilgi alanlarımızdaki her konunun, yaşamımız boyunca öğrencisi olacağımız da açıkça anlaşılır. Bu nedenle, fotoğrafa yeni başlayan bireyin fotoğraf dünyasındaki gelişme süreci, kendi azim ve kararlılığı ölçüsünde gerçekleşebilecektir. “Yaşam boyu öğrencilik” her konu için harika bir deyiştir. “Ben yaptım, bu konu bu kadar!” demek çok kolay olmamalıdır! Fotoğraf için de, yaşamlarımızın her konusu için de bu kural geçerli olmalıdır. Çalışmayı ve başarmayı seven bir fotoğrafçı, bir dersi başarma titizlik ve özeniyle fotoğrafı da ciddiye alacak ve eğitim ve gelişme süreçlerini yaşayarak; doğru, başarılı ve güzel fotoğraflar çeken bir konuma gelebilecektir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;(GM Sanat, Kasım/2010)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 538.6pt 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 538.6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Mahmut Özturan&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Kasım, 2010&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-1882984283190580907?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/1882984283190580907/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=1882984283190580907&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/1882984283190580907'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/1882984283190580907'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/02/fotograf-uzerine-fotograf-makinas-ilk.html' title='Fotoğraf Üzerine'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-1184683248758178937</id><published>2011-02-05T19:43:00.001+02:00</published><updated>2011-02-05T19:44:15.727+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotoritim'/><title type='text'>Düşüncesiz Fotoğraflar</title><content type='html'>&lt;span style="color: black; font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;h3 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Fotoğraf Çekmek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/h3&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;(Düşünmeden deklanşöre basma eylemi)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Fotoğraf dünyasında ve güncel yaşamda yaygın olarak kullanılan “fotoğraf çekmek” deyişi, dilimizde yer etmiş ve herkes tarafından kullanılmaktadır. Fotoğrafı kendisine sadece bir hobi edinen, “çektiği” fotoğrafları bir anı, gezi ya da aile albümüne yerleştirerek, bunları zaman zaman çevresiyle paylaşmakla yetinen bir insanın yaptığı eylem, hele de günümüzde sayısal fotoğrafın ve “basçek” fotoğraf makinalarının getirdiği kolaylıklar ile sanki fotoğrafları biz değil de makinanın kendisi çekmekte ve bizler, vizörden bakma zahmetine(!) bile katlanmadan, ekranda gördüğümüz görüntüye “çek” ya da “kaydet” komutunu vererek “fotoğraf çekmiş” oluyoruz. Bu şekilde üretilen fotoğrafların içinde; üretim ve oluşturma aşamasında “düşünme” eylemi pek fazla olmadığı için, bu tür fotoğraf üretimlerine “fotoğraf çekmek” diyoruz. Her ne kadar genel bir kullanım olsa da, düşünmeden deklanşöre basarak elde edilen her görüntü kaydı için bu deyişi kullanabiliriz. Oysa fotoğrafın üretim sürecine “düşünce”yi katarak, ön planlama ve bir program ile üretirsek, o zaman “fotoğraf yapmış” oluruz ki, gerçek anlamda fotoğraf da budur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;h3 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana; font-size: small;"&gt;Fotoğraf Yapmak&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/h3&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana;"&gt;(Düşüncelerimizi fotoğrafa dokuma becerisi)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Fotoğrafın üretim sürecinde “düşünce”ye önemle yer verilmelidir. Ön planlama ve bir çalışma programı içeren fotoğraf üretimleri, sürecin içine düşüncelerin de katılmasıyla bir anlam ifade edecektir. Fotoğrafın içerisine düşüncelerin katılması; fotoğraf çalışan kişinin düşünsel dünyasının zenginliği oranında olasıdır. Ne yapacağını; üreteceği fotoğrafın konusunu önceden düşünen, plan ve programını yaptıktan sonra düşüncelerini, elde edeceği görüntülere nasıl aktaracağını bilen ve bunu başaran kişi, gerçek anlamda fotoğraf üretmeye yönelmiş olacaktır. Ne yapmak istediğini önceden bilen her insan, başarıya diğerlerinden en az bir adım daha yakın olacaktır. Bu şekilde, düşüncelerimizi katarak çalışacağımız ve üreteceğimiz her fotoğraf için kullanacağımız deyiş “fotoğraf yapmak” olacaktır. “Fotoğraf çekme”nin çok kolay olduğunu hepimiz biliyoruz; ama “fotoğraf yapma”nın çok kolay olmadığını ve olmayacağını ise durumu yaşayan herkes görecektir. Çünkü söylemesi ve yazması çok kolaydır bazı eylemlerin; ama yaşama geçirilmesi ve hele başarılı sonuçlar elde edilmesi zordur. Yaşamda hiç bir şey göründüğü kadar kolay ve basit değildir. Fotoğraf yapmak; “üreteceğiniz fotoğrafın içine kendi düşüncelerinizi dokuyarak anlamlı bir yapıt ortaya çıkarmak” olması nedeniyle düşünsel zenginlikli bir sanata yöneliştir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;strong&gt;Anlamlı Fotoğraflar&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;(Düşüncelerle zenginleştirilmiş değerli fotoğraflar)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Fotoğraf çeken insanlar, sonuçta bir “görüntü” elde ederler. Bu görüntünün o an için, çeken ve çekilen kişiler için “anlık” bir anlam ifade etmeleri de olasıdır. Ancak bu anlamın, uzun zaman devam etmesi zordur. Çünkü “anlık” anlamlar tümüyle geçidir ve geçici olan hiç bir şey gerçek anlamda bir değer taşımaz. Anlamın kalıcı olması, taşıdığı değerin anlık olmaması ile orantılıdır. Günümüzün sayısal “basçek” fotoğraf makinalarının tam otomatik kullanım kolaylıklarına bağlı olarak, günde binlerce kare fotoğraf “çekmek” mümkündür ve fakat bu görüntülerin ciddi bir anlam ifade etmedikleri, fotoğrafı çeken tarafından da çok iyi bilinir. Bu “başarısızlık” ön inancı bile, “fotoğraf çekme” eyleminin çok fazla bir anlam ifade etmediğinin, çok acıdır ki, açık bir göstergesi ve kesin kabulüdür.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText3" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana;"&gt;Fotoğraf çalışan ve çalışmalarına düşüncelerini dokuyan insanlar ise fotoğraf yaparlar. Fotoğraf yaparken, bir anlamda “sanat yapıtı” üretmeye yönelmiş oluruz. Çünkü sanat yapıtlarında bir düşünce ve bir anlam aranır. Düşüncelerini fotoğraf çalışmasına aktarmayı becerebilen kişi, aktarabildiği düşünceleriyle çalışmasını, yani fotoğrafını anlam bakımından zenginleştirmiş olur. Düşünsel zenginliğe ulaşan fotoğraf çalışmaları bu özellikleriyle bir değer olma süreci yaşarlar. Bu tür fotoğrafları izleyenler, sanatçının düşünsel zenginliğinin yapıtlarına yansımış olduğunu görürler. İşte izleyicilerin, düşünsel zenginlik taşıdığının ayırdına vardığı bir fotoğraf, bir anlam ifade edecek ve “anlamlı fotoğraf” olarak fotoğraf tarihi arşivlerinde yerini alacaktır. Her fotoğraf çalışan bilinçli fotoğrafçının amacı bu olmalıdır. Öylesine çekilen fotoğrafların, gerçek anlamda bir değer olması olası değildir. Düşüncelerimizin içinde yer almadığı, alamadığı fotoğraf çalışmalarımız, bizden yansıyan değerler taşımadığı sürece, o fotoğraf bizim kendi kimliğimizi taşıyan fotoğraf yapıtımız olamayacaktır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;strong&gt;Anlamsız: Düşüncesiz Fotoğraflar&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;(Sadece bir görüntünün kaydedilmesi)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana;"&gt;Bir fotoğraf makinasıyla herhangi bir görüntüyü filim ya da hafıza kartı üzerine kaydetme işine genelde “fotoğraf çekme” diyoruz. Sıradan fotoğraf makinalarında tüm teknik düzenlemeler makina tarafından yapılır ve siz sadece kadrajı belirler ve deklanşöre basarsınız. Eğer önceden, yapılacak fotoğraf çalışması üzerinde düşünülmemiş ve planlama yapılmamış ise, fotoğraf çekme eylemi sonucunda çok fazla bir anlamı olmayan “görüntü kayıt işlemi” tamamlanmış olacaktır! “Çekilen” fotoğraf, eğer bir aile, anı ya da gezi fotoğrafı ise, tabii ki bazıları için bir anlamı olabilecektir. Ama “çekilen” fotoğraf ile bir sanatsal yapıt üretilmesi düşünülmüş ise, maalesef üretilen fotoğraf fazla bir anlam taşımayacaktır. Çünkü fotoğraf üretme eyleminin temelinde düşünce’ye yer verilmemiş, düşünce yer almamıştır! Bu şekilde elde edilen fotoğrafa sanatsal içerik bakımından bir anlam yüklemek zor olacaktır. Ve sonuçta bu tür fotoğraflar “anlamsız” ya da düşünmeden üretildiği için “düşüncesiz” olarak değerlendirilebilecektir. Her tür eylemlerimizin ancak düşünce temelli olması durumunda bir anlam ifade edeceği, bir değer olarak kabul edilebileceği düşünüldüğü zaman, fotoğraf çalışmalarımız için de aynı perspektifden bakarak değerlendirme yapılabileceğini unutmamalıyız. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana;"&gt;Önceden düşünerek, tasarlıyarak, ön planlamalar yaparak bir yapıt üretme sürecine giren sanatçı, öncelikle yapıtını hayallerinde oluşturacak ve sonra da hayallerini gerçek yaşamda uygulamaya, yaratmaya çalışacaktır. Bir fotoğraf çalışması yapmaya başlarken, herhangi bir konuda bir proje hazırlama özen ve duyarlığıyla hareket edilmelidir. Bu özen, bu titizlik, bu duyarlık bizleri başarılı fotoğraflar üretmeye götürecek, çaba ve çalışmalarımız sonucunda emeklerimizin güzel sonuçlarına ulaşabilecek ve bir sanat yapıtı, bir değer olabilecek çalışmalara imza atılabilecektir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Hiç bir fotoğrafçı, çalışmalarının “anlamsız” ya da “düşüncesiz” olarak görülmesini ve değerlendirilmesini asla istemez. Ama başarıya ulaşmak ve güzel sonuçlar elde edebilmek için, düzenli ve disiplinli çalışmanın gerekliliğini de hepimiz biliriz. Öyleyse, önemli gördüğümüz ve değer verdiğimiz her ciddi konu gibi, “fotoğraf çalışma” konusunu da ciddiye alalım ve güzel sonuçlara ulaşmak için gereken her tür ön planlama, düşünme ve araştırmalarla çalışmalarımızı yapalım, üretelim ve başarılara imza atalım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;h5 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana; font-size: small;"&gt;Doğru Fotoğraf için Doğru Adres&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/h5&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;(Fotoğraf yolculuklarında fotoğraf kurumlarımızın önemi)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Fotoğraf adına birşeyler yaptığına inanan, ama sadece fotoğraf çeken, kimi çevrelerden övgüler almakla yetinen ve çalışmalarını hobiden öteye götüremeyen, birkaç yıl içinde “çektiği” binlerce fotoğraflık arşivini düşünerek kendisini “başarılı fotoğrafçı” kabul eden kişilerin durumları üzücüdür! “Ben yaptım oldu” düşüncesiyle, eleştirilerden uzak üretilen fotoğrafların bir anlam taşıması düşünülemez. Yapılan çalışmaların farklı gözlerin eleştirisine sunulması ve farklı yorumlar alınması, fotoğrafçılar için ciddi önem taşıyan bir süreçtir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText2" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana;"&gt;Doğru fotoğraf “çekmek” ve anlamlı fotoğraf “yapmak” isteyen her fotoğrafseverin fotoğraf yolculuğu, bir şekilde, bir süre, mutlaka bir “Fotoğraf Sanatı Derneği”nden geçer! Ülkemizde “dernek” statüsü dışında da fotoğraf eğitim ve rehberlik hizmetini başarılı bir şekilde veren kurumlarımız elbette vardır. Ama maalesef sayıları o kadar azdır ki, dernekler dışındaki her fotoğraf kurumuna güvenmek yanlış olabilir. Ülkemizde hemen hemen her ilimizde ve hatta ilçelerimizde kurulmuş ve kurulmakta olan “Fotoğraf Sanatı Dernekleri” ülkemiz fotoğrafını kaliteli düzeylere taşıyacak, taşıyabilecek en önemli kurumlardır. Fotoğraf yolculuğu herhangi bir Fotoğraf Sanatı Derneği’nden geçmeyen fotoğrafseverlerin işi daha zordur. Çünkü doğru rehber edinmenin doğru adresi derneklerimizdir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText2" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText2" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;a href="http://www.fotoritim.com/yazi/mahmut-ozturan--fotograf-ve-sanat-uzerine-dusunceler--dusuncesiz-fotograflar"&gt;(Fotoritim, 2010/11)&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText2" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText2" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: small;"&gt;&lt;strong&gt;Mahmut Özturan&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText2" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Kasım, 2010&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-1184683248758178937?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/1184683248758178937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=1184683248758178937&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/1184683248758178937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/1184683248758178937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/02/dusuncesiz-fotograflar.html' title='Düşüncesiz Fotoğraflar'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-8668182376630712760</id><published>2011-02-05T19:29:00.000+02:00</published><updated>2011-02-05T19:29:26.628+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotoritim'/><title type='text'>Fotoğraf sergilerinde başarısız fotoğraflar sorunu</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Fotoğraf Sergileri&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Fotoğraf dünyasında yaşayan her fotoğrafçının, belirli bir üretim süreci sonunda, üretim birikimlerini çevresiyle paylaşması sonrasında, genel anlamda beğeni bulan çalışmalarını, fotoğraf üretimlerini sanatsever – fotoğrafseverlerle paylaşmak istemesi, bir fotoğrafçının genel ve haklı amaçlarından biridir. Her fotoğrafçının, her sanatçının çok amaçlı üretim serüven ve süreci olabilir. Ama genelde, her üretim paylaşılmak istenir; çünkü paylaşılmayan üretim fazla bir anlam ifade etmez. Bu nedenlerle de üreten her sanatçı, her fotoğrafçı, ürettiklerini paylaşmak isteyecek ve sergiler açarak kendi öz sanat anlayış ve yorumunu sanatseverlerle paylaşmak isteyecektir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;h3 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: small;"&gt;Bir sergiden beklenenler&lt;/span&gt;&lt;/h3&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Bir sergi; bir fotoğraf sergisi, öncelikle ve önemle, sergiyi gezenlerin iç dünyalarına bir takım estetik değerler katmak ve tasarlanan konuyla ilgili bir yorum getirerek izleyicileri düşündürebilmek amacıyla sanatçının düşünceleriyle yoğrulmuş ve bireysel yorumlamalarla zenginleştirilmeye, bir anlam giydirilmeye, bir anlam kazandırılmaya çalışılmış fotoğrafların, özgün yapıtların, izleyicilere “saygın bir ortamda” ve daha önemlisi “saygıyla” sunulma etkinliğidir. Bu nedenle bir serginin; düşüncesiz, anlamsız, yorumsuz ve saygısız bir sunum içermesi düşünülemez. Ancak, sanat anlayışından, yorum ve düşünceden uzak üretimlerin, sanat ya da herhangi bir ad altında izleyiciye sunulması belki bir paylaşım olacaktır ama “düşünce” ve “saygı” içerme bakımından tartışmalı bir yapıya sahip olacaktır. Sergilerden bir başarı da beklenir, ki bu başarı, izleyiciye verilmek ya da ulaştırılmak istenen mesajın ne denli başarılı verilebildiği ile doğru orantılıdır. Sanat her zaman güzele ulaşmayı hedefler ve bu amaçla izleyicilerine hem güzeli yaşatır, hem de düşünmeye yöneltir. Bu beklentilerle sergi salonları, izleyicilerini doyurmak durumundadır. Zaten çok büyük izleyici sayısına ulaşamayan fotoğraf sergileri, bir de bekleneni verememe durumlarında, daha da olumsuz etkilenme olasılığı nedeniyle dikkat edilmesi gereken bir öneme sahiptir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;h3 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: small;"&gt;Sergilenecek yapıtların doğru analizi&lt;/span&gt;&lt;/h3&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Sergilerde yer alacak yapıtların değerlendirme ve sonuç kararına ulaşılma süreci, en önemli süreçlerden biridir. Yapıtların; sergilenecek fotoğrafların değerlendirmesi, objektif bir analiz ile yapılmazsa, seçim ve kararda yanılma kaçınılmaz olur. Bir sanatçının yapıtları arasında seçim yaparken izleyeceği yöntemin doğruluğu; sanatçının sanat, estetik ve düşünsel değerler bütünündeki bilgi ve deneyimlerinin yeterliği ile ölçülebilir. Bu yeterliklerden yoksun olan kişilerin, sanatçıların(!) açacakları sergilerde izleyicisine bekleneni vermeleri, bir anlamda başarıya ulaşması zor olacaktır. Bu nedenle, en önemli süreçlerden biri olan “değerlendirme ve karar” sürecinin çok dikkatli ve tümüyle objektif olma zorunluluğu vardır. “Ben beğendim”, ya da “bana göre...” yaklaşımlarıyla yapılan, yapılacak bir seçimin doğru sonuçlara ulaşmayacağı düşünülebilir. Bir sergi kararı öncesinde, aynı konuyu anlatan, örneğin 5 kare fotoğraf çalışmasını değerlendirirken, hangi kareyi ne amaçla diğerlerinden daha iyi ya da daha kötü bulduğunu, objektif ve gerçekçi bir jüri üyesi titizliği ve sorumluluğuyla incelemeli, düşünmeli ve buna göre kararını vermeli ve seçimini yapmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Karma grup sergilerinde karşılaşılan bir başka ilginç ve garip(!) durum da, sergilenecek yapıtların seçim ve kararlarının, bir başka kişi tarafından verilmesi durumudur. Örneğin, grup 10 kişiden oluşur, her kişi 10 fotoğraf verir, seçici(!) bunlardan uygun bulduklarının(!) sergilenme kararını verir. Ya da, ilk sergisini açma heyecanı yaşayan bir kişinin çalışmaları, bir başka bilir(!) kişi tarafından değerlendirilir, seçilir ve sergilenecek yapıtlara, çalışmaların sahibi tarafından değil, o bilir(!) kişi tarafından karar verilir! Gerçekten çok ilginç ve çok garip bir durum! Bu örnekler maalesef ülkemizde yaşandı ve halen de yaşanıyor! &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Kendisini sergi açma yeterliğinde gören bir kişi, ya da sanatçı, sergileyeceği yapıtlarına kendisi karar verebilmek durumundadır. Eğer kendisinde bu yeterliği bulamıyor ve çalışmalarından hangilerinin sergilenmesi&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;gerektiğine bir başkasının karar vermesine gereksinim duyuyor ise, “sergi açma” konusunu en az iki kez daha düşünmelidir. Sergi için yardım almak ya da kendisinden daha iyi: “bir usta” olarak gördüğü kişilerin bir takım yorumlarını almaya gerksinim duymak başkadır; sergilenecek yapıtlara tümüyle bir başkasının karar vermesi ise çok daha başka ve ciddi(!) bir durumdur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;h3 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: small;"&gt;Sanatçının bireysel beğeni sorunu&lt;/span&gt;&lt;/h3&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Bir sergi çalışması ön hazırlık ve planlama sürecinde sanatçının, çalışmalarını değerlendirirken, objektif ve gerçekçi olma zorunluluğunu belirtmiştik. Bu noktada en önemli zorluk, bireysel beğenilerden kurtulabilme ve objektif bir düşünce analiziyle, kendi yapıtlarını bir başka gözle; genel estetik değerler ve “değer olmuş yapıtlar” ışığında, genel doğrulardan mümkün olabildiğince sapmadan değerlendirmeler yapmak ve karar verebilme durumudur. Tümüyle bireysel beğenilerinin etkisinde kalmaktan kurtulamayan sanatçı, farkında olmadan, “ben yaptım oldu, hem de ne güzel oldu!” mutlak yanılma durumuna düşer. Bu durumların yaşanmaması için, sergilenecek çalışmaların objektif analizlerle değerlendirilmesi gereklidir. Çalışmalar tabii ki o kişinin bireysel bir üretimidir ve özgün olma durumundadır. Ama beğeni ve seçimde, kendi çalışmalarını değerlendirirken bir anlamda kendi öz eleştirisini de yaparak bu objektif tutumuyla, belki de önceden çok beğendiği bir çalışmasını, ikinci ya da üçüncü değerlendirmesinden sonra, varsa yanlışlarını görecek ve o çalışmasını eleyebilecektir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Üretim aşamasındaki bireysel beğeni kararlarının ve değerlendirmelerin gerçekçi olamayacağı bilinir. Çünkü üretim aşamasında odaklanılan konu, düşüncelerde var olanı teknik olanakları kullanarak ortaya koymak ve bir anlamda yaratıcılığımızın sonucunu görmeye çalışmaktır. Çalışma konusu bile çoğu zaman kendi içinde açmazlar yaşayabilmektedir. Kimi zaman bir sergide, bazı çalışmaların sergi konusu ile bağını ya da ilgisini kurmakta zorlanıırız. İşte burada da “anlatım gücü” ve “yorum farkı”nın önemi ortaya çıkar. Bir çalışmanın sadece onu üreten tarafından beğenilmiş ve bunun sonucunda sergileniyor olma durumu çoğu zaman tartışılan bir durumdur. Önemli olan, o çalışmaya izleyicilerin bir yorum getirmesi, bir anlam ve değer yüklemesidir. Bir sergide yer alan bir çalışmanın, çok acıdır ki, onu üreten tarafından bile açıklanamıyor olma durumu bile kimi zaman yaşanabiliyor. Bu nedenledir ki, tümüyle bireysel beğeni sonucu sergilenen tartışmalı(!) çalışmalar, sadece o serginin sahibine değil, sanata da zarar verebilmekte ve bir anlamda izleyicilere saygısızlık anlamına bile gelmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;h3 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: small;"&gt;Serginin başarısı&lt;/span&gt;&lt;/h3&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Tüm sanat dallarında yapılan çalışmalar ve üretimler bir emeğin sonucunda ortaya çıkarlar. Bu emek, gerek ön planlama, gerekse düşünsel süreç ve tasarım aşamalarında bir anlam kazanmaya başlar. Üretilecek yapıtların başarısı, bu aşamaların ne denli doğru ve titiz bir özellik taşıdıklarıyla ölçülür. Bu özellikler, özellikle fotoğraf çalışmaları için günümüzde çok daha bir önem kazanmaktadır. Sayısal fotoğrafın ulaşım, kullanım ve üretim kolaylıkları düşünülünce; “ön planlama, düşünsel süreç ve tasarım” aşamalarında yeterli titizliğin her zaman gösterilemedeği bilinmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText2" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;İki haftalık, belki de birkaç saatlik bir fotoğraf kursu(!) sonrasında, küçücük bir “basçek” fotoğraf makinası ile çekilmiş birkaç fotoğrafını, İstanbul’un merkezinde, bir karma sergide, bir şekilde(!) sergileme olanağı bulan bir fotoğrafçı(!) ile sergi salonunda yaptığım görüşmede, fotoğrafın “f”sini bile konuşamadığım çok acı bir gerçeği de sizlerle paylaşmak isterim... Böylesi acı örnekleri, başta sanata, fotoğraf sanatına, fotoğraf sanatçılarına ve belki de en önemlisi sanatsever izleyicilere çok büyük bir haksızlık olarak kabul ediyorum. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Her fotoğraf sergisinden “sanat” olarak söz etmek olası değildir. Ama izleyiciler, eğer fotoğraf sanatı konusunda bir bilgiye sahip değillerse, gezdikleri fotoğraf sergileri arasında sanat değeri olanlar ve olmayanlar diye bir ayırım yapmaları, bu sergilerin ayırdında olmaları beklenemez. Bu durumda, açılan her fotoğraf sergisinin “sanat” içerikli olamayacağından hareketle, sergi açma kolaylığının, kimi zaman sanata yarar yerine zarar verebileceği de dikkatlerden kaçmamalıdır. Sanatsal içerikli olmaktan uzak sergiler, tümüyle bireysel tatmin amaçlı olacağından, bu tür etkinliklere değer kazandırma çaba ve girişimlerinin sanata saygısızlık ve sanatçıya haksızlık olacağı gerçeği unutulmamalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Fotoğraf dünyasında yaşayan her bir fotoğrafçının, sanata ve emeğe saygı adına, sergileri sıkça gezmelerinin ve gördükleri, tanık oldukları “başarı” sorunlarını sergi sahibiyle açıkça ve samimi duygularla paylaşmalarının, sanata, fotoğraf sanatına bir katkı olacağına inanıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;a href="http://www.fotoritim.com/yazi/mahmut-ozturan--fotograf-ve-sanat-uzerine-dusunceler--fotograf-sergilerinde-basarisiz-fotograflar-sorunu"&gt;(Fotoritim, 2010/9)&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Mahmut Özturan&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Eylül, 2010&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-8668182376630712760?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/8668182376630712760/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=8668182376630712760&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/8668182376630712760'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/8668182376630712760'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/02/fotograf-sergilerinde-basarsz.html' title='Fotoğraf sergilerinde başarısız fotoğraflar sorunu'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-6743546201280964677</id><published>2011-02-05T19:22:00.001+02:00</published><updated>2011-02-05T19:23:40.743+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotoritim'/><title type='text'>Disiplin ve Başarı Bağlamında Sanat</title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;1. Başarının önkoşulu: Çalışmayı sevmek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Bilinen ilk insandan beri, çalışmayı sevenler ve sevmeyenler; çalışkanlık ve tembellik gerçekleri hep var olmuştur: bu gerçek ne şekilde adlandırılırsa adlandırılsın, önemli olan bu gerçeğin var olmasıdır. Her insandan her doğruyu ummak, istemek ve beklemek doğru olmaz. Çünkü insanların yapısal özellikleri değişkendir ve bireylere göre farklılıklar gösterir. Her bireyden çalışmayı sevmesi, çalışkan olması da beklenmez. Çalışmanın, çalışkan olmanın önemini herkes bilir, inanır ve tartışmasız kabul eder. Ama bu inancın eyleme dönüşmesi kolay olmaz: önemi ve değeri bilinen, kabul edilen her olgu, her bireyin yaşamında görülmez; çalışmanın önemini bilir ama gereklerini, gerektiği kadar yerine getirmez, getiremez! Bu, bireyin elinde ve kontrolünde olan bir şey değildir. Bireyin yapısı ve yaşam koşullarının zorlama düzey ve derecesi, bireyleri bir şeyi yapmaya zorunlu kılar ya da zorunlu olmadığı bir şeyi yok saymaya iter. Çalışmak, bireyin yaşama olan bağının somut bir göstergesidir. Çalışmayı seven insanların yaşama daha bağlı, yaşamın ta içinde, yaşamla dopdolu olduğunu biliyoruz. Çalışmayı sevmek; bir anlamda doğrudan yaşamı, yaşamayı sevmektir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Çalışmayı seven insanlar, yaşamlarının her evresinde, her konuda sıradan bir insan konumunda olmazlar. Çünkü çalışmayı seven, yaşamla dopdoludur ve hep birşeyler yapmak, birşeyler üretmek; kendisi, yakınları, çevresi, duyguları, inançları için birşeyler ortaya koymak çabası içinde olacaktır. Çalışmayı seven tüm insanlardan, her konuda tam bir hareketlilik, tam bir girişimcilik beklemek de yanlış olur. Çünkü her bireyin düşünsel ve duygusal dünyaları, yaşamsal öncelikleri farklıdır ve değişkendir. Bir insan için yaşamsal öncelik mesleği ve kariyeri iken, bir başkası için yaşamsal öncelik ailesi ve çocukları, bir başkası için ise zevkleri ve hobileri, ya da başkaca soyut inançları olabilmektedir. Yaşamsal önceliklerin doğal değişkenliği, her bireyi farklı konularda çalışmaya yönlendirir. Ama hareket noktası ve gidilen yol ve uygulanan yöntem ne olursa olsun, çalışmayı seven insan, mutlaka kendisini tatmin edecek sonuçlara ulaşmak için yaşamı boyunca hep ciddi çabalar içinde olacaktır. Bu çabaların bireyleri nereye, hangi sonuçlara götüreceği bilinmez ama, çabalarla dolu bu süreç, saygın bir süreç olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;2. Disiplin: bilinçaltımızın hiç sevmediği şey!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Disiplin; sıkı düzen, kurallar ve önlemler bütünüdür. Sanat disiplini ise, kuram ve eylem sırası ve düzeni ile gerek ve sorumlulukların yerine getirilmesidir. Disiplin temelli sanatsal yaratım süreci, tüm sanat dallarında ve tüm sanat disiplinlerinde yokluğu ve hatta eksikliği bile kabul edilemeyecek bir gerçektir. Bu nedenle temelinde, ilkelerinde ve yaratım sürecinde disiplin olmayan sanatsal üretim ve yaratımların başarısından söz etmek zordur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Sanatsal çalışmalar içinde bulunan bireylerin başarıya ulaşmaları için en ciddi gereksinim duyacakları şey disiplin olacaktır. İlginç bir durum yaşanır kimi zaman: çalışmayı seven her insan, disiplini sevmeyebilir! Disiplinsiz çalışmak ise başarıya ulaşmayı zorlaştırır. Disiplinin yaşamlarımızda varlık gerekçesini biliriz; başarı için disiplinin gerekliliğine hepimiz inanırız. Ama uygulamada zorluklar yaşandığını da biliyoruz. Çünkü insanın doğasında, yapısında disipline karşı hep bir bilinçaltı karşıt gücü vardır! İnsan doğası gereği özgürlüğü sever, sınırlamaları sevmez! Her küçük sınırlama, özgürlüğe karşı bir duvar olarak bilinir, öyle algılanır. Oysa yaşamın gerçeklerini de çok iyi biliyoruz: yaşam için çalışmak, başarı için ise disiplin önemli bir koşuldur. Bu gerçeklerin bilincinde ve ayırdında olan bireyler, düşünce ve inançların eyleme dönüşme sürecinde: çalışırken disiplinli olmaya özen gösterirler. Ancak bu kolay değildir ve herkesten beklenmez. Bilinçaltımızdaki özgürlük inancının gücü ile, bizi disiplinli çalışmanın gereklerine zorlayan başarılı olmanın hazzı, her bireyi farklı boyutlarda etkileyecek ve farklı sonuçlara götürecektir. Başarı hazzı ne kadar güzel ise, bireyin kendisini sınırlayan kurallara uymak zorunda oluş düşüncesi de bir o kadar kısıtlayıcıdır. Bireyin bilinçaltı güçleriyle savaşımı zordur. Çünkü çoğu zaman bilinçaltı kontrol dışındadır ve istenmeyen şeylere zorlayabilir! Bilinçli olmak ve yaşamlarımızda neyin ya da nelerin öncelikli olduklarını bilerek buna göre bilinçaltı sapmalarını mümkün olabildiğince kontrol altında tutmak gerekir. Bilinçaltımızın hiç sevmediği şeylerden biri olan, bizi sınırlayıcı nitelikli gibi görünen disiplin ve kurallarının, yaşamda başarıya ulaşmanın önemli bir gereği ve koşulu olduğu bilinir ve inanılırsa, disiplinli bir çalışma süreci sonunda başarıya ulaşılabileceği, güzel sonuçlar elde edileceğine de mutlak bir gerçek olarak tanık olunacaktır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;3. Sanatta disiplin ve başarı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Disiplini ve disiplinli çalışmayı sevmeyen, başarıyı düşünmeyen, başarıyı sevmeyen, başarıyı istemeyen bir sanatçı düşünebilir miyiz? Asla! Başarıyı, başarılı olmayı doğal olarak herkes ister ve sever. Ama bir sanatçı çok daha farklıdır; başarı çok daha anlamlıdır bir sanatçı için: çünkü her sanatçı, çalışma ve çabalarının sonucunda olumlu, güzel ve başarılı yapıtlar üretmek ve bu güzel hazzı yaşamak ister. Başarı isteyen herkes gibi bir sanatçı da disiplinli çalışmayı sevmek durumundadır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Çalışmayı seven, çalışma disiplini ile sanatının gereklerine, sürecin detaylarına ciddi bir şekilde planlı, programlı olarak odaklanan ve bu gerekleri, kuralların gerektirdiği bir şekilde düşünen, biçimlendiren, eskiz ve ön değerlendirmeler yapan, beğenmediği ya da kendisini eleştirdiği her detay noktada tekrar geri dönen, her gerektiğinde yeni baştan başlayabilen ve öncelikle kendi içsel kabul, olumlama ve onayı ile çalışmalarını sonuçlandırabilen sanatçı, bu toplam süreç sonunda başarılı sanat yapıtlarına imza atabilecektir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;4. Disiplinden uzak sanatta kaos&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Olabilir, yine de karşılaşılması olasıdır: disiplinden, disiplinli çalışmaktan hoşlanmayan ve bunu çalışma yaşamına, sanat yaşamına yerleştiremeyen sanatçılar da olabilir. Ancak böylesi durumlarda; disiplinsiz, disiplinden uzak yapılan sanatsal üretimlerde, yaratıcılık düzeyinin çok üst derecelerde olmaklığı gerekir. Çünkü yaratıcılık öylesine en büyük yetidir ki, hiç bir disiplin yokluğu ya da eksikliği, başarılı sanat yapıtlarının üretilmesini, yaratılmasını engelleyemez. Yaratıcılık yetisi, bir sanatçının sahip olabileceği en büyük özelliktir. Böylesi bir üst düzey yaratıcılık yetisine sahip olmayan her sanatçı, disiplinli çalışmayı bir yaşam biçimine dönüştürmek durumundadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;“Canım ne zaman isterse... Olduğu kadar...” düşünce ve yaklaşımıyla sanat çalışmaları yapan, bir anlamda disiplinden ve disiplinli çalışmaktan uzak, ama sanat yapıtları üretme ve yaratma savı içinde olan bireyler, sanata, daha doğrusu kendi sanat dünyalarına kaos yaşatırlar. Başarıyı istemek; ama istediği hedefin gereklerini gerektirdiği kadar yerine getirememek!.. Bu açmaz durum, o birey için bir karmaşadır ve olumlu sonuçlara ulaşılmasını zorlaştırır. Sanatçının başarılı bir hedefe ulaşabilmesi için, sanatsal üretim - yaratım sürecinde disiplinli çalışması bir zorunluluktur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;5. Sonuç&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Yaşamın ciddiye alınan her evresinde ve bireysel değerlerimizin her konusunda temel alınması gereken bir “önem” listemiz olmak durumundadır. Önem listesi bireylere göre değişken olacaktır doğal olarak. Ama değişmez olan, böyle bir listenin varlığı ve uyma zorunluluğudur. Yaşamda nelerin önemli olduklarını, önem derecelerini ve önceliklerini doğru bilmek gerekir. Önem verilmeyen hiç bir konuda başarılı bir sonuca ulaşılması olası değildir. Bireyin “sanatçı” kimliği ile başarıyı isteyen ve hedefleyen her düşünce ve girişimi, bir dizi kurallara uyma zorunluluğunu da beraberinde getirir. Bu kurallar bütününe ne ad verirsek verelim, hoşumuza gitsin ya da gitmesin, çalışma disiplinimiz olmak durumundadır. Çalışmayı sevmek, başarıyı istemek ve bunun gereklerini yerine getirme çabası içinde olmak; plansız ve programsız öylesine bir sanatsal sürecin, sanata yönelen bireyleri anlamlı yerlere götüremeyeceğinin bilincinde olmak gerekir. Disiplin temelli bir düşünme, yaratma ve uygulama süreci, sanatçıyı kaoslardan ve her tür sapmalardan koruyarak gerçek anlamda sanata yönlendirecek ve başarıya ulaşmasını sağlayacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;a href="http://www.fotoritim.com/yazi/mahmut-ozturan--fotograf-ve-sanat-uzerine-dusunceler--disiplin-ve-basari-baglaminda-sanat"&gt;(Fotoritim, 2010/6)&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Mahmut Özturan&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Mayıs, 2010&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-6743546201280964677?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/6743546201280964677/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=6743546201280964677&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/6743546201280964677'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/6743546201280964677'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/02/disiplin-ve-basar-baglamnda-sanat.html' title='Disiplin ve Başarı Bağlamında Sanat'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-7873970465286472814</id><published>2011-02-05T16:14:00.000+02:00</published><updated>2011-02-05T16:14:31.919+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotoritim'/><title type='text'>Herhangi bir fotoğraf!</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt; &lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span class="ustorymessage"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family: Tahoma;"&gt;Düşünmeden deklanşöre basmak fotoğraf çekmektir,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family: Tahoma;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="ustorymessage"&gt;Düşünerek fotoğraf üretmeye çalışmak değere yöneliştir,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="ustorymessage"&gt;Düşünce temelli, planlı ve projeli fotoğraf yapmak ise sanattır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Herhangi bir şey, ama doğru...&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Yaşamda sıklıkla karşılaşılan, benzerlerinden pek farklı özellikleri olmayan, kısacası sıradan olan her şeye “herhangi...” diyoruz. Herhangi bir şeyin, “herhangi” olarak kalması, ya da “herhangi”likten kurtulması, tümüyle, “herhangi” olanın çaba ve savaşımlarının kararlılığına bağlıdır. Günlük yaşamlarımızda sıradan olan şeylerin yanlış ya da doğrulukları konusunda bir genelleme yapılması doğru olmaz. Ama, her olgu için geçerli olan nitelik benzetmeleri ya da anlam giydirmelerinin, herhangi olan her şeye uyarlanması da doğaldır. Sıradan olan pek çok şeyin doğru olabileceği düşünce ve öngörüsü de yanlış değildir. Her birimizin her gün yaşadığı her olgu veya durumun yanlış ve doğru olabilme olasılığı her zaman söz konusudur. Yani sıradan ve “herhangi” nitelikli şeylerin, bu özellikleri nedeniyle doğru olmayabileceği düşünce ve öngörüsü yanlış olur. Bir şey “herhangi” olabilir, ama “herhangi” olmasıyla birlikte “doğru” da olabilir. Sıradan olanın yanlış olduğu asla düşünülemez.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Herhangi bir şey, ama güzel...&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Yaşamlarımızda sahip olduğumuz sıradanlıklar, “herhangi” nitelikleriyle birlikte doğal olarak “güzel” de olabilirler. Her gün, her yerde görebileceğimiz, karşılaşabileceğimiz sıradan nitelikli nesne ve olguların, sadece sıradanlıkları nedeniyle çirkin oldukları düşünülebilir mi? Tabii ki hayır! Bir şeyi güzel ya da çirkin yapan; sıradanlığı, az ya da çok rastlanırlığı değil, ona yüklenen değerlerdir. Çevremizde, günlük yaşamlarımızda çok sıklıkla karşılaştığımız pek çok şeyi “güzel” olarak görebiliyor, kabul edebiliyoruz. Akılcı ve objektif bir değerlendirme ve yaklaşım, bizleri doğru düşüncelere götürecektir. Bir şeyin az ya da çok bulunması; ya da, sık ya da seyrek karşılaşılıyor olunması, o şeyin güzel ya da çirkin olması gerekliliğini asla düşündürtmemelidir. Bir şey, bir nesne, bir olgu “herhangi” nitelikli olabilir ama bu onun “güzel” olmasına engel değildir, olamaz da!&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Herhangi bir fotoğraf: ama doğru ve güzel...&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Şimdi de yukarıda genel anlamda açıklanan düşünceleri “fotoğraf”a uyarlayalım. &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Günümüzün “dijital kolaylıklı fotoğraf” dünyasında, “fotoğraf çekmek” o denli sıradanlaşmış, o denli “herhangi”leşmiş bir eylem durumuna geldi ki, artık her gün binlerce ve hatta milyonlarca “görüntü” fotoğraf olarak sanal ortamlarda yer almakta ve hatta sergilenmektedirler! Böylesi bir karmaşa ortamında, sadece sıradanlığı nedeniyle, “herhangi bir fotoğraf”ın “yanlış” olduğu savlanabilir mi? Tabii ki hayır! Durumun zorluğu da işte tam burada: bu kadar çok sayıda “görüntü”nün içinde neyin doğru, neyin yanlış olduğunun ya da olmadığının ayırdına nasıl varılacak, nasıl değerlendirilecektir? Bu denli sayısız denecek çoklukta sanal dünyaya sunulan “görüntü”lerin tümü, salt sıradan diye bir tarafa da atılamaz, itilemez. Bu görüntüleri, fotoğrafik yeterlik ve altyapıları olmaksızın, birilerinin “doğru” – “yanlış” – “güzel” – “çirkin” – “başarılı” – başarısız” olarak değerlendirmesi de günümüz fotoğraf dünyası ve fotoğraf sanatı’nın ciddi bir sorunu olarak karşımızda durmaktadır! “Herhangi” özelliğinden dolayı bir çalışmanın, bir ürünün “yanlış” , “çirkin” ya da “başarısız” olarak değerlendirilmesi doğru olmayacaktır. Güncel pek çok konuda yaşadığımız “sıradan ama doğru” ya da “sıradan ama güzel” gerçeğini, fotoğraf dünyasında da kabul etmek durumundayız. Burada en önemli sorun, değerlendirme ve rehberlikteki yetersizliktir! Bu önemli soruna, fotoğrafa gönül vermiş; birikim ve deneyimleriyle bir “değer” olmuş kişi ve kurumların, planlı ve disiplinli projeler üreterek çözüm getirmeleri olasıdır.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Kontrolsüz ve başıboş gibi görünse de, ortada bir emek, bir uğraş ve bir üretim vardır. Kabul edilsin ya da edilmesin; “otorite(!)”lerce beğenilsin ya da beğenilmesin.. Emeğe saygı her bireyin ödevidir. Burada en büyük görev, hem bu “görüntü”leri üretenlere, hem de aynı zamanda “fotoğraf ustaları”na, eğitmen ve öğretmenlerine, ve belki de doğrudan fotoğraf kurumlarına düşmektedir. &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;“Herhangi” bir konumda kalmanın zorluğu...&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Pek çok sayıda fotoğrafa ilgi duyan ve birşeyler yapmaya, birşeyler üretmeye çalışan, çabalayan fotoğraf meraklısı, fotoğraf sevdalısı, fotoğraf tutkunlarının varlığı ve bu sayının her gün hızlı bir şekilde arttığı bilinen bir gerçektir. Zaten, bir süre, “öylesine” fotoğrafla ilgilenen insanlar, eğer bir eğitim almamışlar ve bir kurumla ilişki içinde olamamışlarsa, bu merakları pek de uzun sürmeyebilecektir. Ya da sanal ortamların karmaşası içinde kendilerine bir küçük köşe bulacaklar ve orada “öylesine” kalacaklardır! Bu durumda kalmakla, “herhangi” konumundan kurtulamamanın zorluğunu yaşayacaklardır. Oysa, bir fotoğraf kurumuna katılabilseler, en azından “temel fotoğraf eğitimi” alabilseler, çalışmalarını ve ürettiklerini “usta”larla paylaşabilseler, belki de önemli ve değerli yapıtlar üretecekler ve ciddi projelere imza atacak duruma gelebileceklerdir. Fotoğrafa yeni başlayan ya da henüz bir düzeye gelememiş olan fotoğraf sevdalılarının, “herhangi” konumunda kalmamak için en kısa zamanda bir kuruma katılmaları ve fotoğraf eğitimi almaları, kendilerine yapacakları en büyük iyilik olacaktır. Belki de bir değer olabilecek kişilerin “herhangi” konumunda kalmaları, fotoğraf ve sanat adına da üzücü olacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Bir konuda “herhangi” olmaktan kurtulmayı hedeflemek...&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Günlük yaşamlarımızda, herhangi bir konuda sıradan bir konumda olmak, doğaldır ki hiç de anormal bir durum değildir. Ancak, günlük yaşamlarımızın dışında kendimize bir ilgi alanı seçerek o alana yöneldiğimizde, yapacaklarımızı “herhangi” konumundan kurtarmak ve “daha iyi”ye ulaşmak isteriz. En doğal bir istek, en doğal bir girişimdir bu. Ama hepimiz de bir gerçeğin farkındayızdır ki, bir şeyi sadece istemek ve dilemekle elde etmek olası değildir. Ulaşmak istediğimiz bir hedefimiz varsa, ki olmalıdır, bunun için çaba göstermek ve gereklerini yerine getirmeye çalışmak durumundayızdır. Hedefimizin gereklerini, neler yapmamız ve neler yapmamamız gerektiğini bilmek zorundayız. Bunu bilmek, hedefimize ulaşmayı başarmanın asgari koşuludur.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Bir fotoğrafçı; fotoğrafı seviyor, fotoğrafa zaman ayırıyor, fotoğrafa bütçe ayırıyor ise, bu emek ve çabalarının sonucunda, doğal ve haklı olarak birşeyler elde etmek isteyecektir. Düşünen ve durumunu irdeleyebilen her insan, ulaşmak istediği hedefini bilmeden bir yola koyulmaz! Öncelikle ne istediğini ve neyi hedeflediğini bilmek durumundadır. Yaşamında fotoğrafa yer ayıran bir insan, öncelikle “doğru” ve “güzel” fotoğraflar üretmek isteyecek, beğenilmek isteyecektir. “Doğru” ve “güzel” kavramlarının bireysel değerleme ve belirlemeler ile olası olmadığının da bilinmesi gerekir. “Ben beğendim, arkadaşlarım da beğeniyor” sözleri, gerçek anlamda “doğru” ve “güzel” fotoğrafa ulaşmak için asla yeterli görülmemelidir. Çünkü sadece fotoğrafı “çeken” ile arkadaşlarının beğendikleri çalışmalar, “herhangi” olmaktan kurtulamayacaktır. “Herhangi bir fotoğraf” ile “herhangi bir fotoğrafçı” olmaktan kurtulabilmek için, tabii ki eğer gerçekten bu isteniyorsa, yapılacak çalışmaların nitelik ve içerikleri de “herhangi” olmaktan kurtulmak durumundadır. Çalışmaların içine düşünce, plan ve projeler ekleyerek “herhangi” olmaktan kurtulmayı hedeflemek ve bunun için çaba göstermek gerekecektir.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;“Herhangi” olmamanın anlamı ve değeri...&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Yaşamın her evresinde, düşünen bireyler “herhangi” olmak istemezler, farklı olmak isterler. Bu çok doğal bir durumdur ve her insanın doğasında vardır. Evet, yaşamın zorunlu kıldığı koşullarda, her birey “herhangi” bir durumda olabilir. Ancak olanaklı görülen en küçük olasılıkta birey farklı olmak için çaba gösterecektir. Çünkü çevresindekilerden farklı olmak, temelde “beğenilme” ve “takdir edilme” duygularını yaşatacağından, “farklı birey” olmakla sıradanlıktan ve “herhangi” olmaktan kurtulacaktır. “Farklı olmak” düşüncesi bireyin yaşamına bir anlam, bir değer katacaktır. Bu durumu, “fotoğraf” için düşünelim.. Eline ilk defa fotoğraf makinası alan bir kişi, daha ilk karesini beğenecek, “ne de güzel çekmişim” diyebilecektir! Bu basit düşüncesinde bile bireyin kendisi, farklı olma, gizli beğenilme arzusunu iç dünyasında hissedecektir. İlerleyen zamanlarda ise bu beğenilme arzusu yerini farklı duygulara bırakacak ve “herhangi” olmaktan kurtulmak isteyecektir.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Fotoğraf dünyasında yaşayan ve üreten bir fotoğrafçı, doğal ve haklı olarak “herhangi” olarak kalmak istemeyecek, “güzel ve değerli” yapıtlar üretmek, kalıcı olabilecek çalışmalar yapmak ve fotoğrafın sanat boyutunda da üretimler yapmak, ve belki de “fotoğraf sanatçısı” olmak isteyecektir.. “Fotoğraf Sanatçılığı” her ne kadar günümüzde çok kolaylıkla ve haksız bir şekilde kullanılabiliyor olsa da!&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://www.fotoritim.com/yazi/mahmut-ozturan--fotograf-ve-sanat-uzerine-dusunceler--herhangi-bir-fotograf"&gt;(Fotoritim, Sayı:2010/4)&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Mahmut Özturan&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Mart, 2010&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-7873970465286472814?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/7873970465286472814/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=7873970465286472814&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/7873970465286472814'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/7873970465286472814'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/02/herhangi-bir-fotograf.html' title='Herhangi bir fotoğraf!'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-6102751165854834238</id><published>2011-02-05T15:56:00.000+02:00</published><updated>2011-02-05T15:56:12.332+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotoritim'/><title type='text'>Fotoğrafa giriş, gelişme ve sonrası</title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Giriş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; &lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBlockText" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Günümüzde fotoğrafın sayısal’laşarak 7’den 70’e herkesin yaşamına kolayca girmesi ve orada yerleşmesi, sayısallaşma öncesinde yıllarını fotoğrafa vermiş, fotoğrafla dopdolu yaşamış analog makina ve film kullanan fotoğrafçıları, “iyi fotoğraf” adına, ciddi ve derin düşüncelere daldırmıştır. Fotoğrafın kolay ulaşılır ve her an el altında bulunan sayısal özelliği ile, ve neredeyse sıfır maliyeti nedeniyle çılgınca tüketildiği bir durum yaşanıyor. İnternet ortamında sayısını bilemediğimiz çoklukta, içerik ve nitelik bakımından ciddi sorunları olan fotoğraf paylaşım sitelerinde, hiç bir eğitim almadan fotoğrafın f’sini öğrenince kendisini çevresine “fotoğrafçı” (hatta belki de fotoğraf sanatçısı!) olarak tanıtan yüzlerce örneği maalesef her gün gözlemliyoruz. Böylesine çok sayıda, hergün internet paylaşım sitelerine yüklenen binlerce, milyonlarca görüntüyü, fotoğrafı tam bilmeyenlerin “fotoğraf” olarak görmesi ve izlemesi, gerçek fotoğraf adına düşündürücü ve hatta kaygı vericidir. Başlanması çok kolay olan fotoğrafa giriş, basit bir makina veya bir cep telefonuyla bile mümkün olabilmektedir, ama ya sonrası?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBlockText" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBlockText" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Gelişme&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBlockText" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Fotoğrafa ilgi duyanların, basit bir makinayla fotoğraf dünyasına ilk adımı atması çok kolaydır; zevkli ve güzeldir de.. Fotoğraf dünyasına girildikten sonra başlayan, başlaması gereken sürecin “gelişme dönemi” olması gerektiği bilinir ama, bu sürecin nasıl ve ne zaman başlayacağını ve nasıl devam edeceğini maalesef her yeni başlayan bilemez, bilemeyebilir de.. İşte tam bu noktada, fotoğraf kurumlarına ve deneyimli fotoğrafçılara ciddi görevler düşer. Bilinmeyen bir ortamda rehbersiz hareket etmenin zorluğu bilinen bir gerçektir. Burada rehberlik görevinin birincil muhatabı ve sorumlusu, fotoğraf adına kurulmuş olan dernek ve kurumlardır. Rehberliğin gerekliliğini, dernek ve kurumların varlığını ve tanıtımını ve bu adreslere yönlendirmeyi ise, çevresinde fotoğrafçılık deneyimleriyle tanınan her bir fotoğrafçı, “iyi fotoğrafın geleceği adına” bireysel ödev olarak kabul etmelidir. Fotoğrafa başladıktan sonra, bireyin kendisini yazılı ve görsel araçlarla eğiterek, geliştirerek bir düzeye gelebilmesi de olasıdır ama bu bir disiplin gerektirdiği için çok kolay olmayabilir. Bu nedenle gelişme sürecinin bir rehber kişi veya kurumla yaşanması ve geçilmesi uygun ve gereklidir. Yaşamın temelinde çok ciddi bir yeri, önemi ve değeri olan eğitimin, yaşamın her aşamasında, her alanında yeterli ve doğru bir şekilde alınması, başarı için bir zorunluluktur. İster bireysel, ister kurumsal olsun, ama mutlaka, gelişme döneminin bir eğitim süreci ile geçilmesi yararlı ve akılcı olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Eğitim&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Fotoğrafın gelişme sürecinde eğitimin gereği ve önemi yadsınamaz. Burada fotoğraf eğitimcilerine ciddi görevler düşmektedir. Fotoğraf kurumları ve derneklerinin yanısıra, üniversitelerimizin fotoğraf bölümleri de, var olan akademik misyonunun ağırlığı nedeniyle, fotoğrafa ilgi duyan ve isteyen herkese “sürekli eğitim merkezleri” aracılığıyla eğitim verebilmeli, rehberlik yapabilmelidir. Özellikle son yıllarda hızla yaygınlaşan, her ilimizde ve hatta büyük ilçelerimizde bile yapılanan “Fotoğraf Dernekleri”nin, fotoğraf ve fotoğrafçılık alanında üstlendiği ödevin önemi herkes tarafından bilinir ve kabul edilir. Ancak, fotoğraf alanında eğitim de veren ve rehberlik yapan bu dernek ve kurumların yapılanma ve kurumsallaşma süreçlerini de tümüyle henüz tamamlamadıkları da bilinen bir gerçektir. Yani kısaca, fotoğrafta bireylerin gelişme süreci, tümüyle kendi öz çabalarına doğrudan bağlı olup, dernek ve kurumların bu süreçteki varlıkları ve etkileri henüz arzulanan düzeye ulaşabilmiş değildir. Bu nedenledir ki, fotoğrafa ilgi duyan ve yönelen bireyler, eğer bu uğraşlarının günlük ve geçici olduğunu düşünürlerse, zaten bir “gelişme-geliştirme” sürecine gerek duymazlar ve sadece bir günlük uğraş konumunda kalır. Ancak, bu uğraşlarının, her gün geçtikçe daha ötesini, ötelerini merak ederek araştırmaya ve kendilerini geliştirmeye gerek duyarlarsa, işte o zaman fotoğraf dünyasında öylesine durmadıklarını ve kendilerine bir hedef koymak: eğitim almak ve konuyu, fotoğrafı gerçekten bir yaşam biçimi olarak kabullenmeye başlarlar ve burada gelişme süreci başlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Yaşam Okulu&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Fotoğrafta gelişme süreci, “neyin ne olduğu”nu anlamak, teknik altyapı gerekleri ve bilgilerini öğrenmek, kazanmak ve içselleştirmektir. Aslında, yaşamın bir okul ve her insanın yaşamı boyunca birer öğrenci, öğrenici olduğu, olması gerektiği gerçeğinden hareket edilirse, ilgi alanlarımızdaki her konunun, yaşamımız boyunca öğrencisi olacağımız da açıkça anlaşılır. Bu nedenle, bir bireyin kendi fotoğraf dünyasındaki gelişme süreci, her konu gibi, gerçek başarıya ulaşabilmek için sanki hiç bitmeyecek bir zamanı içerir! “Yaşam boyu öğrencilik” her konu için harika bir deyiştir. “Ben yaptım, bu konu bu kadar!” diyebilmek, yaşamın gerçeğini ve genel diyalektiği yadsımak olacaktır. Fotoğraf için de, yaşamlarımızın her küçük konusu için de bu kural geçerlidir, geçerli olmalıdır. Başarı; hep araştıran, hep sorgulayan, akılcı irdelemelerle genel doğrulara yönelen ve çevresindeki herkesten öğrenecek birşeyler bulabilen, hiç kimseyi hiçbir zaman küçümsemeyen bir yaşam yorumuyla olasıdır. Yaşamın kendisini bir okul olarak gören ve bunu gerçekten kabullenen birey, yaşamının her konusunu ciddiye alarak, bir dersi başarma titizlik ve özeniyle ilgi alanlarını, örneğin fotoğrafı da ciddiye alacak ve eğitim ve gelişme süreçlerini yaşayarak, yaşam okulunda başarıyı elde etmeye çalışacaktır. Yaşamın tüm evreleriyle bir bütün oluşturduğunun bilinciyle, yaşamın kendisini bir “okul” olarak kabul etmek gerekir. Bireyleri, yaşamlarında iyiye, doğruya, güzele, başarıya götüren en büyük gerçeğin, yaşamın kendisini doğru anlamak ve doğru analiz etmekten geçtiğini yaşayarak gören ve buna inanan insanlar, yaşamları boyunca başarıyı yaşayacaklardır. Bu başarı kimi zaman iş, kimi zaman aile, kimi zaman da özel ilgi alanlarımızdaki başarılar olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Sonrası...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Gerek yaşamın genel anlamda her konusunu, gerekse özel ilgi alanlarını önemseyerek özenle dikkate alan bireyler, umulan ve beklenen hedeflere ulaşmakta zorlanmazlar. Fotoğraf dünyasına “bir şekilde” adım atan ve sonrasında da ilgisinin geçici olmadığını anlayan insanlar, konu üzerinde çok az da olsa düşünerek bir değerlendirme yaptıkları zaman, kendilerini geliştirebilmek için bireysel ya da kurumsal bir eğitim sürecine yöneleceklerdir. Bireysel bir eğitimi tercih etmiş olması durumunda ise, yine bir süre sonra bunun yetersizliğini yaşayacak ve bir başka ustanın rehberliği ya da kurumsal bir destek alma gereksinimini yaşayacaktır. Gerek bireysel gerekse kurumsal eğitim sonrasında da, eğer sürekli kendisini, emeklerini, ürettiklerini ve çalışmalarındaki başarısını objektif bir şekilde sorgulayabiliyorsa, en güzel sonuçlara ulaşabilmenin kapısını aralamayı başarabilmiş demektir. Bu pek kolay değildir, ama ödevine odaklanan ve disiplinli çalışan bir insan için asla zor ve olanaksız da değildir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Fotoğraf çalışmayı, üretmeyi ve paylaşmayı kendisine bir yaşam biçimi edinen bireyler, bir süre sonra, eğer düşünmeyi seviyor ve yaşamı irdelemeyi biliyorlarsa, fotoğrafın, bir başına, yaşamın en temel ögesi olmadığının ayırdına varacak ve ancak bir araç olarak kullanılabileceğini anlayacaktır. Ama, hangi hedefe ulaşmak için bir araç? Ürettiği fotoğraflarına düşüncelerini yansıtabilen, fotoğraflarıyla insanların içsel dünyalarına girebilen, ayırdına varabildiği yaşamın gerçeklerini insanlara anlatabildiği zaman ise, toplumsal bir ödevini yerine getirmekte olacak ve gerçek bir sanatçı olabilmenin haklı gurur ve onurunu yaşayacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Ne mutlu bu duyguları yaşayanlara...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;a href="http://www.fotoritim.com/yazi/mahmut-ozturan--fotograf-ve-sanat-uzerine-dusunceler--fotografa-giris-gelisme-ve-sonrasi"&gt;(Fotoritim, Sayı: 2010/3)&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;h3 style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: small;"&gt;Mahmut Özturan&lt;/span&gt;&lt;/h3&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Şubat, 2010&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; tab-stops: 660.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-6102751165854834238?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/6102751165854834238/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=6102751165854834238&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/6102751165854834238'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/6102751165854834238'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/02/fotografa-giris-gelisme-ve-sonras.html' title='Fotoğrafa giriş, gelişme ve sonrası'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-8383182176398105595</id><published>2011-02-05T15:39:00.002+02:00</published><updated>2011-02-06T01:40:32.192+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotografya'/><title type='text'>Sanatçının zorunlu gereksinimi: “Düşünsel Estetizm”</title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;1. Estetik Düşünce&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; tab-stops: 125.25pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Düşünce ve estetik; sanatta varlığı, gerekliliği ve zorunluluğu yadsınamayan 2 temel ve önemli olgudur. Bu olguların varlığı ve birlikteliği, sanata güzellikler ve zenginlikler kazandırır. Bir sanat yapıtının üretimi öncesindeki aşamalar düşünüldüğünde, düşünce ve imgelemin en temel ve öncelikli aşamalar olduğu görülür. Doğru ve güzel temelli düşünsel aşama, yapıtın değer olmasına yöneliştir. Her düşünce, her imgelem güzeli yaratmaz, güzele götürmez. Sanatçının kişilik ve karakter altyapısı, birikim ve deneyimleri, yapıtın üretim öncesi tasarım ve imgelem aşamalarında kendini gösterecektir. Sanatçıyı güzele götüren süreç bu dönemdir. Sağlıklı ve pozitivist bir kişilik altyapısına sahip sanatçının yapıt üretimi güzel temelli olacaktır. Kendisiyle barışık olmayan, olamayan, güzeli ve güzellikleri ruhunun ve kişiliğinin derinliklerine yediremeyen bir sanatçının yapıtlarıyla güzele ulaşması zordur! Bu, katı bir hüküm gibi görünse de, ciddi bir analizle konunun önemi kavranabilecektir. Zaten, değil midir ki; sanatçının yapısı, ürettiği – üreteceği yapıtların ruhunu oluşturur. Sanattaki bu ayrışmazlık, üretilen yapıtların değer olup olmadıklarını belirleyebilecek en ciddi olgudur. Düşüncelerde var olması gereken estetik içerik ve nitelik, üretimin her aşamasında sanatçıdan yapıtına yansıyacaktır. Estetizmden uzak ya da yoksun bir sanatçının yapıtları ile güzele ulaşması, izleyicilerine güzeli ve estetizmi yaşatması hiç kolay olmayacaktır. Bir sanatçının kişilik altyapısını, karakteristik özelliklerini, kendisiyle barışıklığını ya da optimistliğini, estetizme yakınlık ve uyumluluk boyutunu, onun dışından tümüyle anlamak zor olduğu içindir ki, bu sorgulama ve analizi, her sanatçı kendi iç dünyasında yapmak ve değerlendirmek durumundadır. Estetizmi içselleştirdiği ölçüde sanatçı güzele, güzellikler üretmeye yakın olacaktır. İzleyiciler ya da diğer sanatçılar, sanatçının kimliği ile yapıtlarına yorum getiremezler: yapıtları, zaten sanatçının iç dünyasının ve estetik düşünce ve değerlerinin tümüyle dışa yansımasıdır. Bir sanatçının yapıtları, doğru bir analiz ve irdeleme sonucunda, o yapıtı üreten sanatçının estetizme ne denli yakın ya da uzak olduğunun göstergesidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;2. Estetizm imgelemi ve imgelerde estetiğin varlığı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Her güzel olan, öncelikle düşüncelerdeki güzel hayallerle başlar. Güzeli hayal eden (imgeleyen) onun için tüm iç dinamikleriyle en aktif şekilde beyninin tüm hücreleriyle harekete geçer. Güzel, doğru ve pozitivist niteliklere sahip olmayan bir kişilik yapısı, güzeli hayal etmeyi bile beceremeyecektir. Güzeli hayal etmek için altyapınızın ve birikimlerinizin buna elverişli ve estetik temelli olması gerekir. Bir sanatçı, öncelikle kendi varlık temellerini, değerlerini ve estetizme ne denli yakın olduğunu ya da olabileceğini objektif bir şekilde analiz etmek ve irdelemek durumundadır. Eğer kendi kişilik ve estetik altyapısı bu durumdan uzak ise öncelikle bu durumu düzeltmeye çalışmalıdır. Sanatçı, kendi kişiliğinin, güzeli ve güzel olan her şeyi gerçekten seven ve yeni güzellikler yaratabilecek bir içsel zenginliğe sahip olduğunu keşfetmek, bilmek, anlamak ve buna inanmak durumundadır. Güzelin var olduğuna ve kendisinin de yeni güzellikler ve yeni değerler yaratabileceğine inanan bir sanatçı, öncelikle bir yapıt yaratmanın öncesinde güzellikler hayal etmenin gerçeklik boyutunu yaşamalıdır. Yaşanacak bu boyut, sanatçıyı güzelliklere yönlendirecektir. Ve tabii ki, her güzel, güzel hayallerle, hayal etmeyle başladığına göre, başarılı bir sanat yapıtı için zor başarılmak üzeredir: sanatçı, estetizm imgelemi için doğruya yönelmiş demektir. Bir sanatçının imgelerinde estetizm var ve sürekli olmalıdır. İmgelerde var olan estetizm, sanatçının her zaman güzeli düşünen, güzeli arayan ve hep güzeli hedefleyen bir yapıya sahip olabilmesi için, tüm hayallerinin ve düşüncelerinin estetik içeriğe sahip olması, estetik değerlerle dopdolu olması gereklidir. Güzeli imgeleyen her sanatçı, yüzünü, yönünü güzelliklere çevirmiş, güzellikleri hedeflemiş olur. Hayal ve tasarımla başlayan estetik düşünsel gerçeklik ve güzele yönelim, sanatçının yeteneksel değerleri oranında, bir şekilde mutlaka üretilecek sanat yapıtlarına da yansıyacaktır. Bu mutlaklık, sanatın, sanatçının ve sanat yapıtlarının varlık gerçekliğinin temel nedenidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;3. Güzelin imgelemi ve yaratmak için düşünmek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Sanatçının kişilik, karakter ve estetik altyapısı ile içsel değerler bütününün, estetizmin varlığı konusunda gerekli tüm içeriğe sahip olduğunu varsayarak, bir sanat yapıtının yaratımında sahip olunan bu içsel estetik değerlerin, yapıtın yaratılması sürecinde, yaratmak için ne tür düşünme aşamaları yaşadığını irdelemeye başlayalım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Sahip olunan estetik içsel değerler bütünü, sanatçıyı doğrudan, tartışmasız ve sorunsuz bir şekilde güzele yöneltecektir. Güzele yönelmek, güzeli hayal etmenin sonucunda olasıdır. Estetik bir düşünsel altyapı ve içsel zenginliğe sahip sanatçı, hayal ettiği güzellikleri, estetik içeriği ve nicelikleri yapıtına yansıtabilmenin içsel kaygılarını yaşıyacaktır. Hayal edilen güzellik; tasarımsal estetik ya da tüm işlevselliği ile estetizm, sanatçının tüm duyularıyla yapıtına yönelmesini sağlayacak, yapıtına odaklayacak ve hayallerindeki kusursuz güzelliği ve estetizmi yapıtında görebilmenin, yapıtına yansıtabilmiş olmanın tatlı zevkini yaşıyacaktır. Yapıtın üretim – yaratım sürecinin her bir aşamasında, içsel denetim mekanizmasıyla kendisini, düşüncelerini hep güzelle özdeş hissedecektir. Sanatçı, hissedilen bu güzellik özdeşliğini yapıtına yansıtabildiği, yapıtında görebildiği oranda başarıyı ruhunun derinliklerinde yaşayacak ve değer olabilmiş bir sanat yapıtı yaratabilmiş olmanın haz ve mutluluğunu yaşayacaktır. Güzel’in; güzelin hayalinin, güzel düşüncelerin tümüyle yapıta yansıtılabilmesi, sanatçının içsel estetik değerler bütününün yapıtta yaşatılması anlamına gelecektir. Böylesi bir yapıt, sahip olduğu estetik içerik ve estetik zenginlik nedeniyle, sanatçıyı, zorlu bir üretim süreci sonunda başarıya ulaştırmış olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Doğal olarak her sanatçının en büyük hedefi, güzeli bulmak ve yapıtına yansıtmak; ya da hayallerinde yarattığı estetik biçim ve niteliklere sahip “güzel”i duyumlaması ve düşünsel süreç sonunda yapıtlarında yaratmasıdır. Ancak, her sanatçının temel ve en büyük hedefi olan güzeli bulmak ve yapıtına yansıtarak yaşatmak ve ölümsüzleştirmek eylemi, sürecin düşünsel aşamasında estetizmi dolu dolu yaşaması ile tümüyle doğru orantılı olacak bir şekilde yapıtına aktarması, düşünsel dünyasının zenginliği boyutunda gerçekleşebilecektir. “Güzel”e ulaşmayı her sanatçı mutlaka ister; ama ona ulaşan, onu elde edenler ancak güzeli yaratmak için yoğun bir estetik düşünsel süreç yaşayan, titiz ve özenli teknik çalışmalarını başarıyla sonuçlandıranlar olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText3" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Yaratmak için düşünmek... Her düşünen birşey yaratamaz! Düşüncelerimizin akılcı altyapısı ve doğru bilgi zenginliğimiz ve doğru dayanaklarımız, yaratıcılığımızı doğrudan etkiler. Bir sanatçının, yapıtının üretim aşaması öncesinde, imgelem ve tasarım aşamasında, çokça; derin ve yoğun bir şekilde düşünmesi gerekir. Bu derin ve analitik öndüşünme süreci, birşeyler yaratmaya yönelmenin ilk aşamasıdır. Gerekli donanıma sahip olan sanatçı, estetik, derin ve yoğun düşünceleri sonunda tasarladığını yaratmayı becerebilecektir. Birşeyler yaratabilmek için düşünen, sahip olduğu doğru ve zengin bilgi altyapısı ve deneyim ve birikimleri oranında sonuca: başarıya ulaşabilecektir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;4. Estetizmin düşüncelere hakimiyeti&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Nasıl ki her düşünce bir sonuç, bir şey yaratmıyorsa; her düşüncenin estetizmle özdeş olması da beklenmez. Bu bir varlık gerçeğidir. Düşüncelere estetizmin hakimiyeti, eğitimle belki bir yere kadar sağlanabilir, ama sanatsal anlamda yaratıcılığa eğitimle sahip olunmaz. Bireysel çabalar bir yere kadar götürebilir insanı; sanatsal başarılar da kazandırabilir belki. Ama gerçek anlamda estetizmin düşüncelere hakimiyeti durumu, sonradan eğitimle bir yere kadar verilebilse, kazanılabilse de, her birey için kolay ve olası değildir. Düşüncelerine estetizmin hakim olduğu sanatçı, güzele ulaşma ve güzeli yaratma başarısında, kendi öznel kontrol değerlerinin dışında kalarak her zaman estetzmin içinde olacaktır. Hep estetik düşünecek, estetizm çerçevesinde hayaller kuracak, tasarımlarda bulunacak ve hep “güzel”e doğrudan odaklanmış bulacaktır kendisini. Hani denir ya: “her çizdiği, her yontusu, her notası, her karesi bir değer olan sanatçılar!” İşte, düşünceleri tümüyle estetizmin etkisi altında bulunan, her soluğu sanat olan insanlardır bunlar. Vurgulamak gerekir ki; sanatçının içsel değerlerinin zenginliği, kendisiyle barışıklığı, ve estetizmle özdeşleşmiş düşünsel dünyası, “güzel”e ve güzel değerlere doğrudan odaklanmış olacaktır. Her sanatçının kendisini ciddi ve objektif bir şekilde sorgulaması ve değerlendirmesi, acımasız analizler ve irdelemeler yapması gereken en önemli konu da budur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;5. Sonuç&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Her sanatçının zorunlu birtakım gereksinimleri vardır. Bu gereksinimlerin en son sıralarında yer alacak olanlar ekipmanı, araç gereçleridir. Sahip olunan ekipmanın değeri ne olursa olsun, insanı sanatçı kılmaya asla yeterli olamaz. Sanatçının temel gereksinimlerinin en başında yer alması gereken, sanatçı kişiliğin gerektirdiği düşünsel dünyasında estetizmin hakimiyetidir. Estetizmle özdeşleşememiş bir insanın gerçek anlamda sanatçı bir kişiliğe sahip olması beklenmez ve umulmaz. Estetizmden yoksun bir düşünsel dünyaya sahip bireyin, diğer her şeye sahip olması, onu sanatçı kılmaya yetmeyecektir. Sanatçının en temel gereksinimi, varlık nedeni olan düşünsel estetizmdir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://www.fotografya.gen.tr/cnd/index.php?id=589,873,0,0,1,0"&gt;(Fotografya, Sayı: 23)&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;h1 style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&lt;/h1&gt;&lt;h1 style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif; font-size: small;"&gt;Mahmut Özturan&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm -1.4pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Aralık. 2009&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-8383182176398105595?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/8383182176398105595/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=8383182176398105595&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/8383182176398105595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/8383182176398105595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/02/sanatcnn-zorunlu-gereksinimi-dusunsel.html' title='Sanatçının zorunlu gereksinimi: “Düşünsel Estetizm”'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-7656547266408622637</id><published>2011-02-05T15:31:00.004+02:00</published><updated>2011-02-06T01:41:50.497+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotografya'/><title type='text'>Sanatın 3D’si: Duygu, Düşünce ve Denge</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Sanatta Duygu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Duygularımız, yaşamlarımızın her evresinde ne denli etkin ve güçlü olduğunu hepimizin bildiği ve asla şüphe içinde olmadığımız bir gerçektir. Kimi düşünürlere göre duygular, insan yaşamını anlamlı kılan en temel olgudur. Duyguları olmayan ve hatta normalin biraz altında olan insanlara “duygusuz” sıfatı ne kadar da rahat ve acımasız kullanılır! İnsan yaşamında bu denli önemli bir yere sahip olan duygularımızın, tüm sanat dallarında etkin bir öneme sahip olduğu da açıktır. Sanatın ve sanatçının “duygusuz” olabileceğini düşünmek olanaksızdır. Sanatın tüm dallarında ve tüm disiplinlerinde “duygu” temel olgulardan biri ve hatta belki de en önemlisidir. Duygusuz bir sanatçının varlığını düşünmek ne denli zor ise, duygusuz bir sanat ve sanat yapıtı düşünmek de o denli zordur. Çünkü bir sanatçıyı ya da yapıtı değerli kılan duygulardır. Sanatçının içsel değerler zenginliği ile duygularını yapıtına aktarabilme becerisi, bir sanatçının sahip olması gereken “olmazsa olmazlar”dandır. Duygusuz bir sanat yapıtına genelde “ruhsuz” yakıştırması yapılır; çünkü duygularımız ruhsal değerlerimizdir ve tümüyle bireyseldir. Sanatçı, duygularındaki yüceliği ve değeri yapıtına yansıtabildiği oranda yapıtın bir değer olmasını sağlayacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Sanatta Düşünce&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Düşünmek, yaşamda var olan ve var olacak olan her, ama her olgunun temelini, kökenini oluşturur. Yüzyıllar öncesinden yapıtları ve düşünceleri günümüze ulaşan ve tazeliğini, güncelliğini ve önemini hep koruyagelen düşünürler, hep bu olguyu değerlendirmişler; insanların düşünme yeti ve becerilerini geliştirme çabası içinde olmaları gerektiğini vurgulamışlardır. Çünkü insan, düşünceleriyle tümel yaşamı yönlendiren, yönlendirebilen tek canlıdır. İnsanların tüm yaşamları, düşüncelerinin ürünüyle var olduğuna göre, düşüncelerinin doğruya yakınlığı, güzelliği ve dengeliliği oranında yaşamları değerlenebilecektir. Her düşünce ürününün bir değer olması beklenmez. Ama düşünen, düşüncelerinin altyapısını doğruluk ve güzelliklerle dengeleyip kurgulayabilmiş ise, ortaya çıkacak ürünlerin bir değer olması olasıdır. Düşüncelerin doğruluğu ve güzelliği bireysel değil, evrensel nitelikli olmak durumundadır. Ne acıdır ki, evrensel doğruluk ve güzellik değerleri dengesinden uzak ve yoksun kimi düşünce ürünleri, tümel yaşama olumsuzluklar katacak nitelikli olmuşlardır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Sanat da, yaşamımızın en önemli ögelerinden bir olgu, bir gerçek ve bir değer olarak, düşüncelerimizin ürünüdür. Tüm sanat dalları; doğru, güzel ve dengeli düşüncelerin ürünü oldukları içindir ki birer değerdirler. Sanatçıların ruhsal dünyalarında başlayan “güzel düşünme ve güzel olanı üretme” altyapısı, bir sanatçıyı diğer insanlardan farklı kılan en önemli niteliktir. Sanatçının düşünceleri ile evrensel doğrular ve değerler çerçevesindeki her ürünü, genelde yaşama ve özelde de sanata bir katkı olmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Sanatta Denge&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Denge; tüm varoluşun, tümel yaşamın, ve özel olarak da her bireyin yaşamında çok büyük bir öneme sahiptir. Yaşamsal öneme ve yaşamsal değerlere sahip her olguda dengelilik aranır. Kozmik düzenden tutun, en küçük bir yaşam birimine kadar her evre koşulsuz bir denge gerektirir. Tümel yaşamın her evresinde varlığı yadsınamaz bir gerçek olan denge, bireysel ve toplumsal yaşamların da önemli bir gerçeğidir. Her olguda aranan ve var olması gereken dengenin, sanat alanında olmaması ya da eksikliği düşünülemez. Sanat, genelde bireysel üretim kökenli bir olgu olduğuna göre, öncelikle sanatçının düşünsel değerleme boyutlarında ve sonra da ürettiği yapıtının varlığında, açıktan ve sistematik olmasa da, bilinçaltlarında varlığı koşulsuz beklenen ve istenen bir olgudur denge. Bir sanat yapıtının yaratım sürecinde, sanatçının düşünsel analiz çeşitliliği ile değerler altyapısının dengesi, bir şekilde mutlaka yapıtın ruhuna yansıyacaktır. Sanat yapıtlarının ruhlarındaki değerler dengesi temel unsur olmakla birlikte, sanat dallarına göre değişken ve fakat yapıtın değer olabilmesi için gerekli olan çeşitli öz nitelik ve gereklilikler dengesinin de kurulmuş ve yapıta yansıtılmış olması bir zorunluluktur. Aksi durumlarda, gerek ruhsal ve gerekse özsel içerik nitelikleri bakımından yapıtta yaşanacak denge sorunu, yapıtın değerini tartışmalı kılacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Sanatta denge; çoklu bileşen yapısıyla var olmalıdır. Sadece sanatçının yapıtın üretim sürecindeki düşüncelerinin dengeliliği değil, sanatçının düşünsel bilinçaltı ile sanat dalının gerekli kıldığı bilgi ve değerler bütünü içindeki denge, bir bütün olarak sanatçının içsel değerler zenginliği oranında yapıta yansır. Sanatçı, yapıtları ile arasında hem özsel hem de bütünsel bakımdan bir denge kurabilmelidir. Bu dengenin azlığı ya da yokluğu, yapıtın değerler bütününe ciddi bir eksiklik olarak yansır. Bu nedenle sanatçı, sadece yapıtının özsel niteliklerindeki denge ile değil, kendi ruhsal, düşünsel ve duygusal değerlerinin bütünü ile yapıtının özsel nitelikleri arasında da bir denge oluşturabilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Sanatçının duygu ve düşünce dengesindeki uyumluluk&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Sanatta tartışmasız varlığı ve gücü bilinen “duygu” ve “düşünce”nin bir denge ve uyumluluk içinde olması gerekir. Denegenin varlığı, yaşamın her konusu ve her evresinde mutlak bir gereklilik olduğuna göre, sanatçılarda ve sanat yapıtlarında da bu gereklilik vardır. Sanatçının duygu ve düşünceleri arasında bir denge ve bu dengede bir uyumluluk aranır. Duygularımızla düşüncelerimiz arasındaki denge her zaman kolaylıkla sağlanamaz. Kimi zaman düşüncelerimiz bize bir yol gösterirken, duygularımız ise daha farklı bir yol gösterebilmektedir. Çünkü duygularımız, bizi gerçeği düşünmekten; gerçeğe gitmekten, gerçeği yaşamaktan alıkoyabilir. Düşünen insan, doğruyu görecek ama duygularının güçlülüğü oranında her zaman doğrunun gösterdiğini yapamayabilecektir. Sanatçı, bir yapıtının üretim sürecindeki duygusallığı ile yeterli düşünme ve sonucunda yeterli sorgulama yapamadığı durumlarda, duygularının etkisinde daha fazla kalarak duygu–düşünce dengesinden uzaklaştığında, ortaya çıkacak yapıt ağırlıklı olarak duygularının ürünü olacaktır. Düşüncelerden ve sorgulamalardan uzaklaşarak üretilen bir yapıttaki duygusal yoğunluk, eğer sanatçıyı gerçekleri görmekten ve sorgulamaktan uzak bırakmış ve duyguları ile düşünceleri arasında bir uyumluluk dengesi kuramamış ise, elde edilen sonucun bir “sanat yapıtı” olduğunu söylemek zor olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Sanatçının duygu ve düşüncelerinde ikilem sorunu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;İnsanın düşünceleri, kendisini doğruya ve gerçeğe yöneltir. Düşünen, irdeleyen ve sorgulayan insanlar doğruyu daha kolay görecek, gerçekleri daha kolay anlayacaklardır. Düşünce ürünü olan her olgu; doğruya, iyiye, güzele ve gerçeğe daha yakındır. Düşünce ürünü olmayan; yeterince düşünmeden, irdelemeden, sorgulamadan yapılan her eylem duyguların ürünüdür. İnsanın duygularından tümüyle soyutlanması olası değildir; zaten bu istenmez ve beklenmez de! Çünkü insanı “değer” yapan en önemli ögelerden birisi de duygularıdır. Ancak, yaşamlarımızın bir evresinde tümüyle ya düşüncelerimizin ya da duygularımızın doğrudan ve ağırlıklı etkisiyle kararlar vermemiz ve bu kararlarımızı yaşama geçirmemiz, yaşamlarımıza (ya da yaşamımızın o dönemindeki eylemimize) yanlışlar getirebilecektir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Sanatçı, üretim süreci öncesinde ve sırasında düşünceleri ile duyguları arasında kimi zaman ikilemler yaşayabilir ve bir tarafa karşı savaşım vermek durumunda kalabilir. Yapıta yansıyan ruh, sanatçının içsel değerler yoğunluğu sonucunda ya düşünce, ya duygular, ya da ikisi arasında kurulmuş bir denge ile her ikisinin; düşüncelerimiz ile duygularımızın bileşkesi olacaktır. Bunu sağlamak zor gibi görünsede, güzel olana ulaşmak her tür zorluklara katlanmaya değecektir. Sanatçı, yapıtının üretim sürecinde bu ikilemi bilinçli veya bilinçsiz yaşar ve ancak yapıtını sonuçlandırdıktan sonra objektif bir gözlem ve analitik bir irdeleme yapabilmesi durumunda, yapıtında bir denge sorunu var ise bunu görebilecektir. Bu, gerçek anlamda bir özeleştiri gücüyle olasıdır ve sanatçının sonraki yapıtlarında “daha iyi”lere ulaşmasına yardımcı olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Dengelerde sapmalar ve baskın duygular&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Genel anlamda yaşamın bir dengeler bütünü olduğunu biliyoruz. Bu dengelerde yaşanan her sapma, tümel yaşamın ve bunun doğal sonucu olarak tikel yaşamların da belirli ölçülerde sahip olması gereken standartlardan çeşitli sapmalar göstermesine neden olur. Denge sapması, genel ölçütler çerçevesinde algılanabilir. Bireysel ölçütlerle denge sapmalarının algılanabilmesi zordur, çünkü bireysel ölçütler değişkendirler ve objektif olamazlar. Yaşamlarımızın her evresinde dengeli olma gerekliliği ve zorunluluğu vardır. Sahip olunması gereken dengelerdeki her küçük sapma, bireyleri standardın dışına sürükler. Yaşanan bilinçli denge sapmaları ise genelde bir arayış ya da macera amaçlı olurlar. Bilinçli denge sapmalarındaki gerçeklik ve tutarlılık, içine girilen arayışın hedefine ulaşmasını kolaylaştırabilir kimi zaman. Ama bu sonucun elde edilebilmesi her zaman kolay ve olanaklı olmaz. Bu nedenle, yaşamsal standartlarda yaşanan sapmalar, bireylere sıkıntılı zamanlar yaşatabilmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Dengelerdeki sapmalar, çoğunlukla duygularımızın güçlü yönlerinin seçimlerimiz ve kararlarımız üzerindeki etkilerinden ve bu etkilenimlerin sonucunda oluşabilecek duygusal baskılardan kaynaklanırlar. Duygularımız üzerindeki etken ve baskın değerlerimiz, yaşamsal seçimlerimizi doğrudan etkileyecek ve duygularımızın yaşamımızdaki etkenliği ölçüsünde, oluşturmamız gereken “seçim-karar” dengelerimizde sapmalara neden olabilecektir. Bu istenç dışı sapmaları en aza indirgeyebilmemiz için, duygularımızı, her zaman aklımızın kontrolünde tutabilmeyi becermemiz gerekir. Akıl sorgulamadan edemez; duygularımız ise bizi hep aşkınlıklara iter! Yaşamın en ciddi savaşımlarından biri de akıl ile duygular arasındaki denge savaşımıdır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Yaşamsal ve sanatsal denge zorunluluğu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Denge, yaşamlarımızda bu denli bir öneme sahip iken, yaşamlarımızın her evresi, her olgusu gibi, sanat dünyamızın da “denge”nin öneminden uzak kalması düşünülemez. Zaten sanatçılar ve sanatseverler için yaşam ve sanat, biribirlerinden ayrışamayan iki temel kavram, iki temel değer olarak kabul edilirler. &lt;/span&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Bir bireyin güncel yaşamını gerçekçi ve akılcı bir denge üzerine oturtması gerektiği gibi, bir sanatçı da sanatsal yaşamını, gerçekçi ve akılcı bir denge üzerinde olmak ve kalmakla birlikte, “objektif analiz ve sorgulamalar” üzerine de oturtabilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana;"&gt;Sanatsal denge zorunluluğu, evrensel kabul görmüş değerler dengesinin sanatsal boyutta işlenmesi ve tümel yaşama katkı amacıyla geliştirilmesinin gerekliliğidir. Gerçek sanatçı, yapıtlarını bu yüce amaca odaklanmış olarak yaratır, üretir, sergiler, paylaşır ve yaşamı bir değer yapabilmek için sürekli bir savaşım verir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Sanat, özellikle bir sanatçı için dünyanın, yaşamın ta kendisidir. Sanatçının bir birey olarak, güncel yaşamında dengenin yeri ve önemi ne ise, sanatsal yaşamında da aynıdır ve hatta daha da önemlidir. Çünkü bir sanatçı için güncel yaşamın gereksinimlerinden belirli ölçülerde belki vazgeçilebilir; ama sanatsal yaşamın gereksinimlerinden değil vazgeçmek, bir süreliğine uzak kalabilmek bile çok zordur. Yaşamı, sanatın ta kendisi olan bir sanatçı, yaşamsal dengesine koşut bir çizgide sanatsal yaşamında da dengeli olmak, sanatında dengeyi yaşamak isteyecektir. Kimi zaman sanatçının ruhsal dünyasının altyapısını oluşturan anarşist düşünsel analizler ve sorgulamalar ile, Nietzche’nin deyişiyle “tüm değerlerle savaşma” bağlamında bilinçli denge sapmalarına yönelecek ve ulaşabileceği somut sonuçlar ile sadece sanat dünyasına değil, düşünceler dünyasına, yaşam felsefelerine ve hatta tümel yaşama yeni değerler katabilecektir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;a href="http://www.fotografya.gen.tr/cnd/index.php?id=436,0,0,1,0,0"&gt;(Fotografya, Sayı: 22)&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"&gt;&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&lt;/h2&gt;&lt;div style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Mahmut Özturan&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Nisan, 2009&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-7656547266408622637?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/7656547266408622637/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=7656547266408622637&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/7656547266408622637'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/7656547266408622637'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/02/sanatn-3dsi-duygu-dusunce-ve-denge.html' title='Sanatın 3D’si: Duygu, Düşünce ve Denge'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-3597508303395619979</id><published>2011-02-05T15:01:00.004+02:00</published><updated>2011-02-06T01:42:13.150+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotografya'/><title type='text'>Sanatta Şablon Sorunsalı</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;h4 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Şablon&lt;/span&gt;&lt;/h4&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-weight: normal; mso-bidi-font-size: 8.5pt;"&gt;Almanca “schablone” sözcüğünden Türkçe’ye geçmiş ve daha çok: “önceden hazırlanmış ve uygulanmış bir sistem veya aracın, sonradan, aynı ya da aslına yakın biçimiyle yinelenme eylemi” olarak anlaşılır. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;Şablon, TDK sözlüğünde mecaz olarak:&amp;nbsp;“körü körüne yansılanan, çok kez tekrarlandığından kanıksanmış basmakalıp örnek” anlamında kullanılıyor. “Sorunsal” için ise yine TDK: “Çözümü belli olmayan; doğru olma ihtimali bulunmakla birlikte, şüphe uyandıran, kesin olmayan” şeklinde tanımlıyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;h4 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 8.5pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Şablonculuk&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/h4&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-weight: normal; mso-bidi-font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 8.5pt;"&gt;Şablonculuk;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 8.5pt;"&gt; bir düşünceyi, öğretiyi, üzerinde hiç düşünmeden benimseme ve/veya savunmadır. &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 8.5pt;"&gt;Bireysel gelişimin ilk basamaklarında verilen örnek şablonları uygulamak, konuyu derinlemesine inceleme ve bu süreç içerisinde kazanılan deneyimlerin de yardımlarıyla, bireylerin kendi öznel uygulama biçimlerini ortaya çıkarma ve geliştirmelerine olanak sağlar. Bireysel gelişimin deneysel aşamalarında, önceden üretilmiş her tür araç ve sistemden yararlanmak eğitimin bir gereği olmakla beraber, düşünsel bir çabanın sonucu olmayan hazır şablonları kullanmanın bir yaşam biçimi haline getirilmesi ise felaket olacaktır. Çünkü bu ve benzer durumlarda bireysel gelişimin durması ve bireylerin yaratıcılıklarının sonlanması gibi korkunç bir son söz konusu olabilecektir. Bu nedenle, önceden hazırlanmış araç ve sistemlerden; şablonlardan yararlanılma sürecinin, ancak olgunlaşma süreci ile sınırlı kalması gerekir. Zaten, olgunlaşma süreci içerisinde yaşanan her olgu, yapılan her deney, bireylerin gelişim süreçlerinin zorunlu bir aşamasıdır. Önemli olan, bu hazıra uyma ve hazırı kullanmanın, yani şablonculuğun bir yaşam biçimi haline dönüştürülmemesidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;h4 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Şablonların yaşamımızdaki yeri&lt;/span&gt;&lt;/h4&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Şablonların yaşamlarımızda önemli bir yeri olduğunu yadsıyamayız. Sınırlı ölçülerde kullanılmasının bireysel gelişimde yararları da vardır. Ancak, şablonlar yaşamlarımızın temel yapısına alınırsa, bu tür yaşam biçimlerinde bireysel yaşamın özgünlüğünü düşünemeyiz. Özgün olan, temelde başka biçim ve sistemlerin sınırlı ve belirli ölçülerde etkisi altında kalınabilirliğinin yanında, etkisi altında kalınan sistem veya biçimin birebir uyulmuş ya da öykünülmüş bir benzeri olmadığı açık ve gerçek olandır. Herhangi bir konudaki bireysel karar, girişim ve projelerin, daha önce herhangi bir şekilde düşünülmüş ve/veya uygulanmış örnek benzerlerinden temel yapısında ayrık öz nitelikleri olmasını gerektirir. Yaşamlarımızda, olgunluk dönemi öncesinde her bireyin “özgün” nitelikli altyapıya sahip olması beklenmez. Bu süreç, olgunlaşma dönemi öncesinin normal gelişimidir. Ancak olgunlaşmasını tamamlamış bireylerin yaşamlarında uyguladıkları araç, sistem ve yöntemler özgün olabilmektedir. Olgunlaşma sürecini tamamlamış bireyler şablonlara; önceden düşünülmüş ve/veya uygulanmış araç ve sistemlere gereksinim duymazlar. Eğer verilebilen örnek var ise, bu örneğe konu olan bireylerin gerçek anlamda olgunlaşmış olmaları savlanamaz. İlk gençlik ve olgunlaşma dönemi öncesinde her bireyin bu tür şablonları kullanma ve uygulama sürecini yaşaması da son derece doğaldır. Çünkü örnek şablonlar kullanılarak birey kendi özgünlüğünü zaman içinde kazanacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;h4 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Şablonun sanattaki yeri&lt;/span&gt;&lt;/h4&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Sanatta şablon gerçekten çok önemli bir konu. İnsan yaşamının her evresinde varlığı yadsınamaz olan bir gerçek olmasına rağmen, bir sanatçı için şablonlara uymaktan veya bağlı kalmaktan ya da şablonlardan kurtulamamaktan söz etmek gerçekten çok ciddi bir sorun olarak alınmalıdır. Çünkü bir sanatçının ve özellikle de bir sanat yapıtının özgün olması, olabilmesi en önemli temel koşul iken; önceden denenmiş ve uygulanmış bir sistem veya projenin sonradan aslı ile benzeşen bir şekliyle, başka bir zaman biriminde, başka bir yerde kullanılmış olması sanat adına kabul edilemez. Sanatta en önemli temel koşullardan birisi olan “özgünlük” şablonlara uymakla veya bağlı kalmakla ciddi yaralar alır. Yukarıda “olgunlaşma”dan söz ederken, bu durumu sanatçılar için de düşündüğümüzde, olgunlaşma sürecini tamamlayamamış bir sanatçıdan özgün yapıtlar beklemenin yanlışlığı da kendiliğinden ortaya çıkar. Bir sanat yapıtının, önceden kullanılmış bir şablona uyularak, birtakım eklemelerle de olsa, yeniden, yeni bir yapıt gibi ortaya konulması, aslında sanatın temel değerlerine, ve hatta sanatın kendisine bir saygısızlık olarak alınabilir. Çünkü ilk ortaya konulan bir sanat yapıtındaki özgün ve öznel nitelikler, tümüyle o yapıtın sahibi sanatçı ile özdeşleşmiş olacağından, benzer bir yapıt yaratımını, sanki “hazırcılık” gibi yeniden izleyiciinin önüne konulması, bir anlamda izleyiciye de saygısızlık olarak kabul edilir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Aristoteles Metafizik’te şöyle der: “İnsanlar, bilim ve sanata deney aracılığıyla ulaşırlar. Deney sanatı, deneysizlik ise rastlantıyı yaratmıştır.” Buna göre, sanat yapıtları yaratım sürecinde deneyler yapmak, önceden yapılmış deney ve projelerden yararlanmak doğal bir süreçtir. Ancak, deneysel üretim sürecinde, önceden üretilmiş yapıt ve projelere uyularak ortaya yeni sanat yapıtları koymanın zorluğu da bir gerçektir. Deneysel çalışmaların yapılmaması ise, sonucu tümüyle rastlantıya bırakmak anlamına gelir ki bunun da bir yöntem olduğu asla düşünülemez. Burada önemli bir noktanın vurgulanması da gerekiyor: Sanat dallarına yeni disiplinler ve yeni yöntemler kazandırabilecek nitelikteki oluşmuş sistemler, şablon ile karıştırılmamalıdır. Çünkü sanata yeni açılımlar, yeni ufuklar kazandırabilecek nitelikler şablon değil, sanatın ruhsallığına ve değerlerine bir artı değer katabilecek unsurlardır. Böylesi artı değerlerin sonraki sanatçılar tarafından özellikle uygulanarak daha da geliştirilmesi ve farklı yöntem ve disiplinlere gidilmesi, varılması için de bir araç olarak alınmalı, görülmeli, kabul edilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;h4 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Sanatçının şablonlara uyma kaygısı&lt;/span&gt;&lt;/h4&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bir sanat yapıtının oluşturulmasında, düşünsel aşamasından yaratım aşamasına geçiş sürecinde yaşadığı içsel sorgulama ve arayışlar, kişilik altyapısı, değerler bütünlüğü, sanatı anlama ve yorum getirme sistematiği, etkisinde kaldığı sanatçılar, sanat disiplinleri ve sanat yapıtları, bunların tümü, yapıtına belirli ölçülerde yansıyacak, tüm bu araç ve değerlerin bir bileşkesi ile yapıt, özgün bir nitelik kazanabilecektir. Bu yaratım süreci içerisinde sanatçının etkisinde kalması olası sanatçı ve sanat yapıtları, sanatçıya bir ışık, bir altyapı oluşturabilir, oluşturacaktır da. Ancak, bu süreçte sanatçı, kendisine kimi sanatçı(!) ya da çevrelerce(!) dayatılmaya çalışılmış sistem ve doğrulara uyma zorunluluğunu, iç dünyasında belirli ölçülerde yaşaması olasıdır. İşte asıl “şablon sorunsalı” burada başlamaktadır: Sanatçı, yapıtın düşünsel aşamadan yaratım aşamasına geçerken, önceki sanatsal yaşam ve sanatsal arayışlarının kendisinde bıraktığı etki ve izlerle, farklı sorgulamalar yaşayacaktır. Burada yaşanan temel sorun, sanatçının “olgunlaşma” sürecinde, kendisinden önceki “değer” kabul ettiği sanatçıların olası yanlış bilgilendirme ve yönlendirmelerinden kaynaklanan sapmalar yaşaması olasılığıdır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bir sanatçının olgunlaşma sürecinde, kendisine, değer kabul ettiği kişiler ve sanatçılar tarafından “Bu böyledir, şöyle yapmalısın, öyle yaparsan olmaz!” denilmiş ise, ki bu ayırdında olunmadan yapılmış olsa bile, açıkça bir dayatma ve “kendileştirme” çabasıdır; sanatçının, altyapısına kazınmış bu dokunun etkisi altında kalmaması ve kendisine dayatılmış değerlere savaşım vermesi gerekir. Nietzsche’nin tüm değerlerin sorgulanabilirliğini savladığını anımsayarak, ve böyle olması gerektiğine de inanarak, sanatçı, her zaman, kendi özgün sanat anlayış ve yorumunu ortaya koyabilme çabası içinde olmalıdır. Sanatçı özgür düşünceli, yaratıcı, tüm değerleri objektif bir biçimde sorgulayabilen öz niteliklere ve içsel güçlere sahip değilse, özgün yaratımda bulunması olanaksız gibidir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bir sanatçının olgunlaşma sürecinde, kendisi olmadan önce, kendisine katı bir şekilde verilen her değer, sanatçıyı şablonculuğa itecektir. Fotoğrafta 1/3 kuralına uyulmamış bir karenin, bir sanat yapıtı olamayacağını düşünen bir kişinin, kendisini bu denli sınırlayarak özgün sanat yapıtları yaratmasını beklemek ne denli olasıdır, düşünmek gerek! Eğer bu kuralı sanat anlayışına temel almış ise, bir anlamda “at gözlüğü” takmış ve sanata kendi özgünlüğü ile bakamamış olacaktır. Evet, kurallar vardır, olacaktır da, ama bu kuralları şablon biçimine dönüştürmek ve sanki sanatın olmazsa olmazı gibi görmek, anlamak ya da algılamak, bir sanatçı için büyük bir yanlışlık olacaktır. Şablonlara uyma kaygısı, sanatçıyı sanattan, özellikle de kendi içsel güç ve değerleri ile sanat yapıtları yaratmaktan uzaklaştıracak olumsuz bir etkendir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Kant, “Sanat, güzel bir şeyin tasarımlanması değil, ama bir şeyin güzel tasarımlanmasıdır” der. Güzel sanat yapıtları deha’nın ürünleridir; insanın iç varlığının bir yetisi olan bu “deha” sayesinde, doğa sanata kurallar koyar. Deha öyle bir yetidir ki, kendisinde kesin olarak gösterilemeyecek kurallar bulunan yapıtlar üretir. Yaratıcı insan da çok derinlerde bulunan bu yapıtlara kurallar koyan ve düzen veren gizli bir gücün tam ortasındadır. Bu derin güç doğadır; fakat bu doğa zaman ve mekana bağlı, nedensel yasaların geçerlikte olduğu doğa değildir; özgür yaratmanın tinsel ilkelerini taşıyan bir varlığıdır. Kant’ın bu görüşlerinin ışığı altında düşünülürse, sanatçının yapıtlarını yaratım sürecinde en önemli etken, sanatçının içsel değerler bütünlüğü ve bunun gücüdür.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Şablonculuğun sanata getirdiği sınırlamalar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Sanat disipinlerinde var olan her kuram, yılların, hatta yüzyılların bilgi ve deneysel birikimlerinin sonucudur ve doğruluğu genelde tartışılmaz. Bir sanatçı için zorlu durumlardır bunlar, çünkü yüzyılların doğrularını yorumlamaya ve hatta eleştirmeye kalkışanlara “sen kim oluyorsun da...” yakıştırmasıyla karşı çıkılabilmektedir. Ama yaşamı, tümel yaşam olarak dikkate aldığımızda, önceden savlanmış ve doğruluğu kabullenilmiş pek çok kuramın zaman içerisinde tartışılmasıyla çok farklı açılımlar yaşandığı ve yeni sanat disiplinlerinin ortaya çıktığı görülmüştür. Bu nedenle, sanatçı her şeyden önce ve önemle, tam anlamıyla özgür ve bağımsız olmalı, olabilmelidir. Çünkü, ne şekilde olursa olsun, önceden kabullenilmiş sistem ve doğruların sınırları içinde düşünmenin, nasıl sorgulamaktan uzak kalınacağı gerçeğini bizlere düşündürtüyorsa, aynı şekilde, geçmişin tüm sanat kuramlarını “uyulması gereken kesin doğrular” olarak görmek de, sanatsal gelişimin önünde büyük bir engel olarak duracaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Şablon kavramını salt basit anlamıyla değil, tümel yaşamın zorunlu kıldığı şekliyle, en geniş anlamıyla düşünmek ve anlamlandırmak gerekir, sanatın gerçek anlamda bağımsız ve özgür yaşanabilmesi için. Her ne şekilde olursa olsun, olgunlaşma süreci sonrasında, önceden oluşturulmuş ve sanat ilkelerine temel alınmış her kuramın tartışılabilirliğinin bilinciyle hareket etmek, yaşamı ve sanatı bu çerçevede değerlendirmek durumundayız. Sanatın ve sanatçının gerçek anlamda öznel, özgür ve bağımsız olabilmesi, ancak bu düşüncelerin inanç haline dönüştürülmesiyle olasıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Gerçek sanata, ancak tüm değerlerin sorgulanması ve şablonlardan uzak durulmasıyla varılabilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;a href="http://www.fotografya.gen.tr/cnd/index.php?id=380,0,0,1,0,0"&gt;(Fotografya, Sayı: 21)&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;h3 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: small;"&gt;Mahmut Özturan&lt;/span&gt;&lt;/h3&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Ocak, 2009&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-3597508303395619979?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/3597508303395619979/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=3597508303395619979&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/3597508303395619979'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/3597508303395619979'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/02/sanatta-sablon-sorunsal.html' title='Sanatta Şablon Sorunsalı'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-4582366790700515625</id><published>2011-02-05T13:47:00.002+02:00</published><updated>2011-02-06T01:42:33.254+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotografya'/><title type='text'>Sanatçının İçsel Değerlerinde Yücelik Zorunluluğu</title><content type='html'>&lt;span style="color: black; font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Sanatçı ve içsel değerleri...&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Sanatçı sıradan bir insan değildir, olamaz, olmamalıdır da. Bunun en temel nedeni, sanatçının varoluş nedeni ile paralel düşünsel dünyasının güçlülüğüdür. Sanatçı, sıradan bir insan olmadığı için, düşünsel dünyası da, içsel değerleri de sıradan değildir. Öncelikle sanatçının genel “değerler” dünyasını bir düşünelim ve anlamaya çalışalım. Sanatçının “değerler” dünyasında neler vardır ve bunların en temel olanı nedir? Her insanın dünyasında mutlaka birtakım değerler vardır. Bu değerlerin niteliği ve diğer insanlarla olan iletişimindeki olumlu gücü ve insancıl değerliliği çok önemlidir. Sanatçı, diğer insanlardan çok farklı savlar ve düşüncelerle ortaya çıktığı için, hedefi kendisi değildir. Her bireyin kendi mutluluğu için düşünmesi ve savaşım vermesi yer-gök kadar doğaldır. Ama sanatçı, tümel yaşamın gerçeklerini ve zorluklarını bilir ve düşüncelerini yaratıcılığına odaklayarak diğer tüm insanlara, tüm insanlığa, kısacası tümel yaşama artılar kazandırma çabası içinde olur. Çoğu sanatçının adı, yaşadığı kentin sınırlarını aşamamış olsa da, kendi iç dünyasında hep “öteki”ne artı değerler kazandıracak eylemler içinde olacak ve diğer insanların söyleyemedikleri, dışarı yansıtamadıkları konuları işlemeye çalışacaktır. Yaşamına malolacak sıkıntılara neden de olsa, öteki’nin sıkıntılarına çözüm arayışı içinde olacaktır. Bu şekilde bir davranış göstermek, içsel değerlerin zenginliğinden değil, yüceliğindendir. Tümel yaşamı düşündüğümüzde, tikel yaşamın sorunlarını ve zorluklarını diğer tüm insanlara yapıtlarıyla anlatmak ve bir çözümün arayışı içinde olmak, sanatçılar için bir hedef olmuştur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText3" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana;"&gt;Her insanın iç dünyasında “değer” olarak algıladığı birtakım ögeler vardır. Ama bu ögelerin değer olup olmadıkları bile diğer insanlar tarafından tartışılabilmektedir. Çünkü, örneğin, bir insan için çocukları, ailesi, ya da sahip olduğu bazı eşyalar -kimi zaman soyut anlamlarıyla- o insan için bir değer olabilirken, bir başkası için değer konumunda olmayabiliyor. O değer olan ögenin, o bireyin yaşamındaki yeri ve önemini incelemek gerekir. Örneğin, bir sosyal yaşamı olmayan ve zamanının büyük bir bölümünü televizyon karşısında geçiren bir insan için televizyon bir değerdir, çünkü dünyası o’dur, onun dışında bir dünyası yoktur. Yaşamına artı değer katan tek öge televizyonudur. Bu durumdaki birey, yaşamına, kendi dünyasına – yaşam biçimine göre - değerler üretecek, değerler oluşturacaktır. Yukarıdaki düşüncenin tam tersini irdeleyelim bir de. Sosyal yaşamı dopdolu olan bir insan için ise, televizyon önemli bir öge olabilir ama bir değer değildir! O insan için ise, sosyal yaşamına konu olan ögelerin her biri bir “değer” olurlar. Bu örnekler, insanların yaşamlarında “değer” kabul ettikleri ögelerdir. İnsanların yaşamlarındaki değerler ile, içsel değerleri çok farklı şeylerdir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText3" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText3" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;İçsel değerler, bireyin gerek kendisiyle, gerek ötekilerle olan ilişki ve iletişimindeki nitelikli düşüncelerinin içsel yaşamına yansıyan olumlama boyutlarıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Her bireyin kendine özgü içsel değerleri vardır; erdem, yardımseverlik, ötekilere iyilik yapmak,&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;düşkünlerin gereksinimlerini karşılamak, çevresine asla zarar vermemek... gibi. Genel anlamda bu tür içsel değerlerin, sanki evrensel değer niteliğinden dolayı, her insanın iç dünyasında var olduğu düşünülür, sanılır. Oysa gerçek yaşamda öyle olmayabiliyor! Çünkü genelde, maalesef, insanların eylemleriyle düşünceleri; içsel değerleriyle davranış biçimleri örtüşmeyebilmektedir. Bu nedenle, insanların sözlerine göre değil, yaşayış ve davranış biçimlerine göre içsel değerlerinin niteliğini düşünebilir, anlayabiliriz. Aslında bunu anlamak pek de zor değildir, iyi bir gözlemci olmak yetecektir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Kimi zaman, kimi bireylerin içsel değerleri yaşamlarına ve davranışlarına yansımaz, yansımayabilir, kendisini göstermeyebilir. Bu durumlar da olasıdır. Böylesi durumlarda, içsel değerlerini yaşamına ve davranışlarına yansıtamayan bireylerin var olan içsel değerleri, kişiliklerinin bir parçası olamamıştır henüz; sadece düşünüyor ve inanıyordur içsel değerlerinin varlığına!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Sanatçı, sıradan bir insan değildir, çünkü sıradan bir insan sanatçı olamaz! Bazı söylemler vardır hani; “sanatçı olunmaz, sanatçı doğulur” gibi! İddialı bir düşünce gibi gelebilir insanalara, ama gerçek payı da yok değildir. İçsel değerlerinin öncelikle zenginliği ve doğal olarak sonuçta yüceliği olan insanlar temelde sanatçı ruhlu olurlar, yaşadıkları çevrenin elverişsiz koşullarından dolayı yaratıcılıkları ve ortaya bir yapıt çıkarmaları kimi zaman zor olsa da! Bireyin içsel değerlerindeki yücelik, o insanı sanatçılığa götürebilecek önemli bir ögedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;İçsel değerlerin yüceliği...&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Değer kavramının öncelikle doğru konulması gerekir. Bireyin iç dünyasını, kişilik ve karakterlerini oluşturan, benlik yapılanmalarına temel olan ögeler, o bireyin içsel değerleridir. Bunlar, bireylerin iç dünyalarının anlamı ve doğal gerçekliği olan değerlerdir. İnsan haklarına koşulsuz saygı, dürüstlük, objektiflik, etiğe saygı, koşulsuz insan sevgisi, akılcılık, doğa sevgisi, sözünde durmak, yalan söylememek, doğruluktan asla ödün vermemek, çalışmayı sevmek, emeğe ve emekçiye saygı ve bunlara eklenebilecek tüm içsel “yüce” değerlerin her sanatçıda bulunması gerekir! Çünkü sanatçının içsel değerleri “evrensel temel değerler” doğrultusu ve içeriği ile “yüce” olmak zorundadır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Sanatçı olmak zordur, çabayla sanatçı olunmaz. Bireyin benliğinde var olan “güzel” ögeler ile, içsel değerlerindeki “yücelik”, O’nu, bir şekilde sanat’a ve sonrasında da “sanatçı” olmaya yönlendirecektir. Kimi zaman bir sanatçıyı, henüz çocuk yaştayken, üreticiliği ve yaratıcılığı ile “altın çocuk” olarak görürsünüz; kimi zaman da, akranları için “ölümü bekler” denirken, o sanatçı ruhlu insan, bir de bakarsınız ileri yaşlarına rağmen sanatçı kişiliği ile eşsiz ve mükemmel yapıtlar ortaya koyarlar!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Sanatçının içsel değerlerindeki yücelik, doğuştan gelen bir değerler bütünüdür. Ancak kimi zaman, ürettiği ciddi yapıtlarından sonra, çevresindeki yanlışların olumsuz etkileriyle içsel değerlerinde negatif sapmalar olabilmektedir. Sanatçının “sanat ivmesi” ile “üretim ve başarı grafiği” kimi zaman düşmeler yaşayabilir! Sanat yaşamının ilk zamanlarında çok verimli, çok yaratıcı olan ve mükemmel yapıtlar ortaya koyan bir sanatçının, daha sonraları yaratıcılığının tükendiğini görmek de olasıdır! Bu, sanatçının içsel değerlerindeki yüceliğin, zamanla, bir nedenle negatif değişimindendir. Bunun tam karşıtı da olasıdır; bireysel ya da çevresel pozitif etkileşimler sonucunda, içsel değerlerinin yüceleşmesiyle, kendi yaşamı ve kişiliği de yücelen sanatçının, yaratıcılığı da o oranda gelişecek ve bir başarılı sanat yapıtları üretebilecektir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Sanatçının içsel değerlerinde yücelik, bir zorunluluktur. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Her bireyin dürüst ve objektif olması beklenir, her insan “iyi bir insan” olabilir! Ama Sanatçı olmanın temel koşulu, yüce içsel değerlere sahip olmasıdır. Bu, sanatçıyı gerçek anlamda bir sanatçı olmaya götüren en net gerçektir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-family: Verdana;"&gt;&lt;a href="http://www.fotografya.gen.tr/cnd/index.php?id=255,0,0,1,0,0"&gt;(Fotografya, Sayı: 20)&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Mahmut Özturan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: #cccccc;"&gt;Temmuz, 2008&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-4582366790700515625?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/4582366790700515625/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=4582366790700515625&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/4582366790700515625'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/4582366790700515625'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/02/sanatcnn-icsel-degerlerinde-yucelik.html' title='Sanatçının İçsel Değerlerinde Yücelik Zorunluluğu'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-6576526922076566428</id><published>2011-02-05T01:29:00.003+02:00</published><updated>2011-02-06T01:42:50.470+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotografya'/><title type='text'>Sanat Yapıtlarında "Güzel" Kavramının Sorgulanması</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Güzel, estetiğin temelidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;İç dünyamızın pozitif değerlerinin bileşkesindeki olumlamalar ve bu oluşumların bilinç – bilinçaltı bağlamında yaşanmış ve yaşanması düşlenmiş değerleri bizi güzele götürür. Güzelin “ne olduğu” hep tartışılagelmiştir. Ama bu kavramın göreceli niteliği, tartışmalara farklı boyutlar kazandırmıştır. Sanat’ın “ne olduğu” ve “ne olmadığı” sorgulamaları, “güzel” kavramı düşünülmeden ve kullanılmadan olası olamamamıştır. Çünkü çoğu durumlarda, “güzel” sanat ile, “sanat” da güzel ile özdeşleştirilmiş ve “güzel olmayana sanat denemez” savı ve inancı ile, “Güzel Sanatlar” tüm sanat dallarına ana başlık olagelmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Güzel, yapısıyla duygu ve düşünce dünyamızda haz yaratan, estetik haz ve estetik heyecan uyandıran olgudur. “Estetik” güzel’in bilimi, “güzel” de estetiğin konusudur. Güzel, bir değer yargısıdır ve her değer yargısı gibi kişiseldir ama yine de yerin ve zamanın özelliklerini taşır. Güzel’in yaratılmasında ve tüketilmesinde en etkili alışveriş, güzel’in asıl kurucusu olan sanatçı, güzel’in yargılayıcısı olan estetikçi ve güzel’in tüketicisi olan izleyici arasında geçer.(1) Güzel’in kurucusu olan sanatçı, tüketici olan izleyicinin beğenisini kazanmak kaygısına kapıldığı anda güzel’den uzaklaşır. Güzel, kaygı ile değil, estetik bilincin haz dolu duygularıyla elde edilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Sanat’ın ne olduğu üzerine yüzyıllardan beri sorgulamalar yapan tüm sanatçılar ve tüm düşünürler, sanatın içinde “güzel”in zorunlu ve gizemli varlığını saptamışlar, buna inanmışlardır. Bunun sonucu olarak da sanat’ın güzelliği, “güzel olma” gerekliliği temel koşullardan biri olarak alınmıştır; ama hiçbir zaman tek koşul olamamıştır. Çünkü “sanat” gibi yüce bir kavramı, bir tek nitelikle sınırlamak, o yüce değere haksızlık ve saygısızlık olurdu. Ancak ne var ki, güzel’in göreceli niteliği, temelde aynı düşünsel açı ve sistematiği kullanmalarına rağmen, sanatçıları farklı yorum ve değerlendirmelere götürmüştür. Her ne kadar sanat dünyasında, farklı yorum ve değerlendirmeler, hem sanat dünyasının bir zenginliği ve hem de sanatın zenginleşerek oluşacak geleceğine ciddi birer katkı olsalar da, kimi zamanlar bu farklılıklar, sanatın ne olduğu konusunda ayrılıklara neden olmuştur. Oysa daha başlangıçta, güzel’in göreceli niteliği, bireylere göre değişebilirliği kabul edildiğine göre, her bir “güzel” anlatımı, gerçek anlamda dikkate alınmalı ve “güzel”in her farklı yorum ve anlatımının, -yeter ki kitlelerce kabul görmüş olsun- sanat için bir zenginlik sanata birer katkı olacağı kabul edilmelidir. Kitlelerce kabul görmemiş bir “güzel anlatımı”nın, o yapıtın sanatçısı tarafından savunulmasından da rahatsız olunmamalı, ve o sanatçıya da saygı gösterilebilmelidir. Çünkü o söz konusu yapıt, çevresi tarafından kabul görmemiş de olsa, bir düşüncenin, bir çabanın, bir emeğin sonucudur. Bir yapıtın, ortaya konulduğu günlerde sanat çevrelerince ve kitlelerce ilgi görmediği, “güzel” bulunmadığı, kabul edilmediği halde; yıllarca, hatta onyıllarca sonra, dünya çapında kabul görmüş, beğeni toplamış, “güzel” bulunmuş, değer olmuş bir yapıt durumuna gelebilmektedir. Bu durumda, bir yapıtın “iyi, güzel ve değerli” bulunması, kendi döneminde değil, yıllar ve belki onyıllar sonra da söz konusu olabilmektedir. Çünkü “güzel”den anlaşılan da, “güzel”den beklenen de zamanla değişebilmekte, çok daha değer kazanabilmektedir.Çünkü güzelliğin varlığı doğrulanmayı gerektirmez, algılanmayı gerektirir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Zamanla değişen her şey gibi, “güzel” kavramından anlaşılan ve beklenenler de zaman içinde değişeceğinden, sanat yapıtları bugüne: üretildiği güne ve zamana göre değil, tüm zamanlara göre değerlendirilmeli ve karar verilmelidir. Yani tikel yaşam değil, tümel yaşam karar vermelidir bir sanat yapıtının “güzel” ve “değerli” olduğuna.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Sanat’ta estetik bileşenlerin her birinin yorumlanması ve anlaşılması, bakış açısına göre değer ve anlam kazanacağı için, bir sanat yapıtındaki temel estetik değerler, sanatçının kendisine ve doğal olarak sanatçının yapıtını yaratım sürecindeki iç dünyasının duygusal yoğunluğu, düşsel zenginliği ve estetik değerlerinin çeşitliliğine bağlı olacaktır. Sanatçının yapıtını yaratım sürecindeki estetik yorum biçimi, “güzel”i düşleme ve anlatım biçimi, yapıta doğrudan yansıyacağından, sanatçının iç dünyasındaki zenginlik, karmaşa, gel-gitler, çok renklilik ve tüm değerlerin varlığı “güzel”siz asla olamayacak ve estetik varlığının ciddi bir bölümünü oluşturacaktır. Doğaldır ki, her sanat yapıtının vermek istediği bir mesaj, bir anlatım vardır, olmalıdır ve bu anlatım çabaları, yapıta çeşitli estetik nitelikler de kazandırmak zorunda olacaktır. Estetik değerlerden uzak bir yapıtla sanatçının düşüncelerini izleyicisine aktarması, verebilmesi olanaksızdır. Çirkin –yanlış- bir anlatımın asla amacına ulaşamayacağının bilinciyle, her sanatçı, yapıtına estetik bir değer kazandırmak çabası içinde olacaktır ki bu estetik değer de “güzel”siz olamayacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Bir yapıt, öncelikle izleyicisinin ruhunu okşayacak, izleyicisinin içsel değerlerine seslenebilecek, izleyicisine “güzel” dedirtebilecek bir yapıda olmalıdır ki, sanatçısının düşüncelerini izleyicisine aktarabilsin. Hangi sanat dalında olursa olsun, “sanatçı – yapıt – izleyici” üçgeninde yaşanan hep aynıdır, kaçınılmazdır. Sanatçının izleyiciye vermek – anlatmak istediği bir “şey” mutlaka vardır ve bu “şey” mutlaka “estetik değerlere sahip” ve mutlaka “güzel” olmak zorundadır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Güzel’in göreceli bir kavram olması, güzel’in “ne olduğu” ya da “ne olmadığı” noktasında tartışmalara neden olabilmektedir. Güzel’in içinde neler vardır, neler var olmalıdır gibi sorulara yanıt vermek hiç de kolay olmamıştır, değildir de. Güzel’in sorgulandığı tüm zamanlarda, her ne kadar bireylerarası yorumlama ve anlayış biçimlerine göre farklı değerlendirmeler olsa da, genellikle temelde beklenen asgari olgular da vardır. Bu asgari olgular, estetik bileşenlerin asgari varlığı olarak , izleyicisinin belleğinde olumlu düşünceler ve gözlerinde sıcak olumlama gülücüklerine neden olabilecek varlık değerleridir ki, biz buna “güzel” diyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;strong&gt;“Güzel” üzerine düşünceler:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;u&gt;Jarocinski:&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Yaratıcı için güzel, yapıtının sonucudur; izleyici için yapıt, güzelin kaynağıdır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;u&gt;Platon:&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Güzel, her şeyden önce düşünülür dünyada ya da aşkın dünyada var olan bir kendinde şey’dir. Buna göre bu dünyadaki bütün göreli güzelliklerin kaynağıdır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;u&gt;Kant:&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Nesneleri güzel diye yargılamak için beğeni gerekir, ancak sanatlar için de yani güzel nesnelerin üretilmesi için de deha gerekir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;u&gt;Hegel:&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Güzel, idea’nın görünümü ya da hissedilir yansıması olarak belirlenir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;u&gt;Aristoteles:&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Sanatsal güzel, ahlaki bir arınma sağlamalıdır: düşünülmüş, kurulmuş, öykünülmüş yarargözetmez tutkunun, tutkuları arındırıcı bir gücü vardır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;u&gt;Baumgarten:&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Estetik bilgi’nin temeli güzelliktir. Güzellik, duyularımızla ayırdına vardığımız mutlak mükemmelliktir. Güzellik, karşılıklı ilişkide bulunan parçaların biribirleriyle ve bir “bütün”le oluşturdukları uyum ve düzen’dir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;u&gt;Winckelmann:&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Sanatın yasası ve amacı, sadece güzelliktir: İyilikten soyutlanmış bağımsız güzellik. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;u&gt;Cherbuliez:&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Güzellik varlıkların yapısında var olan bir şey değildir, ruhumuzun bir eylemidir. Güzellik bir yanılsamadır. Mutlak güzellik yoktur. Fakat bizim kendine özgü ve kendi içinde uyumlu olarak düşündüğümüz şey, bize güzelmiş gibi gözükür.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;u&gt;Tolstoy:&lt;/u&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Öznel bir bakış açısıyla, biz, bize özel bir tür zevk veren şey’e güzellik diyoruz. Nesnel bir bakış açısıyla ise güzellik, bütünüyle mükemmel olan şey’dir ve biz onu yalnızca öyle kabul ederiz. Aslında her iki güzellik kavramı da tek ve aynı şeye varır. Şöyle ki, bir çeşit zevk almak sözkonusudur. Bir başka deyişle güzellik, bizde herhangi bir arzu uyandırmadan, bize zevk veren şeydir.(2)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 4.6pt 0pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Şöyle bir düşünsek; içimizde, ruhumuzun derinliklerinde, düşünsel dünyamızı ve estetik değerlerimizi olumlayan ve onaylayan “GÜZEL” bir olgu veya yapıtı izlediğimiz zaman, gözlerimizdeki gizemli ve haz dolu gülücüğün varlığını hangimiz yadsıyabiliriz ki? &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;a href="http://www.fotografya.gen.tr/cnd/index.php?id=204,289,0,0,1,0"&gt;(Fotografya, Sayı: 19)&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Mahmut Özturan&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Ocak, 2007&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;u&gt;Kaynaklar:&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;(1) Felsefe Sözlüğü – Afşar Timuçin&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;(2) Sanat Nedir? - Tolstoy&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-6576526922076566428?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/6576526922076566428/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=6576526922076566428&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/6576526922076566428'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/6576526922076566428'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/02/sanat-yaptlarnda-guzel-kavramnn.html' title='Sanat Yapıtlarında &quot;Güzel&quot; Kavramının Sorgulanması'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-1082066356861226600</id><published>2011-02-05T01:23:00.002+02:00</published><updated>2011-02-06T01:43:08.732+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotografya'/><title type='text'>Sanatta ve Sanat Yapıtlarında Öznellik</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Sanat, sanatçının çalışmalarına kendi içsel değerlerini ve içsel zenginliklerini kattığı, kazandırdığı oranda öznelleşebilecektir. Bir sanat yapıtının oluşma (üretim-yaratım) sürecinde sanatçının, o güne dek yaşadıklarının, düşüncelerinin ve değerlerinin yapıtta belirli bir ağırlığı ve yansıması olacaktır. Sanatçının yapıtıyla bütünleşmiş olması durumunda, sanatçının varlığını ve değerlerini herhangi sıradan bir izleyicinin bile o sanat yapıtı içinde, yapıtın ruhunda görebiliyor olması, sanatçının kendisini tümüyle yapıtına aktardığının bir göstergesi olacaktır. Bir sanat yapıtının ait olduğu sanatçının kimliği, ne kullandığı renklerden, ne fırça darbelerinden, ne yontusundaki açılardan, ne dizelerindeki sözcüklerden, ne de karelerindeki kompozisyonlardan anlaşılamaz. Sanatçı, yapıtlarında işlediği içsel değerlerinden, yaşama bakış açısından, eleştirel yaklaşım ve çıkışlarından, yapıtın konusuna kattığı öznel yorumlarından, kısaca yapıtın yaratım sürecine damgasını vuran öznel farklılıklardan tanınabilecektir. Bu da, sanat yapıtlarına yansıyabilmiş, hatta taa&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;içine girebilmiş, yapıtla bütünleşebilmeyi gerçekleştirebilmiş sanatçının düşünsel gücünü yapıtına aktarabildiği oranda olası olacak ve izleyici, yapıtla sanatçısını kolaylıkla özdeşleştirebilecek ve yapıtın içinde adeta sanatçının kendisini görebilecektir. Zaten yapıta, yaratıcısının kendisinden birşeyler katamamış olma durumlarında “sanat yapıtı” demenin olası olamayacağı da bilinen bir gerçektir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Bir sanat yapıtı bazen de bir grup tarafından üretilebilir. Böylesi durumlarda, bir sanat yapıtının bir grup (sanatçı) tarafından üretiliyor olması, o yapıtın öznel bir yapı taşımadığı şeklinde düşünülebilir. Doğaldır ki, böylesi durumlarda sanat yapıtı gerçek (bireysel) anlamda öznel olmamakla birlikte, bir grup (sanatçının) ruhunu –öznellikler bütününü- yansıttığından yine de gerçek bir sanat yapıtı olabilmektedir. Bu durumda, bireysel anlamda öznellikten uzak bir yapıta –bir ruh taşımak koşuluyla- “sanat” dememek olası değildir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Öznel olma durumu, özneyle ilgili olma, tek bir özneyle ilgili olma ya da tek bir özne için geçerli olma durumudur. Öznellik, Nesnel geçerliliği olmayan, evrensel boyutu olmayandır. Öznel olan, aynı zamanda evrensel olarak geçerli olmayandır, tek kişinin ya da tek tek kişilerin ortaya koyduğu bir belirlenim olmakla nesnel düzeyde bütün kişilerce benimsenmiş olmayandır. Evrensel düzeyde doğrulanamayan, nesnel diye belirlenemeyecek olan her şey öznel olarak kalacaktır. Örneğin ruhbilim, içebakış yöntemini kullandığı sürece öznel yargılar ortaya koymuştur, ancak laboratuvara indikten sonra nesnelliğe ulaşabilmiştir.(1)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Felsefede, özne ile nesne, genelde hep karşıt iki kavram olarak alınmakla birlikte, sanat değerlemelerinde her zaman birlikte düşünülürler ve biri asla ötekinden uzakta yer almaz; hep yan yana, hep iç içedirler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;H. Delacroix: “Sanatçı, sanatında kendi evindedir. Bu bir dünyadır. Sanatçının yatkınlığı genellikle tam anlamında özelleşmiştir. Sanatçının sanatında da kendi özelliği, kendi özel temaları, kendi gereci vardır.” der. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Bu düşünce irdelendiğinde, her sanatçının kendi öznelliği ile başbaşa olduğu, bir yapıtı yaratım sürecinde kendince sınırlı bir dünyasında yaşayarak yapıtlarını ürettiği, ve yapıtlarının tümüyle kendisine özel bir dünyanın gölgesi ve içsel değerlerinin etkileşimi ile ortaya çıktığı anlaşılacaktır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Sanatçının kendi içsel değerler zenginliği ile yaşamakta olduğu somut dünyasının, tüm ayrıntılarıyla, tüm gerçekliği ile yapıtlarına yansımış ve yapıtlarıyla bütünleşmiş olması, “sanatta öznellik” olarak karşımıza çıkar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Sanat yapıtı, gizemli ve gizli bir biçimde sanatçıdan doğar. Ondan yaşamını ve varoluşunu kazanır. Varlığı rasgele ya da mantıksız değildir. Hem ruhsal, hem de nesnel yaşantı açısından belirli ve anlamlı bir gücü vardır. O vardır ve ruhsal atmosfer yaratacak güce sahiptir ve birey, bu içsel açıdan, onun iyi bir sanat yapıtı olup olmadığı kararını verir. Yalnızca ruhsal değerler tam ve tatmin edici olduğunda iyi bir sanat yapıtı yaratılmış olur. İnsan ruhunun güçlendiği dönemlerde sanatın da gücü artacaktır. Çünkü ikisi ayrılmaz derecede bağlıdır ve biribirini tamamlar.(2) &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Bir yapıtın “değer” olabilmesi, sanatçının içsel değerleriyle güçlenmiş düşünsel dünyasını, bir “ruh” olarak çalışmalarına aktarabilmesiyle doğru orantılıdır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Tüm sanat çevrelerinde kabul gören ve eleştirel bir yaklaşım olan “ruhsuz” yakıştırması, yapıtın yalınlığını, basitliğini, sıradanlığını ve kısaca “sanatçısını yapıtında göremediğimiz” ve “bir sanat yapıtı” diyemediğimiz sanat çabaları için kaçınılmazdır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Nietzsche, sanatçının iç dünyasının hareketlenmesini ve çalışmasının tümüyle “öznel” olduğunu vurgularken: “Duyum, düşünce, heyecan gibi her iç hareketin yanı sıra damarların durumunda, dolayısıyla renkte, beden sıcaklığında, salgılarda değişiklik olur” der.(3) Sanatçının yapıtını üretim sürecinde, iç dünyasının değişim grafiği devamlı olarak bir hareket ve değişim durumundadır. Bu hareket ve değişim, sanatçının tümüyle içsel dünyasını yapıtına aktarma ve yapıtıyla özdeşleşme – bütünleşme olacaktır ki, bu da sanatta ve sanat yapıtlarındaki öznelliğin gerçek anlamda oluşmuş oluşmasının açık göstergesidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://www.fotografya.gen.tr/cnd/index.php?sanattavesanat"&gt;(Fotografya, Sayı: 18)&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Mahmut Özturan&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Mayıs, 2006&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 6pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 6pt;"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Kaynaklar:&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 6pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;(1) Felsefe Sözlüğü – Afşar Timuçin&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 6pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;(2) Sanatta Ruhsallık Üzerine – W. Kandinsky&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 6pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;(3) Seçilmiş Düşünceler – F.W. Nietzsche&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;﻿&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-1082066356861226600?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/1082066356861226600/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=1082066356861226600&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/1082066356861226600'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/1082066356861226600'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/02/sanatta-ve-sanat-yaptlarnda-oznellik.html' title='Sanatta ve Sanat Yapıtlarında Öznellik'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-4582328308600934071</id><published>2011-02-05T01:15:00.002+02:00</published><updated>2011-02-06T01:43:24.278+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotografya'/><title type='text'>Sanat Yapıtlarında Öncelik Karmaşası: "Etik ve Estetik"</title><content type='html'>&lt;span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;“Bilge Yaşam” sanatın izdüşümü olarak alınırsa, sanattan uzak ya da sanatla çelişen bir yaşamın “değer” olarak kabul edilmesi pek olası değildir. Sanatla özdeşleşen bilge bir yaşamda, sanatla olan iç-içelik, sanata olan saygınlık; sanat yapıtlarına yaklaşımda kimi “olmazsa-olmaz” temel duruşların varlığını kaçınılmaz kılar ve felsefenin temel disiplinlerinden etik ve estetiğin, sanat yapıtlarındaki öncellik tartışmasına götürür bireyleri!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Felsefenin temel disiplinlerinden etik ve estetiğin, bir sanat yapıtının yaratılmasındaki öncelliği, bireylerin tümel yaşamı algılama biçimleri ile öznel varlıklarındaki erdemin boyutlarıyla doğrudan bağıntılı ve orantılıdır. Eğer birey, yani sanatçı, tümel yaşamı, evrensel temel değerlere koşut bir çizgide pozitif bir içsel zenginlikle algılama yetisine sahip ve öznel yaşamında erdeme yakın bir düzeye erişebilmiş ise, yalnızca yaşamının yaratıcılık boyutunda değil, fakat tüm yaşamsal ilişkilerinde erdemin ve bilgeliğin gereği ve yine bu değerlerin kaçınılmaz zorunluğu olarak etik değerlere öncellik tanımak durumunda kalacaktır. Estetiğin, sanat yapıtlarının temel ve en önemli kuramlarından birisi olduğunun inanç ve bilinciyle, etik-estetik öncelliği tartışmasında, duruşumuzla, insanın kendisinden yana mı, yoksa sonuçta insanlar için yaratılmış-üretilmiş bir yapıttan yana mı olacağımızı doğru ve ussal bir düşünceyle belirlememiz gerekecektir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Ussal bir düşünce arayışımızda, estetiğin temelinin neye dayandırılması gerektiğini inceler ve irdelerken, antik dönem düşünürlerine dek uzanan estetiğin yorum ve algılama biçimlerini de görmezlikten gelemeyiz. Bu konulardaki değişik sav ve düşüncelerin üzerinde objektif olarak duralım biraz da: “Aristoteles estetiğinde temel, güzeli en yetkin, en iyi görünümü içinde tasarlanan bir dünyanın yapısal düzenlemesidir, bu düzenlemede belirlenim, simetri ve birlik önde gelir. Aristoteles’e göre arzulanmış olan, başka şey için değil, kendi içindir. Ancak Platinos; estetik güzelliği, ölçülülük ya da oranlılığa bağlamaz: güzellik, maddeye giren, ona kendi birliğiini ve içselliğini veren formdur. Güzel, zeka’nın ruh’ta, ruh’un beden’de görünmesidir”. (1) Özellikle de bu son deyiş üzerinde ciddi olarak durulması gerektiğine inanıyorum. Ayrıca, şunu da önemle anımsamak gerekir ki: “estetiğin orijinal tasarısı, somut olanın mantığı veya bilimi içerisinde duyulur dünyayı düşünülür dünyaya dahil etmek ve bu suretle tümelin bilgisi ile tikelin bilgisi arasındaki kayıp bağları yeniden kurmak, kısaca tümellik ile tikellik arasında bir dolayımda bulunmaktır”. (2)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Bir sanat yapıtının yaratım sürecindeki sanatçı, estetiği olabildiğince yakalama ve bunu yapıtlarında görsel bir şölen olarak izleyicilerine yansıtma-verme çabası içinde olacaktır. Bu düşünce biçimi ile bu uğurda harcanmış saygın çabalar, yapıtları bir değer olmaya götüren süreçtir. Ancak, yapıtlarında estetik bir çizgiyi yakalamaya çalışan sanatçının, etik değerlerden uzaklaşarak, etik değerleri çiğnemek bahasına estetiğe öncelik tanımasının ne denli ussal ve insancıl olduğunu doğru irdelemek gerekir!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Tümüyle sanatın kendisinin ya da her bir sanat yapıtının temel varlık işlevinin insana rağmen değil, insan için olduğu tartışılmaz bie gerçektir. Eğer insan yoksa, sanat ya da yapıtlar kim için ve ne anlam ifade edecektir? Evet, estetik değerlerden uzak bir yapıtı nasıl “sanat” olarak göremiyorsak, aynı şekilde insana rağmen – temel etik değerler karşısına alınarak – yaratılmış bir yapıtı “saygın ve değerli bir sanat yapıtı” olarak görmemiz de olası değildir. Sanatçı olmak zordur; zorluklarla savaşılarak sanat yapıtları yaratılabilir ancak! İnsanlığın ya da yaşamın güzelliklerini ve çirkinliklerini, eğitmek – dikkatini çekmek – belgelemek istediği konuları, bireye saygı sınırlarını özenle önemseyerek yapıtlarına yansıtabilmek, yapıtlarıyla anlatabilmek durumundadır sanatçı! Zorlanmadan ulaşılan, elde edilen şeylerin önem, değer ve saygınlık boyutları her zaman tartışılır olmuşlardır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Estetik öncelliğin, etik değerleri gözardı edecek güçte olması ve bir sanat yapıtının – insanın değerine rağmen – yaratılmaya çalışılması, tümel yaşam ve insanlığın evrensel boyutu açısından tümüyle etik dışıdır. Bir sanat yapıtının değer olabilmesi ya da değer olabilecek bir yapıtın yaratılması hiç de kolay değildir ve hiçbir zaman basite de alınamaz, alınmamalıdır. Böylesi bir değer’den bile öte, tümel yaşamın hiç bir nesnel boyutu, insanın kendisinden daha önemli ve değerli olamayacağı içindir ki etik değerlere saygı, insanlığın varlığına saygınlıktır ve bir sanat yapıtının ortaya konulabilmesi için – ki bu sanat yapıtının bir “değer” olacağı bile şüpheliyken – insanın kendisinin ikinci plana (yine bir insan! tarafından) bilinçli olarak itilmesi, evrensel temel değerlere tümüyle karşıt bir uygulamadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Öncellik karmaşasını karşıt bir düşünceyle irdeleyelim. Sanatçının, genelde, yaşamın kendiisini ve hatta tüm değerlerini eleştirel bir yaklaşımla ele aldığını ve içsel bir başkaldırının tüm çalışmalarına yansıdığı ve hatta kimi zaman temel bile olduğu görülebilmektedir. Bu türden eleştirel açılımlarda, insanlığın sahip olduğu tüm temel evrensel değerler tartışma konusu yapılabilmekte ve acımasız eleştiriler getirilebilmektedir. Nietzche’nin düşünce sisteminin kökenini bu eleştirel yaklaşımın oluşturduğunu anımsamak da yerinde olacaktır. Bu yaklaşım, bir bakıma sanatçının sorgulayıcı ve hesap sorucu kimliğinin gereklerinden birisidir. Evrensel kabul görmüş değerlerin bile sorgulanabilirliği, bir sanatçı ya da bir filozof için pekala olasıdır. Ancak, insana saygının temel koşul alınması gereken tümel yaşam gerçekliği görmezlikten de gelinemez. Evet, sanatçı her kabulü sorgulayabilmeli, her değeri yeniden irdeleyebilmelidir fakat, tüm bu arayışlarına düşünsel bir zenginlik kazandırabilmek de zorundadır. Düşünsel zenginlik, sanatçının, düşünceleriyle gidebildiği derinliklerin, sorgulamalarına kazandırdığı ussal objektivizmin boyutudur. Bu düşünsel zenginlikle sanatçı, us dışı arayışlara yönelmenin yanlışlarından uzak, irdeleme ve sorgulamalarını insana saygının temel alındığı etik bir çerçeve içinde sürdürebilmelidir. Sanatçının sorgulayıcı kimliği, insana ve onun varlığının etik değerlerine saygılı bir şekilde eylemselliğini göstermelidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Eylemlerimizin, salt bireysel açılım ve dayanaklarla yorumlanabilirliği ussal değildir. Bireysel olan her açılım, yanılgı paylıdır. Genel etiğe uymayan bireysel açılımların da bireyin kendisi tarafından bir açıklaması muhakkak vardır ama bunun ne denli gerçeklere dayandırıldığı tartışmaya açıktır. Bir eylemin kayıtsız şartsız “iyi” bir eylem olabilmesi için, hem yalnız özgürlükten doğan hem de (eylemde bulunanın ve bu eylemden etkilenenin ulaşacağı) özgürlüğü amaçlayan bir eylem olması şarttır(3). İyi bir gerekçe ya da ahlaki kaygı olarak kullanılan (nesnel)olgu, genel olarak bağlayıcı bir normu değil de sadece bir faydayı dile getiriyor ise burada durum değişir. Bu, bireyin bir başkasına (ya da bir konuya) karşı niçin belli bir biçimde (olumlu ya da olumsuz) davrandığı sorusunu da akıllara getirecektir(3).&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;İnsanı insan olduğu için sevme ve saygı duyabilme erdemine ulaşan bir sanatçının, yapıtlarında estetiği yakalama ve sergileme uğruna, insanın öznel varlığının etik değerlerini basite alabileceğini ve bu değerlere, dolayısiyle insanın kendisine, gerçekliğine saygısızlık yapabileceğini düşünmek, sanat ve insanlık adına kabul edilemez bir olgudur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Mahmut Özturan&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Nisan, 2004&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;a href="http://www.fotografya.gen.tr/cnd/index.php?id=3,1,0,0,1,0"&gt;(Fotografya, Sayı: 17)&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Kaynaklar:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;1 – Sanat ve Estetik Kuramları (Nejat Bozkurt)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;2 – Estetik’in Kısa Tarihi (Hakkı Hünler)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;3 – Etiğe Giriş ( Annemarie Pieper) &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-4582328308600934071?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/4582328308600934071/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=4582328308600934071&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/4582328308600934071'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/4582328308600934071'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/02/sanat-yaptlarnda-oncelik-karmasas-etik.html' title='Sanat Yapıtlarında Öncelik Karmaşası: &quot;Etik ve Estetik&quot;'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-8656535827805513593</id><published>2011-02-03T18:01:00.003+02:00</published><updated>2011-02-06T01:43:41.892+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotografya'/><title type='text'>Bir Sanat Yapıtı Yaratımında Etik</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bireylerin ve toplumların yaşamlarında etik değerlerin varlığı, önem ve gerekliliği tartışılmaz bir gerçektir. İlk antik dönem düşünürlerinden günüümüze dek “etik”, “etik değerler” ve “etik değerlerin birey ve toplum yaşamlarındaki varlığının kaçınılmazlığı ve yadsınmazlığı” hep tartışılagelmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Etik; iyi, kötü, yararlı gibi sorunları inceleyen, ahlaki bir davranış kuralı ortaya koyan, neyin yapılması gerektiğini, hangi davranışın iyi olduğunu, neyin yaşama anlam kazandırdığını gösteren ahlak bilimi (1) olduğuna göre, bu tanımın sınırladığı tüm değer, kavram ve eylemlere her bireyin saygılı olma gerekliliği doğar. Tüm varolan ve kabul görmüş etik değerleri umarsızca reddedebilmenin usdışılığı hep anımsanmalıdır. Çünkü etik değerler, insan yığınlarını “toplum” ve insanları “birey” yapmaya yetebilecek güçte altyapı oluştururlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Arirtoteles, etiği kuramsal felsefeden ayırarak kendi başına bir felsefe alanı olarak ele alan ilk filozoftur. Etik, pratik felsefenin bir bölümü olarak, insan eylemleri ve onların ürünlerini konu alır. Etik sözcüğü, Yunanca’daki “ethos” dan gelir ve iki farklı kullanımı vardır: İlk kullanımı; alışkanlık, töre ve gelenek anlamlarını taşır. İkinci kullanımı ise –genel kullanımı budur- eylemde bulunan ve davranan kişi, aktarılan eylem kurallarını ve değer ölçülerini sorgulamadan uygulamayıp; aksine, kavrayarak ve üzerinde düşünerek talep edilen iyiyi gerçekleştirmek için onları alışkanlığa dönüştüren kişidir: Alışkanlık, töre ve gelenek böylelikle karakter anlamını da almakta, erdemli olmanın temel tavrı olarak pekişmektedir. (2)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bir sanat yapıtı yaratımında, sanatçının, yapıtın değersel sınırlamalarını belirlerken, bir anlamda etik değerleri önemsemek ya da basite almak için de öngörüsünü ortaya koymuş olacaktır. Yapıtını hangi değerler çerçevesinde yaratacağını belirlerken, bu değerlerin içinde etik değerlerin varlığını ve önem derecesini de belirlemek zorunda olacaktır. Etik değerlerin gözardı edilerek ve “özgür yaratım” ya da “özgün yaratım” adlandırmalarıyla ortaya konulmuş yapıtlar, belki sanatçının sıınırlı düşünsel değerlerini yansıtıyor olabilecektir ama, bu tür yapıtlarda, etik değerlerin yokluğu ya da eksikliği, izleyici için bir sorun olarak algılanacaktır. Bu düşünce, sanatçıya çoğu zaman aktarılmaz.Çünkü genelde izleyiciler, izledikleri yapıtlara ya da sanatçıya bilinçli ve olgun bir eleştirel yaklaşım göstermezler. Eleştirmenliğe soyunmuş kimileri de, çoğu zaman kendi içsel değerleriinin o yapıta yansımış olmasını beklerler. Oysa, kendi ya da sanatçının içsel değerleri “neler” olurlarsa olsunlar, özellikle ve önemle etik değerlerin varlığı ya da eksikliği üzerinde de ciddi bir şekilde durulmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Etik değerlere sanat yapıtlarında yer verilmesi; sanatçının kişiliği, dünya görüşü, eğitimi, bilinçaltı ile kendisi ve tümel yaşamla barışıkşığının güçlülüğü oranında olasıdır. Basit bir örnekle düşündüklerimizi açalım: Portre çalışan bir fotoğraf sanatçısının, yolda yürürken aniden karşılaştığı, iniltiler içinde hastaneden çıkmakta olan yaşlı bir kadının yüzündeki ifadeyi ya da gözlerindeki anlam derinliğini yakalamak için yaşlı kadının karşısına geçerek fotoğraf çekmeye çalışmasının etik yönünü düşünelim. Belki de o kare ile gerçekten çok mükemmel bir sonuç elde edilebilecektir, ancak tümel yaşamda varolan ve her bireyin koşulsuz saygı duyma zorunda olduğu en önemli ve en değerli şey “İnsan Hakları” olduğuna göre, o hasta yaşlı kadının acılarına ortak olabilmenin aksine, durumdan, tümüyle bireysel ve bencil çizgide “iş” çıkarmaya çalışmak, tüm etik değerleri çiğnemek olacak ve insanlık ayıbı sayılabilecektir. İnsan Haklarına, İnsan yaşamına sevgiden uzak ve hatta saygısızlık içeren bir eylem sonucunda, dünyanın en mükemmel fotoğrafını çekmiş olmanın, en mükemmel sanat yapıtını yaratmış olmanın ne denli değeri vardır? Sanat, herhangi bir biçimde, insan yaşamından daha önemli ve değerli olabilir mi?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Sanatsal yaratı, bir tür zihinsel faaliyettir; bulanık ve belirsiz bir şekilde algılanan duygu ya da düşünceleri, öteki insanlara aktarılmaya hazır açıklık düzeyine getirmektir. İnsana yeni şeyler veren ve bir sanatçının ifade ettiği her duygu ve düşünce, sanat yapıtıdır. Fakat bu zihinsel çalışma ve yaratı, gerçekten insanların ona atfettiği öneme sahip olmalıdır. İnsanlık için iyi olana katkıda bulunmalıdır; sanatın insanlığı kötüye götüren arzularla da ilişkisi açık olduğundan, sanata verilen değer, onun sadece insana yararlı oluşuna mal edilemez. Bir sanat yapıtında en önemli şey içeriktir. İçeriğin en üst sınırı, bütün insanlara herzaman gerekli olma özelliğidir. Bütün insanlara herzaman gerekli şey, iyi ve ahlaki olandır. İçeriğin en alt sınırı, insanların gereksinim duymadığı, kötü ve ahlak dışı olandır. Mükemmel bir sanat yapıtında içerik, bütün insanlar için önemli ve değerli, yani “ahlaki” olmalıdır. (3)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Etik değerlere yer ve önem verilmeden yaratılmış bir sanat yapıtının, öncelikle sanatçının iç dünyasının tam bir yansıması olamayacağı açıktır. Çünkü oranları ne denli değişse de her birey, mutlak bir etik değer varlığının etkilerini kendi iç dünyasında yaşar. Bu nedenle de, bir sanat yapıtının yaratım sürecinde etik değerlere yer, değer ve önem verilmemesi, yani yapıtın “etik değer”siz oluşu, bir anlamda yapıtın “değersiz”liğini gündeme taşıyabilecektir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Aristoteles der ki, içimizdeki töresel iyi özellikler, ne doğanın bir zorunluluğudur ne de doğaya karşı olmuştur, aksine onları kendimize katma yeteneği bizim doğamızda vardır ve ahlaki özelliklerimizi alışkanlık haline getirerek mükemmel duruma yaklaşırız (4). Mükemmel duruma yaklaşan, içsel sorunlarını çözümleyebilmiş, kendisiyle ve çevresiyle barışık bir bireyin “sanatçı” kimliği ile ortaya koyacağı yapıtlar, bir “sanat yapıtı”, bir “değer” olabilmeye çok yakın bir konumda olacaklardır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://www.fotografya.gen.tr/issue-16/goster.php?sayi=16&amp;amp;dosya=sanatvefelsefe_index_16.htm"&gt;(Fotografya, Sayı: 16)&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Mahmut Özturan&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Haziran, 2003&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Kaynakça:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 41.25pt; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 41.25pt; text-align: justify; text-indent: -23.25pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;(1)&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;:&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Felsefe Sözlüğü / M.Rosenthal, P.Yudin&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 41.25pt; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 41.25pt; text-align: justify; text-indent: -23.25pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;(2)&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;:&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Etiğe Giriş / Annemarie Pieper&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 41.25pt; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 41.25pt; text-align: justify; text-indent: -23.25pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;(3)&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;:&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Sanat Nedir? / Tolstoy&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 41.25pt; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 41.25pt; text-align: justify; text-indent: -23.25pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;(4)&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;:&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Nikomakhos’a Etik / Aristoteles&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-8656535827805513593?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/8656535827805513593/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=8656535827805513593&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/8656535827805513593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/8656535827805513593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/02/bir-sanat-yapt-yaratmnda-etik.html' title='Bir Sanat Yapıtı Yaratımında Etik'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-6697094354348406811</id><published>2011-02-03T13:12:00.005+02:00</published><updated>2011-02-06T01:43:58.404+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotografya'/><title type='text'>Bir Sanat Yapıtının Değersel Sınırlamaları</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;İlkin değerin bir başına ne olduğunu düşünelim: Birşeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü; bir şeyin değdiği karşılık; yüksek ve yararlı nitelik; bireyin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Bir başka açıdan, bence değer: olumlu ve güçlü düşünebilen, yapabildiği analizleri algılayabilme gücüne sahip bireyin iç dinamiklerinin zamana ve koşullara göre değişken yargısal ürünüdür. Bu yapısal niteliklere sahip olmayan bireyin “değer” kavramını düşünmesi ve algılaması olanaksızdır. Ancak düşünmek ve algılamak, anlamanın ve bilmenin başlangıç aşamasıdır. Değer kavramının düşünsel analizler sonucunda anlaşılması ve tanınması, özellikle sanat çevrelerinde yapıtların yorum ve eleştirilerinde en çok gereksinim duyulan bir eksikliktir. “Değer”in ne olduğu kavranmadan, bilinmeden sanat’a yaklaşılması büyük yanlıştır. Afşar Timuçin şöyle bir yorum getirir(1): Sanatta değer, doğrudan doğruya yapıtın insani anlamlarıyla, bu anlamlar çerçevesinde özellikle geleceğe açık bir insani etkinliği bize duyuruşuyla belirgindir. Yalnızca sanat estetik değer kavramlarını, gerçek anlamda güzel’i ve çirkin’i getirir. Estetik değerin kaynağı doğada değil, insanın içsel zenginliklerindedir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Değerin altyapısı bize neler çağrıştırır? Önce tabii ki değerin oluşum süreci! Her bir yapıtın üretimindeki ilk adım, değer’in ne olduğunun bilinciyle bireyin düşünsel dünyasında şimşeklerin çakmasıyla başlayan duygu yoğunlukları yaşanmasıdır. Değer, soyut bir kavram olarak duygusal olduğundan; nesnel değil tümüyle öznel olduğundan, oluşumu tümüyle bireyin düşünsel dünyasındadır. Bu düşünsel dünyadaki değer altyapısının oluşum süreci, bireyin, tüm imgesel, gözlemsel ve deneysel birikimlerinin güç ve boyutlarına göre gerçekleşir. Ne denli güçlüyse bu birikimleriniz, bu süreç o denli doyurucu olacak ve geleceğe o denli güçlü artı değerler bırakacaktır. İnsanın tüm yaşamında, imge, gözlem ve deneylerinin bileşkesi, değersel bir altyapı birikimi oluşturur. Eğer düşünsel dünyalar zayıf, beslenmesiz ve basit olursa, değer; bir içsel zenginlik olarak bireyin yapısında yer edinmemişse, bireyin düşünce dünyası, değer’e verimli ve pozitif bir altyapı oluşturamayacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Gelelim değer’in önkoşullarına. Değer’in birincil önkoşulu, insanın duygu dünyasına yönelmek ve hatta içine girebilmektir. Eğer insanın duygusal boyutu kavranabilirse, neye ilgi duyduğu ve önem verdiği imgelenebilirse – ki bunu yapmaya çalışan bireyin kendisi de kendi iç dünyasında bu gezintiyi yaparak doğru şeyler elde edebilir – değerin birincil önkoşulu yerine getirilmiş olur. Buna “ilgi merkezleri” de diyebiliriz. Sonra sıra anlatımdadır: ilgi merkezine seslenebilen değerler, yanıtsız kalmazlar. Alınacak yanıtların kimliği, anlatım biçimini oluşturur. Anlatım biçimi, duygulara sesleniş ya da seslenişlere yanıttır. Bunu olumlu sonuca götürecek en önemli etken ve önkoşul da, güç’tür. Eğer insanın duygularına seslenmeye, seslenişleri algılamaya ve tüm bunların sonucundaki değer yapılanmasını irdeleme gücüne sahipseniz, değerin önkoşullarını yerine getirme başarılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;İonna Kuçuradi(2) , değer’e şöyle yaklaşır: Değer, “bir şeyin değeri” derken genel olarak anladığım, o şeyin kendisiyle aynı türden şeyler arasındaki özel yeridir. Bir yapıtın değerlendirilmesi üç ana aşamadan geçer. İlki anlamak, ikincisi: bir yapıtı kendi alanında bir yere oturtmak ve kendi alanındaki yerini-değerini belirlemektir. Üçüncüsü ise, bir yapıtın önemini; böyle bir yapıtın yaratılmasının insan için, dünyamız için anlamının ne olduğunu göstermek; bu olanakların etik değerler bakımından anlamının ne olduğunu göstermektir. Bu adımın atılabilmesi için genellikle değerlerin, özellikle de etik değerlerin felsefi bilgisi gereklidir: etik değerlerin değerinin bilgisi!.. Zaten, sanat’ın ya da herhangi bir olgunun evrensel etik değerlerden soyutlanarak bir başına bir anlam, bir değer ifade etmesi olanaksızdır; olsa bile bunu bir “değer” olarak görmek insanın istenç ve algısını zorlayacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Değer’in sınırlarını ya da sınırlamalarını düşünelim şimdi de! Değer’in değişkenkiğinin bilinciyle nerede başladığını, nereye kadar sürebileceğini bilebilmek bir yüceliktir. Değer’in bir başına ne olduğuna bile yorum getiremeyen bunca insanlar arasında değerin sınırlarını bilebilmek!.. İnsanın duygu dünyasında pozitif ve negatif değerler arasındaki mesafe(!) tartışmalı bir düzlemdir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Çünkü değişken bir temel niteliğe sahiptir. Bu tartışmalı değişken düzlem, bireysel algı ve istenç farklılıklarının da kökenini oluşturur. Kimi zaman, birinin, kendi öznel yarar ve yargılarına göre “iyi” dediği, bir diğeri tarafından “kötü” gibi değerlendirilebilmektedir. Aslında çoğu böylesi durumlarda olumluluk ya da olumsuzluk mesafesi çok da uzak değildir biribirlerine, ama “bilinçli iletişim” eksikliğinden “çok farklı” gibi durur düşünceler! Örneğin, “1000” sayısının ölçüt alındığı bir konuda, çoğu zaman tartışılanlar “100” aralık dilimindedir: birinin “710” olarak gördüğünü, diğeri “805” olarak algılar ve genellemede biribirlerine yakın olan bu iki değerlendirme, bilinçli iletişimin yokluğu ya da eksikliği ve belki daha da önemlisi, çoğu kez karşılaşılan, bireylerin içsel değer yargılarındaki sorunlar yüzünden “değerler çatışması” olarak değerlendirilmektedirler. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Sınırlar, çoğu zaman koşulların benzeşmesinden dolayı kendiliğinden belirginleşebilse de, kimi zaman da, alanında tanınmış ve hatta bazen otorite bile olduğunu savlayan isimler,&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;değer’e basit düşünceler ve ideallerle sınırlar koyabilmekte, kendilerinde bu gücü(!) görebilmektedirler. Oysa “değer”, bireyselliklerden, tüm zaman ve koşullardan çok ötelerde yüce bir kavramdır. Bu türden çabalar komik ve basit bir eylem olarak kalmaktadırlar. Kimi zaman da, bazı kurumlar, kural ya da yasa koyar gibi, değer’lere sınırlar koyabilmektedirler. İster bireyler, ister kurumlar tarafından her ne şekilde olursa olsun, hangi amaçla olursa olsun, değerlere sınırlar koymak, ne adına olursa olsun yanlıştır. Çünkü değer’in bir tek sınırlaması olabilir ki bu da, evrensel temel değerlerin, insani yüce değerlerin getirebileceği-koyabileceği sınırlamalardır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Değer yargısı: değer ve yargı... Her biri kendi içinde büyük ve yüce anlamlar içeren iki sözcüğü birlikte ele alınca daha da bir önem kazanıyor! Değerin yargısı, yargılaması; yargının değeri ya da değerlendirmesi... Değer’in yargısını yapabilme becerisinin her insanda bulunabilmesi beklenmez, düşünülmez. Ancak evrensel temel değerler ile insani yüce değerlerin, değer yargılarını belirleyebilme gücü vardır, bu da bireylerüstüdür. Değer’i yargılamanın zorluğu yanında, açmazları ve çıkmazları da vardır. Böylesine hassas bir konu gündeme getirilirken yeterince düşünmeyi gerektirir. Bir sanat yapıtının bir değer olup olmadığının değerlendirilmesi, yorumlanması ve yargılanması, her zaman ve koşulda tam anlamıyla gerçekçi olunması ve değer’in ne olduğunun bilinmesine bağlı olarak olanaklı olacaktır. Bir yapıtın “değer” olması, ancak, tümel yaşamın gerektirdiği duygu ve düşünce yoğunluklarını içermesi, yansıtması ve bir başına bunu anlatabilmesiyle olasıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Tolstoy, sanat’ı değerlendirirken şöyle der(3):&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Gerçek bir sanatsal yapıt, belirli bir düzene konulamaz, çünkü gerçek sanat yapıtı, (bizim kavrayışımızın ötesindeki yasalarla) sanatçının içinde uyanan yaşama ait yeni bir kavramın açığa vurulmasıdır ve bu kavram ifade edildiğinde, insanlığın yürüdüğü yolu aydınlatır. Duygu’nun evrimi sanat aracılığıyla gelişimini sürdürür. İnsanlığın mutluluğu için daha az iyi ve daha az gerekli duyguların yerini daha iyi ve daha yararlı duyguların alması sanatın amacıdır, olmalıdır. (Bu amaç, sanat yapıtlarının bir değer olmasını da doğal olarak sağlamış olacaktır.)&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Sanatın içeriğini oluşturan duygulardan bahsedecek olursak; sanat, bu amacını gerçekleştirme oranına göre iyi ya da kötü (değerli ya da değersiz) sanat olur. Tolstoy, normal bir insanı etkileyemeyen şeyin sanat olamayacağına inanır. Tolstoy’a göre “sanat”ın “değer”i sadece şu gerçekte yatar: Anlaşılamaz ve ulaşılamaz biçimde olan bir düşünceyi anlaşılabilir ve hissedilebilir yapmak... İnsanların bir sanat yapıtında görmek ve yaşamak istedikleri şey, yapıtın taşıdığı kendi öz değeri aracılığı ve katkısıyla, duygusal ve düşünsel anlamda kendilerinin içsel zenginliklerine değersel katkılarda bulunabilmesidir. Bu da ancak bir “değer” olabilen yapıtla olasıdır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://www.fotografya.gen.tr/issue-15/sanatvefelsefe_index_15.htm"&gt;(Fotografya, Sayı: 15)&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Mahmut Özturan&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Aralık, 2002&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Kaynaklar:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 41.25pt; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 41.25pt; text-align: justify; text-indent: -23.25pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;(1)&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Felsefe Sözlüğü / Afşar Timuçin&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 41.25pt; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 41.25pt; text-align: justify; text-indent: -23.25pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;(2)&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Sanata Felsefeyle Bakmak / İonna Kuçuradi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 41.25pt; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 41.25pt; text-align: justify; text-indent: -23.25pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;(3)&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Sanat Nedir? / Tolstoy&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;﻿&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-6697094354348406811?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/6697094354348406811/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=6697094354348406811&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/6697094354348406811'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/6697094354348406811'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/02/bir-sanat-yaptnn-degersel-snrlamalar.html' title='Bir Sanat Yapıtının Değersel Sınırlamaları'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-5160442266131841328</id><published>2011-02-03T12:54:00.004+02:00</published><updated>2011-02-06T01:44:14.202+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotografya'/><title type='text'>Bir Sanat Yapıtında Estetik Kaygı zorlamaları</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bir sanat yapıtının bellekte oluşum sürecinde en önemli etken, bireyin yaşamla barışıklığıdır. Yaşamla barışık olan bireylerin tüm çalışma ve üretimlerine içsel değerlerinin doğrudan yansıması kaçınılmazdır.İçsel zenginliği oluşturan etik, estetik ve düşünsel tüm değerler güzellikleriyle, çirkinlikleriyle, kaygılarıyla, kuşkularıyla, tasalarıyla, endişeleriyle sanatçının iç dünyasını etkilediği oranda yapıtlarında da kendini gösterir. Bir değerin negatif açılım yüküyle etkileme gücünün olması ve bunun tasarı aşamasında da olsa yapıta yansıyabilirliği, o sanat yapıtının yapısına, içeriğine negatif değer yükler. Ancak sanatçı bunun bilincinde olmaz: bilinçaltının üretime olumsuz etkisidir bu! Sanatçının, özgün içsel değerlerindeki negatif altyapının bilincinde olup, bunları sorgulama ve bilinçaltını bu negatif değerlerin etkisinden kurtarabilmesi gerekir. Negatif özelliklerinden arındıralamayan bilinçaltının sanatçıyı ve yapıtlarını negatif yönde etkilemesi kaçınılmazdır. Bu nedenle de sanatçı, üretim aşamasında herşeyden önce kendi iç dinamiklerini ve etkilenebilirliği söz konusu olabilecek özelliklerini irdelemeli ve bu negatif özelliklerinden yapıtlarının hiçbir şekilde etkilenmemesine gayret göstermelidir; kaygılar, kuşkular,tasalar, endişeler.. ve bunların içinde en çok da sözü edilegelen “estetik kaygı” dan!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bir sanat yapıtı üretilirken, sanatçının her türlü kaygıdan uzak durması gerekir ki, kendi gerçek iç dünyasını objektif ve doğal olarak çalışmalarına yansıtabilsin! “Beğenilme” kaygısı ve “beğendirme” çabası yapıtın tüm doğallığını yitirecektir.Eğer gerçek bir sanat yapıtı, var olan doğal gerçekliğin, sanatçının düşünsel zenginliğinin de katkısıyla ortaya koyduğu bir değer ise; bu değerin bir kaygıyla üretilmiş olması, o yapıta değer değil, negatif bir özellik kazandırmış olur ki bu özellik, estetik düşünce temelli olsa dahi olumsuz kimliğini değiştirmiş olmaz. Zaten estetizmin bireysel beğeni hedefli olduğu da düşünülürse, burada dikkate alınması gereken beğeni, izleyicinin değil, yapıtın yaratıcısının beğenisidir. Yapıtın üretim aşamasında sanatçının estetik değerleri birincil rol oynarken; sanatçının, izleyicilerinin estetik değerlerini önceden düşünme ve buna göre bir yapıt üretmesi, sanat adına acı ve hatta komik olacaktır. Böyle bir durumda üretilen yapıt, sanatçının düşünce ve estetik değerlerini değil, izleyicilerin varsayılan beğenilerini hedef aldığından, bir değer olarak kabul edilmesi olanaksızdır. Sanatçı, yapıtlarına hiçbir dışsal kaygı yansıtmamalı, pozitif değer yüklü içsel kaygıları ise yapıtın bir “değer” olmasına yardımcı etkenler gücünde olacağından, bu türden katkıları olumlu yardımcı unsurlar olarak kabul etmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Düşünsel hedefler estetik olmalı, estetizm içermeli ama estetik de olsa hiçbir değer kaygı unsuru olmamalıdır. Kaygısal düşüncelerin içerdiği negatif özellikler, bilinçaltının yönlendirmesiyle yapıtlara da belirli bir oranda yansır. Kaygının pozitif yöndeki değeri, yalnızca sanatçının içsel pozitif dinamikleri ölçüsündedir. Düşünsel boyutuyla estetizm, sanatçının üretim aşamasında kendi iç zenginliklerini yapıtına yansıtabilme kaygısı taşıdığında bu, yapıtın bir değer olabilmesi için yapıtın içeriğine, niteliğine yansıyan pozitif bir değer olur. Düşünsel hedefin estetik bir değer üretimi olması, ya da hedefte, düşünsel zenginliklerin katkısıyla bireylerin –izleyicinin- içsel dünyalarına estetik değerler kazandırılması düşüncesi, bu kaygı da olabilir, yapıta negatif değil pozitif bir katkı sağlar. Ancak estetizmi gerçekleştirebilme çabasının yapıta yansıması, sanatçının içsel değerleri çerçevesinde kaygı içermesi negatif olmamakta ve hatta artı değer olabilmekteyken; dışsal değer ya da etkenlerin sanatçının yaratıcılığını etkilemesi, yapıtı doğallıktan uzaklaştıracağı ve sanatçının içsel değerlerinin yapıta yansıması olmayacağı için, tümüyle negatif değerlidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Zorlama, olumsuz içeriğinden dolayı, doğal ve insancıl hiçbir değer üretiminde hoşgörülmez. Her ne adına kullanılırsa kullanılsın, olumsuz içeriğin, olumlu sonuçlar vermesi beklenmez. Bir değer hedefli düşünsel zorlama çabaları, sonuçta birşeyler ortaya koymayı sağlayabilir ama üretilen, yaratılan nesnel varlıkların değersel analizlerinin bilinçli, gerçekçi ve objektif yapılabilmeleri durumunda, ortaya konan şeyin, salt zorlama nedeniyle bir değer olup olamayacakları kolaylıkla anlaşılabilecektir. Herhangi bir içsel ya da dışsal zorlamayla üretilen bir sanat yapıtı bir değer olarak algılanmaz. Çünkü yapıtın estetik bileşenlerinin objektif analizinde yerine tam oturtulamamış parçalar dikkat çekecektir. Doğaldır ki, bu tür analizlerin gerçekçi ve objektif olabilmesi için bireysellikten tümüyle kurtarılması gerekir ki bu da analizi yapacak izleyici ya da yorumcunun bilinçaltının negatif değerlerden arınmış olmasını gerektirir. Kendisiyle ve temel pozitif evrensel&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;değerlerle tümüyle barışık olabilmek gerekir objektif analizleri yapabilmek için! Objektif analizler sonucunda yapıtın herhangi bir zorlamayla üretilmiş olduğunun anlaşılması durumunda yapıt bir değer olabilmekten uzaklaşacaktır. Zorlama, yalnızca sanatçının kendi iç dünyasındaki içsel değer ve zenginliklerinin yapıta yansıması aşamasında hoşgörülür ve hatta saygıyla karşılanır, bunun dışında tümüyle dışsal kaygı kaynaklı zorlamalar yapıta değer değil, aksine basitlik kazandıracaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Kaygı, negativizm içerdiğinden değil sanatın, yaşamın dahi hiçbir alanında hoşgörülmez ama pozitif temelli hedeflere varılma sürecinde bireylerin sonuçtan tam emin olamamaları durumunda, daha büyük ve daha yoğun bir çaba içinde olmaları için yaşadıkları kaygısallık artı değer olur. Ancak bireyin iç dünyasının değerler üretmesinde, bireyin kendi içsel zenginliklerinin pozitifliğini objektif sorgulayabilmeleri her zaman olanaklı olmaz. Çünkü birey, çevresine gösterebildiği titiz irdeleme ve analiz merak ve ilgisini aynı oranda kendisine gösteremez. Bu nedenle, mümkün olabildiğince bireyler kaygıdan uzak durabilme çabası içinde olmalıdır. Bu birey; eğer, değerler ve yapıtlar üretme çabası içinde olan bir sanatçı ise, kaygısallık çok daha fazla önem taşıyacaktır. Sanatçının iç dünyasında kaygısallığın bulunması ve bunun yapıtlarına yansıması, sanatçı ve yapıtları adına negatif bir değer olur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Yaşamın mutlu bir kimliğe yönelmesi, her tür acı verebilecek içsel-dışsal tüm değer ve etkenlerden uzak kalabilmeye bağlı olduğuna göre, kaygı da insanı yıpratabilecek negatif özellik taşıdığından, tüm yaşamda kaygıdan mümkün olabildiğince uzak durulmaya çalışılmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;a href="http://www.fotografya.gen.tr/issue-14/Sanat_ve_Felsefe_14.htm"&gt;(Fotografya, Sayı: 14)&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Mahmut Özturan&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Ağustos, 2002&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-5160442266131841328?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/5160442266131841328/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=5160442266131841328&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/5160442266131841328'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/5160442266131841328'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/02/bir-sanat-yaptnda-estetik-kayg.html' title='Bir Sanat Yapıtında Estetik Kaygı zorlamaları'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-612647097176180669</id><published>2011-02-03T12:49:00.006+02:00</published><updated>2011-02-06T01:44:29.857+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotografya'/><title type='text'>Bir Sanat Yapıtının Bellekte Oluşumu</title><content type='html'>&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Sanatçının düşünsel değerler zenginliğinin yapıtına yansıyabilmesi ile oluşacak pozitif etkileşim boyutu, yapıtın bir “sanat yapıtı” ve bir “değer” olmasına olanak sağlayacağından, sahip olunan düşünsel değerler zenginliğinin öncelikle irdelenmesi gerekir ki, bellekte oluşacak bir yapıtın oturduğu varsayılan temelin değer boyutları analiz edilebilsin. Bu analizler sonucunda, bireyin yapıt üretim sürecinin bellekte başlayabilme olasılığı anlaşılacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bireylerin doğuştan getirdikleri yeteneklerin yaşamlarındaki karar, yönelim ve eylemleri belirleyici unsurlar olduğunu biliyoruz. Bu doğuştan getirilen ve kişiliğin bir parçası olmuş yeteneklerin sanat ivmesi açısından en önemli olanı “gözlem yetisi”dir. Doğuştan gelen gözlem yetisinin güçlülüğü ve zenginliği oranında birey sanata yönelebilecek ve içindeki, çevresini estetik temelli görüş ve yorumlarla değerlendirme yönelimini sanatsal eylemlere dönüştürebilecektir. Sanatsal eylemlerin gerektirdiği en önemli koşul, üretim süreci öncesinde düşünmenin zorunluluğudur. Düşünülmeden, beyin ve bellekte bireyi üretime zorlayıcı fırtınalar ve şimşekler oluşamadan ciddi bir üretimden söz etmek olası değildir. Bu şimşek ve fırtınaların bireyi götüreceği nokta, bu düşünsel zorlayıcı sürecin sonunda nesnel bir ürün görebilme arzusudur. Ancak tüm bunlar, bireyin imgesel tasarım, hayal kurma, imgelerin oluşması ve yaşama geçirilmesi ya da düşünce ve tasarımların eyleme dönüştürülmesi ön- temel koşuluna bağlıdır. İmgesel tasarım ve bu aşamadaki bireyin belleğini zorlayıcı düşünceleri ile şimşekler çakması, çaktırması, bireyin, sanatçı kişiliğini ön plana ve gün yüzüne çıkarmasına ve bunun sonucu olarak da ”değer” olabilecek yapıtlar üretmeye yöneltecektir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Kimi zamanlar sanatçı, önceden bilincinde bile olamadığı bir sonuca ulaşabilmenin sıkıntı ve zorlamalarını yaşar. İşte bu zorlamalardır ki,&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;bireyin beynindeki tüm kılcal damarlarda kanın dolaşımını sağlayarak yeni, yepyeni ve belki de üretim sürecini yaşayan o sanatçının bile öngöremediği sonuçlara ulaştırabilecek, değerler elde etmesine olanak sağlayacaktır. Beyinsel işlevlerin zorlanmaları süreci, beyindeki kılcal damarların genişlemesine yol açacak ve genişleyen damarlarda daha fazla kanın dolaşabilmesine olanak sağlayacağından, daha akılcı düşünebilecek ve daha verimli sonuçlar elde edebilecektir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt 2.85pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Beyinsel işlevlerin zorlayıcı çalışma süreci sonunda, kimi zamanlar dişe dokunur birşeyler elde edilememiş gibi görülür. Böylesi durumlar bireyi/sanatçıyı hayal kırıklığına götürmemelidir. Çünkü kesin olarak bilmeli ve inanmalıyız ki, olumlu bir sonuç elde edilememiş gibi görünen düşünsel süreçler; bir yaratıcılık eyleminin temel tasarımının altyapısını oluştururlar. Bu durumun öneminin bilincinde olunması gerekir. Güzel ve başarılı bir sonuca ulaşılamayan durumlarda, geçirilen zamanın boşa olmadığını ve bu zamanın, ileride başka değerli çalışmalara temel oluşturacağı bilinmeli, buna inanılmalıdır. İnanmak, bir işi başarmanın yarısıdır. Kendinize, çabanıza, gücünüze inanmadan hiçbir başarıya ulaşamaz, hiçbir güzel’e, hiçbir iyi’ye imza atamazsınız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bir “sanat yapıtı”, bir “değer” üretebilmek için, öncelikle kendimizi tanımamız, objektif analizimizi yapabilmemiz, değerlerimizin doğruluğunun bilincinde olmamız, bir değer üretebileceğimize içten inanmamız ve kendimizde bu üretim gücünü görebilmemiz gerekir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;a href="http://www.fotografya.gen.tr/issue-13/m_ozturan/m_ozturan.html"&gt;(Fotografya, Sayı: 13)&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;Mahmut Özturan&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Nisan, 2002&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-612647097176180669?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/612647097176180669/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=612647097176180669&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/612647097176180669'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/612647097176180669'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/02/bir-sanat-yaptnn-bellekte-olusumu.html' title='Bir Sanat Yapıtının Bellekte Oluşumu'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5103398988270336468.post-373218701052851594</id><published>2011-02-02T23:39:00.012+02:00</published><updated>2011-02-06T01:44:46.190+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotografya'/><title type='text'>Sanat’a düşünsel bir yaklaşım</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;Sanat, bir duygunun, tasarının, ya da güzelliğin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı, veya, bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık olarak tanımlanır. Etimolojik yaklaşımda ise sanat; insanların nesnel gerçekliği, estetiksel biçimde yeniden yaratması ve bunu yapabilme yeteneğidir. Kısaca sanat, insanla, nesnel gerçekçilik arasındaki estetik ilişkidir.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;Tarihsel süreçte sanatın ne olduğu üzerine pek çok kurgular oluşturulmuşsa da bunların en önemlisi, Platon-Aristotales’in güzellik felsefelerine dayanan “öykünmeli sanat”dır. Sanat, bir öykünme (taklit)dir. Aristoteles’e göre sanat, gerçeğin öykünmesidir ve üç etkisi vardır: eğlendirir, eğitir, arıtır. Bu anlayış, 18.yy’da Rousseau ile “anlatımlı sanat”a dönüşür.Bu anlayışta önemli olan güzellik değil, duygusal taşkınlıktır. Daha sonraları anlatımlı sanat da yerini “biçimsel sanat” a bırakır. Bu anlayışa göre de sanat, bir biçimdir. Günümüzde ise sanatı, bilinçaltı duygu ve düşüncelerinin ürünü olarak gören akımlar türemiştir(1). Aslında sanat; nesnel gerçekliğin, insan bilincinde estetiksel imgeler halinde yansımasıdır. Sanatın özü, içerik ve biçimdir; içeriksiz biçim olamayacağı gibi, biçimsiz içerik de olamaz(2).&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;&lt;br /&gt;Sanat-yaşam ayırımı yapılamaz. Sanatçının yaptığı şey, durumları belli sınırlar içinde göstermek; sayısız olaylar, ya da olabilecek olaylar arasından en önemlilerini çekip çıkararak, onlara yeni boyutlar kazandırarak değerlerini belirtmek; başka insanların da onların anlamlarını görebilmesini sağlamaktır(3).&lt;span style="color: #333333;"&gt; &lt;/span&gt;Sanat, bakış açınıza ve iç dünyanızın sorunsuzluğuna göre yaşamın ta kendisi olabilir. İnsanı ve yaşamını konu alan hiçbir olgu ve kavram, felsefenin sınırları dışında kalamadığına göre, sanat ve felsefenin içiçeliği bir gerçektir ve sonuç olarak felsefe “düşünebilmek sanatı” dır. Düşünmek, her olgunun, her bilginin, her varoluşun temelindeki tek gerçektir. İnsanı insan yapan, düşünsel varlığıdır. Düşünsel varlığıyla insan, insan sayısı kadar yorum ve düşünce sistemi yaklaşım biçimleri sergiler. İnsanın düşünsel yaşamındaki her evre, uygun bir atmosfer oluşturulabildiğinde, sanata bir adım mesafede yer alır. Bu bir adımlık mesafe, bireyin iç dünyasındaki düşünsel gözlemciliğin güçlülük ölçüsüne bağlıdır. Düşünsel gözlemcilik ise bireylerin, yaşamlarında, genlerinde taşıdıkları yaşamsal pozitif enerjinin etkisi ve çevresel etkenlerin katkısıyla oluşturdukları soyut kavramları irdeleme yetileriyle düşünmeleri ve sonuçlarını nesnel bir biçimde diğer insanlara sunabilmeleridir. Çünkü düşünsel gözlemciliğin sonunda nesnel bir sonuç elde etme ve ortaya koyma beklenir. Bu, ortaya nesnel bir sonuç koyabilme edimi ise, işte o, sanata bir adımlık mesafenin somut sonucudur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;&lt;br /&gt;Düşünceyi, düşüncenin üç büyük formunu, sanat, bilim ve felsefeyi tanımlayan şey, her zaman kaosla kapışmak, bir düzlem çizmek, kaosun üzerine bir düzlem çekmektir. Ama felsefe, tutarlılık vererek sonsuzu kurtarmak ister: kavramsal kişiliklerin edimiyle, olayları ya da tutarlı kavramları sonsuza taşıyacak bir içkinlik düzlemi çizer. Sanat ise, sonsuzu yeniden veren sonluyu yaratmak ister: estetik figürlerin edimiyle, bileşik duyumları taşıyan bir kompozisyon düzlemi çizer. Bu üç düşünce biçimi, bireşim ve özdeşleşim olmaksızın kesişir, içiçe girer. Felsefe kavramlarıyla olaylar çıkartır, sanat duyumlarıyla anıtlar diker, bilim de fonksiyonlarıyla şeylerin durumlarını kurar ve düzenler(4). Franz Kafka, “sanatçı anlatış, iç dünyanın dışa nesnelleşmesidir, bu ise görünmez evreni görünür kılmaktır” derken, sanatı, felsefenin temellerinden düşünsel boyut irdelemesiyle bireyin soyutu somutlaştırma çabalarının nesnel sonucu olarak alır. Bireyin içsel değer ve algılanımlarını dışa vurabilme&amp;nbsp; yetisi, sanatın oluşumunda temel bir gerekliliktir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;&lt;br /&gt;Bir sanat yapıtının felsefi evresi, sanatçının düşünsel değerlerinin zenginliği ölçüsünde yapıtın değerine de yansıyarak oluşacak olan bu pozitif etkileşim, yapıtın bir “sanat yapıtı”, bir “değer” olmasına olanak sağlayacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fotografya.gen.tr/issue-12/sanat_ve_felsefe.html"&gt;(Fotografya, Sayı: 12)&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mahmut Özturan&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ocak, 2002&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;&lt;u&gt;Kaynakça:&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #333333; font-family: Verdana;"&gt;1.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt; Felsefe Sözlüğü (O. Hançerlioğlu)&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #333333; font-family: Verdana;"&gt;&lt;br /&gt;2.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt; Kant Estetiği (Taylan Altuğ)&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #333333; font-family: Verdana;"&gt;&lt;br /&gt;3. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Sanata felsefeyle bakmak (Ioanna Kuçuradi)&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #333333; font-family: Verdana;"&gt;&lt;br /&gt;4. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Felsefe Nedir? (G.Delueze-F.Guattari)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5103398988270336468-373218701052851594?l=fotografvesanat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/feeds/373218701052851594/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5103398988270336468&amp;postID=373218701052851594&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/373218701052851594'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5103398988270336468/posts/default/373218701052851594'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fotografvesanat.blogspot.com/2011/02/sanal-ortamda-iyi-ve-dogru-fotografn.html' title='Sanat’a düşünsel bir yaklaşım'/><author><name>Mahmut Özturan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17936013281100173246</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
